KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/1853 E., 2010/10032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17.11.2009
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, eşler arasında boşanma davasından bağımsız olarak açılan kişisel eşyanın aynen olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılar vekilinin müteselsil sorumluluğa ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ... 'nin 09.09.2005 tarihinde evlendiklerini,davalının aldığı alkolün etkisiyle müvekkilini hastanelik olacak kadar dövdüğünü,davacının ertesi günü üzerinde bulunan giysi ve bir takım ziynet eşyaları ile evden ayrılarak hastaneye gittiğini,ziynetlerin bir kısmının müşterek hanede bir kısmının ise diğer davalı olan kayınvalidesi ...'nin evinde kaldığını ileri sürerek davalılarda kalan ziynet eşyalarının aynen teslimini olmadığı takdirde şimdilik 6.000,00 TL'nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili,davacının evden ayrılırken ziynet eşyalarını götürdüğünü, kalan birkaç parça ziynetin ise mahkemece yapılan tespit sırasında davacıya teslim edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,davanın kabulü ile dava konusu edilen ziynetlerin aynen olmadığı takdirde 6.000,00 TL'nın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiştir.
HUMK’nun 74.maddesi hükmü gereğince, hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.
Davacı taraf, dava konusu ziynetlerin bir kısmının davalılardan ...'de bir kısmının ise ...'de kaldığını belirterek davalılardan tahsilini istemiş, davalıların müteselsilen sorumlu tutulmaları yönünde bir talepte bulunmamıştır. Müteselsil sorumluluğun bulunmadığı hallerde her borçlunun kendi payına düşeni ödemesi asıldır.
Birden fazla borçlu bulunup da bunların paylarının belirlenememesi halinde paylarının eşit olduğunun kabulü gerekir.Müteselsil sorumluluğun bulunduğu hallerde dahi, bundan yararlanacak olan alacaklı dava ve icra takiplerinde müteselsilen tahsil isteminde bulunmadıkça HUMK.74.maddesindeki taleple bağlılık kuralı uyarınca, borçlular müteselsilen sorumlu tutulamaz.
Bu durumda mahkemece, davalıların kendi payına düşen miktarda sorumlu tutulmaları gerekirken yazılı şekilde talep de aşılmak suretiyle müteselsilen sorumlu tutulmaları doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/1853, K. 2010/10032, 29 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama