KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/2251 E., 2010/10203 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaş olduğu dava konusu taşınmazlardaki diğer paydaş ...'nın her iki parseldeki payını 27.08.2007 tarihinde davalıya sattığını,satıştan haberdar edilmediğini belirterek önalım hakkının tanınarak davalı adına kayıtlı payların iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir. Davalı vekili ise davacının davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, davacının halası olan pay satan ... ile hiç ilgilenmediğini, müvekkilinin bakıp gözettiğini ihtiyaçlarını karşıladığını, ortada gerçek bir satışın olmadığını, işlemin gerçekte ölünceye kadar bakma vaadi ile bağış niteliğinde olduğunu, önalım davasının açılmasının MK. 2.maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.03.1957 tarih ve 12/2 sayılı İçtihadı birleştirme kararında açıkça belirtilmiştir.Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür.Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunması da bulunamayacağı kuralının bir istisnasıdır.
Olayımıza gelince: Çukurkuyu Köyü 149 ada 1 parselde 17/64 ve 149 ada 2 parselde ¼ hisse pay satan ... adına kayıtlı iken bu parsellerdeki intifa hakkının tamamını kendi üzerinde bırakarak 149 ada 1 parselde çıplak mülkiyetin tamamını 1.500 TL ve 149 ada 2 parselde çıplak mülkiyetin tamamını 2.000.-TL bedelle 27.08.2007 tarihinde davalıya satmıştır. Davalı her ne kadar tapuda pay satışı şeklinde gösterilen işlemin aslında kendisine ölünceye kadar bakma karşılığında yapılan bağış olduğunu savunmuş ise de tapuda
yapılan işlemin tarafı olan davalı yapmış olduğu sözleşme ile bağlı olduğundan kendi muvazaasına dayanarak satışın muvazaalı olduğu iddiasında bulunamayacağı gibi satıcı ... ile davalı arasında doğrudan miras bağı ve akrabalık bulunmadığından olayda 27.03.1957 gün ve 12/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının uygulanma olanağı da yoktur.
Nitekim satış işleminde muvazaa yapılmadığı mahkemenin de kabulünde olduğu halde bu satış işleminde önalım hakkının kullanılamayacağı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. ...payının intifa hakkını kendi üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini davalıya 27.08.2007 tarihinde satmıştır. Önalım hakkı gerçek anlamda geçerli bir satışla doğan yenilik doğurucu inşai bir haktır ve gayrimenkul mülkiyetinin takyitleri arasında yer alır.
Önalım hakkının kullanılmasını doğuran satış çıplak mülkiyet üzerinden gerçekleştirilmiştir. Satış sırasında intifa hakkının saklı tutulması, satışın gerçekleştiği çıplak mülkiyet üzerinde önalım hakkının kullanılmasına engel teşkil etmez. Öyleyse satış konusu olan çıplak mülkiyet üzerinde önalım hakkının kullanılmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/2251, K. 2010/10203, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama