KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/2797 E., 2010/9799 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3.12.2009
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına ilişkin payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş bulunmasına, takdirde de bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılar vekilinin taksim savunmasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, dava dilekçesinde, paydaşı olduğu 24 No’lu parselin diğer paydaşı ... mirasçılarının taşınmazdaki paylarını davalıya sattıklarını, kendisine yapılan ihtar ile öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Davalılar vekili, teklif edilmesine karşın davacının almayacağını beyan etmesi üzerine payın müvekkiline satıldığını, taşınmazın fiilen taksim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 24 No’lu parseldeki 24/60 pay taşınmazın paydaşlarından ... mirasçıları tarafından 19.1.2005 tarihinde 8.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Davacı 9.3.2005 tarihinde süresinde açtığı işbu dava ile önalım hakkını kullanmış, davalı vekili ise taşınmazın paydaşları arasında fiilen taksim edilerek kullanılması nedeniyle önalım hakkının kullanılamayacağını savunmuştur. Yukarıda belirtilen ilke doğrultusunda taraf delilleri toplanıp taşınmazın fiilen taksim edilip edilmediğinin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/2797, K. 2010/9799, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama