KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4075 E., 2010/12442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracılık ilişkisinden kaynaklanan kefalete dayalı alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece itirazın iptaline karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 16.8.2004 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşemsini müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı ve dava dışı kiracı hakkında 16.603,78 TL kira alacağının tahsili için yapılan icra takibine davalının vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davacının kira sözleşmesi gereği teslim etmesi gereken üç üniteden yalnızca birisini teslim ettiğini kiracının da teslim edilen kısım ile ilgili kira bedelini ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 16.8.2004 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı kira sözleşmesini müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı 8.3.2007 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 2005 yılı kira bedelinin ikinci taksiti olan 10.359.
TL kira 3.708,30 TL gecikme zammı, 1870 TL KDV ve 669,48 TL KDV gecikme zammı olmak üzere toplam 16.605,78 TL'nin tahsilini istemiştir. Icra takibine konu edilen kira alacağı kefalet süresine dahilse de, takip tarihi itibariyle Borçlar Kanunu'nun 493. maddesine göre davalı kefalet sorumluluğundan kurtulmuştur.
Sözü edilen Borçlar Kanunu'nun 493. maddesine göre, kefalet süresinin bitimini takip eden bir ay zarfında, alacaklı icraya veya mahkemeye müracaatla hakkını takip etmezse veyahut takibatına uzun müddetle fasıla verirse, kefil kefaletten beri olur. Bu süre zamanaşımı süresi olmayıp hak düşürücü süre olduğundan mahkemece resen gözönüne alınması gerekir.
Davacı, kefalet süresinin bitimini takip eden bir ay içinde alacağının tahsili için icra takibine girişmeyip, bu süre geçtikten sonra 8.3.2007 tarihinde icra takibine girişmiş, takibe itiraz üzerine de bu davayı açmıştır. Bu durumda Borçlar Kanunu'nun 493. maddesi hükmüne göre davalının kefalet nedeniyle sorumluluğu kalmamıştır. Mahkemece bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4075, K. 2010/12442, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama