KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4927 E., 2010/8794 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Uşak İcra Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16.10.2009
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı borçlunun vaki itirazı üzerine davacı alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve icra inkar tazminatı istenilmiş, mahkemece itirazın kaldırılmasına ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalılardan kiracı davalı ...’un temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalılardan kefil ... vekilinin temyizine gelince;
Adi kefalete ilişkin hükümleri düzenleyen B.K.nun 486.maddesine göre alacağın adi kefilden istenebilmesi, önce alacağın tahsili için borçlu hakkında takibat yapılması ve yapılan takibin semeresiz kalması koşuluna bağlanmıştır. Öte yandan B.K.nun 484.maddesine göre kefalet akdinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça gösterilmesi gereklidir.
Takipte dayanılan ve hükme esas alınan yazılı kira sözleşmesi 31.07.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup, davacı ile ... arasında düzenlenmiş, kefil olarak da davalı ... tarafından imzalanmıştır. Sözleşmede davalı ...’un kefaletinin adi kefil niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Yukarıda belirtildiği üzere, adi kefil olan davalıdan alacağın istenebilmesi için öncelikle asıl borçlu olan kiracı ...’den takip ve tahsili yoluna gidilmesi, ancak bu takip sonuçsuz kalırsa kefilden takip ve tahsil edilmesi gerekirken, doğrudan davalı kefil hakkında takip yapılması ve dava açılması B.K.nun 486.maddesi hükmüne aykırıdır. Bu durumda davanın ... yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4927, K. 2010/8794, 8 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama