KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5240 E., 2010/10414 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali, kiralananın tahliyesi ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait taşınmazda 01.09.2006 başlangıç tarihli ve dört ay süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, icra takibine rağmen kira bedellerini ödemediğini ileri sürerek kira alacağının tahsiline, itirazın kaldırılmasına, kiralananın tahliyesine ve icra inkar tazminatının davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiş, 01.07.008 tarihli dilekçesi ile itirazın iptalini istediklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili, takibe dayanak kira sözleşmesi altındaki imzayı kabul etmediklerini, taraflar arasında konusu ve tarafları aynı olan davalar bulunduğunu, faize itiraz ettiklerini, mahkemenin görevli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, itirazın iptaline, 32.000,00 TL asıl alacağın tahsiline ve asıl alacak tutarı üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İtirazın iptali davası ile tahsil davaları tabi oldukları usül, şekil, süre ve doğurduğu hükümler bakımından farklı nitelikte davalardır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için öncelikle borçlu aleyhine girişilmiş bir takip bulunması, borçlunun süresi içinde itiraz etmiş olması ve itirazın tebliğ tarihinden itibaren de l yıl içinde itirazın iptali davası açılmış olması gerekir.
Bunun yanında sonuçları itibariyle de itirazın iptali davası sonucunda mahkemece ancak itirazın iptaline takibin devamına veya reddine, talep varsa ve koşulları da oluşmuş ise icra inkar tazminatına hükmedilebilir.Alacağın tahsili davasında ise yukarıda sayılan koşulların hiç birisine gerek yoktur.
Dava dilekçesinde davacı, davalıdan olan kira alacağı için icra takibine giriştiğini, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek hem itirazın iptali ile icra inkar tazminatı, hem de alacağın tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında verdiği dilekçe ile itirazın iptalini tercih etmiştir.
Mahkemece her iki istek de kabul edilerek hüküm kurulmuştur.Bu durumda, davanın niteliğine göre taraf delilleri değerlendirilerek sonucu çerçevesinde karar vermek gerekirken infazda tereddüte neden olacak şekilde HUMK'nun 388. maddesine aykırı olarak hem itirazın iptali hem de alacağın tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5240, K. 2010/10414, 6 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama