KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6294 E., 2010/8064 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1.7.2009
Karar Metni
491 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... vekili ve birleşen davalarda davacı ... vekili, dava dilekçelerinde, davalının 56 No’lu parselden satın almış olduğu paylara ilişkin önalım haklarını kullanmak istediklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacılar adına tescilini talep etmişlerdir.
Davalı vekili, öncelikle müvekkilesinin taşınmazda üçüncü kişi olmayıp taşınmazın hissedarı olduğunu, davalının miras bırakan ... ...’nün ikinci eşi olup adı geçenin 18.4.1973 tarihli vasiyetnamesi ile tüm mirasının 1 /5’ini davalıya bıraktığını, hakkında önalım davası açılamayacağını, diğer yandan davanın süresi içinde açılmadığını, davalının taşınmazdaki paylarını gösterilenin üzerinde bir bedelle satın aldığını, tapudaki bedel üzerinden tescil istenmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı vekili 1.4.2009 tarihli dilekçesi ile de savunmasını ıslah ederek söz konusu satış işlemlerinin gerçekte bağışlama olduğunu, pay temliki üzerine hiçbir bedel ödenmediğini, 27.3.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereği bu durumlarda önalım hakkının kullanılamayacağını, bu nedenle tapuda satış bedellerinin düşük gösterildiğini belirtmiştir.
Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.3.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır.
Olayımıza gelince: ... Köyü ... Mevkili 56 No’lu parselde dava konusu edilen paylar taşınmazın paydaşlarından ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... tarafından 15.6.2006-24.7.2007 tarihleri arasında davalıya satılmış, davacılar da süresinde açtıkları işbu davalar ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir.
Dosyada bulunan nüfus kayıtlarına göre satıcı paydaşlar ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... davalının öz çocukları, diğer satıcı paydaşlar davalının gayri resmi eşi ... ...’nün resmi eşi Keziban ...’nün çocuklarıdır.Davalı her ne kadar söz konusu payın tapuda satış gösterilse de, öz ve üvey çocukları tarafından kendisine miras hakkına bağlı olarak hibe edildiğini savunmakla birlikte tapuda yapılan işlemin tarafı olan davalı yapmış olduğu sözleşme ile bağlı olduğundan temlikin muvazaalı olduğu iddiasında bulunarak kendi muvazaasına dayanamayacağı gibi, üvey çocuklarından kendisine miras payı düşmesi söz konusu değildir.
Kendi çocukları da evli ve çocuklu olduklarından işlemin tarafları arasında doğrudan miras bağı bulunmamaktadır. Bu itibarla olayda 27.3.1957 gün ve 12 /2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın uygulanma olanağı da yoktur. Bu durumda tapuda satış olarak yapılan temlike karşı taşınmazın paydaşlarının önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden önalım bedeli de depo edildiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6294, K. 2010/8064, 29 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama