KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6533 E., 2010/11033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
692 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av.... geldi. Davalılar ve vekilleri gelmedi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın taşınmazın fiili taksim edilerek kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 794 No’lu taşınmazın paydaşı olduğunu, 5.10.2006 tarihinde davalının taşınmazda 160.000 TL bedelle pay satın aldığını öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili,müvekkilinin dava konusu payı 13.6.2005 tarihinde satın aldığını, davacının satıştan çok önce haberdar olmasına karşın davasını süresinde açmadığını, davalının payı satın almadan önce gidip taşınmazı gördüğünü, burada satıcı paydaşların kendisine fiili olarak kullandıkları ve yığma toprak ile ayrılmış olan kısmı gösterdiklerini, ancak davanın açılmasından sonra bu sınırın ortadan kaldırıldığını,yaptıkları araştırma sonucu davacının burasını kiraya verdiğini ve kiracının da taşınmazın tamamını traktörle sürerek sınırları kaldırdığını öğrendiklerini,
taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanılması bir yana satıştan onsekiz ay sonra önalım hakkının tapudaki satış bedeli üzerinden kullanılmak istenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, aradan geçen zaman zarfında taşınmazın değerinde meydana gelen artışların önalım bedeline yansıtılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; Dava konusu edilen pay taşınmazın paydaşları ..........,.........,........., tarafından toplam 160.000 TL bedelle 13.6.2005 tarihinde davalıya satılmıştır. Davacının öğrenme tarihine göre süresinde açtığı önalım davasına karşı davalı yan taşınmazın fiilen taksim edildiğinden önalım hakkının kullanılamayacağını savunmuştur.
Davacı işbu davadan önce de Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005 / 261-430 sayılı dosyasında dava konusu payın ilişkin bulunduğu taşınmazda ..........,’nin yine aynı satıcı paydaşlardan satın aldığı paya yönelik önalım davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının fiili taksim savunması yerinde görülmeyerek davanın kabulüne dair verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Bu davada da davalının savunması taşınmazın fiilen taksim edildiğine yöneliktir.
Bu konuda dinlettiği tanıkları satış tarihinde taşınmazın batı kısmında bulunan 20.800 m2 alanlı kısmın “an” ile ayrı olduğunu, bu kısmın doğusunda kalan bölümün nar bahçesi olarak........,’nin eşi .........,’nin kullandığını, davalının taşınmazın batı bölümündeki satıcı paydaşların kullandığı kısmı satın aldığını, satıştan önce burasının kiraya verilerek tasarruf edildiğini, nar bahçesinin doğusunda kalan taşınmazın ise bütün olarak kullanıldığını, halen nar bahçesinin sökülmüş olduğunu beyan etmişlerdir.
Keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarında da keşif sırasında taşınmazın her tarafının sürülmüş bütün olarak kullanıldığı, taşınmaz üzerinde taksimi belirleyici an, sınır, duvar tel örgü, çit gibi bir ayrımın bulunmadığı belirtilmiştir. Taksim konusunda dinlenen tanıkların beyanı taşınmazın önceki kullanımına ilişkin olduğu gibi, davacının da taşınmazda herhangi bir bölümü kullandığına ilişkin ifadeleri bulunmamaktadır.
Taşınmaz halen bir bütün olarak tasarruf edilmekte olup tanıkların taksimin olduğunu söyledikleri dönemde açılan önalım davası da kabulle sonuçlanıp kesinleşmiştir. Satıcı paydaşların taşınmazda bir yeri işaret edip bu kısmın satıldığını beyan etmeleri taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığını göstermeye yeterli değildir.
Öte yandan mevcut kullanım biçimi ile de taşınmazın ayrı ayrı ve filen taksim edilerek kullanıldığı söylenemez. Davalı fiili taksim savunmasını kanıtlayamadığına göre mahkemece tapuda gösterilen satış bedeli ve tapu harç ve masrafları üzerinden önalım bedelini depo etmesi için davacıya süre ve olanak tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6533, K. 2010/11033, 19 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama