KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6973 E., 2010/11244 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı vekilinin, davalı borçlu kiracı ve adi kefil, hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istemli olarak başlatmış olduğu icra takibine, davalı borçlunun yasal süresinde kısmen itiraz etmesi üzerine, davacı alacaklı vekili, icra mahkemesine başvurarak, itirazın kaldırılması, icra inkar tazminatı ve kiracı borçlunun kiralanandan tahliyesi isteminde bulunmuştur. Mahkeme, davanın kabulüne, itirazın kaldırılmasına, takip konusu 1100.-TL alacağın %40 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine tahliye isteminin reddine karar vermiş, karar, davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre temyiz eden davalılar vekilinin davalı kiracı ...'a ilişkin karara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalılar vekilinin adi kefil ... hakkındaki kararı yönelik temyiz itirazlarına gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.07.2004 başlangıç tarihli ve 7 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmeyi davalı ... adi kefil olarak imzalamıştır.
Adi kefil hakkında takip yapılabilmesi için Borçlar Kanununun 486. maddesi hükmü uyarınca, kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takip yapılıp da alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması veya borçlu aleyhine Türkiye'de takip yapılmasının imkansız hale gelmesi gerekir. Davada, bu koşullar gerçekleşmediğine göre sözü edilen madde hükmü gereğince kefil olan davalı hakkında doğrudan icra takibi yapılması ve buna dayanarak dava açılması olanaksızdır.
Bu sebeple davalı adi kefil ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Davacı vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarına gelince. Davacı vekili, dava dilekçesinde itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, itirazın kaldırılmasına karar verildiği halde, kira borcunun kabul edilen kısmının ödeme süresi içinde ödendiğinden bahisle temerrüt olgusunun gerçekleşmediğinden sözedilerek tahliye isteğinin reddine karar verilmiştir.
Oysa davalı kiracının itiraz ettiği 1.100.00.-TL'lik kısım üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verildiğine ve bu miktar borcun ödendiği İ.İ.K.'nun 269/c maddesinde nitelikleri yazılı bir belge ile kanıtlanamadığına göre davalının bu miktar üzerinden temerrüde düştüğünün kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kiralananın tahliyesine ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6973, K. 2010/11244, 20 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama