KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/7669 E., 2010/14312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, satılan payın iptaline, eşit olarak davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir.
Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir.
Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince. Davacıların dava konusu 2671 parsel sayılı taşınmazda kendi adlarına kayıtlı bağımsız payları bulunmamaktadır. Pay miras bırakanları ... adına kayıtlı olup miras bırakanın payına dayanarak önalım hakkını kullanmışlardır. Paylarını satan paydaşlar aynı zamanda ...'den gelen miras payına eybirliği halinde malik olmaları ve davanın da tereke adına açılmış olması nedeni ile ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'inde davaya muvafakat vermeleri gerekir.
Bu durumda mahkemece, davacıların dayandığı pay elbirliği halinde mülkiyete konu olduğundan yukarıda açıklanan esaslara göre davacılar ve davaya muvafakat veren diğer mirasçılar dışındaki satış yapan mirasçıların da davaya muvafakatlarının sağlanması, bu mümkün olmadığı takdirde, davacılara terekeye temsilci atanması için süre verilmesi,davanın tayin edilecek temsilci vasıtası ile yürütülmesi ve ondan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/7669, K. 2010/14312, 27 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama