KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/8263 E., 2010/13470 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalı ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, dört adet taşınmazın ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, 297 parsel sayılı taşınmaz yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına, 1423,1623 ve 3843 parsel sayılı taşınmazlar yönünden satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalının 297,1423 ve 1623 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak,
492 Sayılı Harçlar Yasasının mükerrer 138.maddesinin sonuna eklenen fıkra gereğince 1423 ve 1623 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak taşınmazın satış bedeli üzerinden %0 9,9 nisbi karar ve ilam harcı alınması gerekeceği gözönünde tutulmaksızın karar verilmesi doğru değil ise de bu yüzden hükmün bozularak yeniden yargılama yapılmasında yarar görülmediğinden hüküm fıkrasının harca ilişkin olarak “ satışına karar verilen taşınmazların satış bedeli üzerinden %09,9 oranında nisbi karar ve ilam harcının paydaşlardan payları oranında alınmasına” ibaresinin eklenerek HUMK.nun 438.maddesi gereğince hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
2- Davalı ... Oktay'ın 3843 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça ( muhtesat ) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen tapuda 474 m2 avlulu kagir ev niteliği ile kayıtlı 3843 parsel sayılı taşınmaz üzerinde keşfen belirlendiği üzere iki katlı kâgir bir yapı ve iki katlı yığma yapı bulunmaktadır. Davalı ... iki katlı kâgir yapının kendisi tarafından yapıldığını ileri sürmüş davacı vekili keşif sırasında anılan yapının davalıya ait olduğunu kabul etmiştir.
Bu şekilde taşınmaz üzerindeki bütünleyici parçaların aidiyeti konusunda yargılama sırasında ittifak sağlanmıştır.
O halde mahkemece gerekirse bilirkişilerden söz konusu yapıların taşınmazın toplam değerine oranı konusunda ek rapor alınarak oran kurulmak suretiyle satış bedelinin paylaştırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde satış bedelinin mirasçılık belgesindeki paylara göre bölüştürülmesine karar verilmesi, satış bedeli üzerinden de nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmemesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/8263, K. 2010/13470, 8 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama