KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/8513 E., 2010/13343 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
352 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık 9 adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre 6, 17, 419, 421, 455, 519, 520, 1517 Parsel Nolu taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. 2- 471 ada 2 no'lu parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Olayımıza gelince; Hükme esas alınan ve ziraat bilirkişisi Mehmet Koç’un 21.12.2009 tarihli raporunda muhdesat bedeli ile arzın bedeli ayrı ayrı hesaplanmış ise de yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde bir oranlama yapılmadığı halde mahkemece bu bilirkişi raporuna atıfta bulunulmak suretiyle muhdesat bedelinin paylaştırılması şeklinde karar verilmesi infazda tereddüt yaratacağından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/8513, K. 2010/13343, 6 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama