KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/8752 E., 2010/14521 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davalı-davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, hor kullanma tazminatı ve kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının hor kullanma tazminatına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davalının davacıya ait kiralananda 30.10.1998 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, kira bedelinin aylık 2.832,00 TL olduğunu, on yıllık hor kullanma sonucu taşınmazda hasar meydana geldiğini, davalının 15/09/2008 tarihinde kiralananı tahliye edeceğini bildirmesine rağmen tahliye etmediğini, kiralananın hasarlı olarak teslim edilmek istendiğinin anlaşılması üzerine,
davalıdan kiralananın teslime uygun hale getirmesinin istendiğini, davalının Uzunköprü Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/34 D iş sayılı dosyası üzerinden yaptırdığı tespitte, mutat kullanma dışı eksiklik ve hasarın 13.368,00 TL olduğunun belirlendiği halde, davalının hor kullanma bedelini ödemeden kiralananı teslim etmek istemesinin yasaya uygun düşmediğini, bu durumun davalıya bildirildiğini, usulüne uygun tahliye ve anahtar tesliminin olmadığını ileri sürerek 13.368,00 TL eski hale getirme bedeli ile 2.832,00 TL kira bedeli olmak üzere toplam 16.200,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalının dava konusu kiralananı on yıldır kullandığını, kira sözleşmesinin bitimine bir ay kala Noter ihtarnamesiyle kira akdinin feshedileceği, taşınmazı teslim almak üzere 15/09/2008 tarihinde hazır olunmasının bildirildiğini, ancak kiraya verenin taşınmazı içinde eksiklikler olduğu gerekçesiyle teslim almaktan kaçındığını, davalı çalışanının davacının bulunduğu yere giderek anahtarları teslim etmek istediği halde davacı yetkilisinin anahtarları almadığını, davalının kiralanan yeri 10 yıl boyunca sürekli kullandığını, bu süre boyunca kullanımdan kaynaklanan normal hasarlar oluştuğunu,
belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile 2.832,00 TL kira bedeli, 9.592,80 TL hor kullanım bedeli olmak üzere toplam 12.424,80 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 30.10.1998 başlangıç tarihli 1 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel bölüm 7.maddesinde “kiracının bir ay önceden haber verme şartıyla sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceği” kararlaştırılmıştır.
Her ne kadar davalı kiracı tarafından sözleşmenin 7.maddesine dayanılarak 8.8.2008 tarihinde keşide edilen ihtarname ile kiralananın 15.9.2008 tarihinde tahliye edileceği bildirilmiş ise de, davacı tarafından taşınmazda eksiklikler ve hasar bulunduğu, bu hali ile teslim almaya zorlanamayacakları belirtilerek, kiralananın anahtar tesliminin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Esasen bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulündedir.
Borçlar Kanununun 266. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı ne halde teslim almış ise sözleşmenin sonunda aldığı şekilde teslim etmekle yükümlüdür. Usulüne uygun olarak anahtar teslimi gerçekleşmediği sürece akdi ilişkinin devam etmekte olduğunun kabulü gerekir.
Hor kullanma tazminatı, akdi ilişkinin sona ermesinden itibaren talep edilebilecek olup, taraflar arasında akdi ilişki devam etmekte iken davalı kiracının taşınmazdan el çektiği kabul edilemeyeceğinden hor kullanma tazminatı talep edilemeyecektir. Bu durumda mahkemece hor kullanma tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekirken bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hor kullanma tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/8752, K. 2010/14521, 29 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama