KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/11887 E., 2012/666 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Kişisel eşyanın iadesi
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kişisel eşyanın iadesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyasının aynen, mümkün değilse bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili 15 adet bileziğin evlilik birliği içerisinde rızası hilafına elinden alınarak bozdurulduğunu ve geri verilmediğini iddia etmiş, davalı ise davacının evden ayrılırken sözü edilen ziynet eşyalarını beraberinde götürdüğünü savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Altın ve ziynet eşyaları kolay saklanan taşınabilen ve götürülebilen nitelikte eşyalardandır. Hayatın olağan akışına göre bu tür eşyaların kadının üzerinde olması ve evden ayrılırken de yanında götürmüş olması esastır.
Olayımızda davacı kadın ziynet eşyalarının eşi tarafından elinden alınarak bozdurulduğunu iddia etmişse de bu konuda dinlettiği tanıklarının görgüye dayalı net ve kesin beyanları bulunmadığı gibi evi terkederken sözü edilen ziynet eşyalarının zorla elinden alındığını veya götürmesine engel olunduğunu, bunların müşterek konutta kaldığını da kanıtlayamamıştır. Kaldı ki, davacı tanığı davacının babası ...’ün boşanma dosyasında 21.3.2006 tarihinde “davacının birtakım ziynet eşyalarını bozdurarak diğer damadı tarafından borsaya yatırıldığı şimdi tam neticeyi bilmiyorum batık vaziyette bekliyor” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece soyut ve duyuma dayalı tanık beyanlarına değer verilerek davanın kısmen kabulü doğru değildir. Bu nedenlerle davanın tümden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/11887, K. 2012/666, 24 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama