KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/12644 E., 2012/1081 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
497 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 190 ada 2, 192 ada 5, 6 ile 230 ada 18, 23 ve 24 nolu parsellerde ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından 190 ada 2 ile 230 ada 18, 23 ve 24 nolu parsellere ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
1-Daha önce kesinleşen 230 ada 18 ve 23 nolu parsellere ilişkin yeniden hüküm tesisinin sonuca etkili olmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-190 ada 2 nolu parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Dosyada mevcut tapu kayıtları incelendiğinde, 190 ada 2 parselin 360 metrekare olarak kayıtlı olduğu, tapu kaydının beyanlar hanesinde, “taşınmaz üzerinde bulunan A ile gösterilen kargir ev ... oğlu ...’e, B ile gösterilen kargir ev ... oğlu ...’e aittir” şerhi bulunduğu görülmüştür.
Mahkemece yukarıdaki ilke doğrultusunda 190 ada 2 parseldeki muhdesatın ve arzın değerleri ayrı ayrı tespit edilip muhdesata ve arza isabet eden değerler tespit edilip muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşlara,
geri kalan bedelin ise payları oranında paydaşlara dağıtılması gerekçesiyle dairemizce bozulmuş ve mahkemece de bozmaya uyulduğu halde mahkemece atıf yapılan 11.5.2011 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın arz bedeli belirlenirken taşınmazın 360 m2 olduğu göz ardı edilerek 135 m2 olarak hesap yapılması sonucu hatalı oran kurulduğundan hüküm vermeye yeterli olmayan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
3- Temyiz edilen 230 ada 24 parsel ile temyiz edilmemekle beraber re'sen incelenen 192 ada 5 ve 6 nolu parsellere ilişkin incelemeye gelince; 492 Sayılı Harçlar Yasası’nın mükerrer 138. maddesinin sonuna eklenen fıkra gereğince 31.12.2009 günlü resmi gazetede yayınlanan Harçlar Yasası’nın Genel Tebliğinin 1 sayılı tarifesinin karar ve ilam harcı bölümünde belirtildiği gibi taşınmazın satış bedeli üzerinden (binde) %09,9 harç alınması gerekeceği gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde %0,09 harç alınmasına karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/12644, K. 2012/1081, 31 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama