KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/14600 E., 2012/2994 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 820-TL nakit para ve 22 ayar taşlı set (küpe, kolye, künye, yüzük) 2.500-TL, 1 adet Hint işi kelepçe 1.700-TL, 1 adet normal kelepçe 800-TL, 5 adet Adana burma bilezik 4.500-TL, 9 adet 22 ayar normal bilezik 2.464-TL, 36 adet çeyrek altın 2.088-TL olarak 14.052-TL tutarındaki ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ziynetlerin bulunması halinde aynen, olmadığı takdirde 9.000-TL bedelinin davalıdan tahsiline, 820-TL nakit para isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların birlikte yaşadıkları dönemde davalının eşine karşı kötü davrandığını, eşinin elinde bulunan ziynetleri alarak evden kapı dışarı edip kovduğunu, davalının yanına hiçbir eşya almadan evi terk etmek zorunda kaldığını, altın ve ziynet eşyalarının davalıda kaldığını belirterek, nitelik ve adedi dava dilekçesinde belirtilen ziynetlerin aynen iadesi bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, evi terk ederken davacının ziynet eşyalarını beraberinde götürdüğünü, ziynetlerin evde kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla ziynet eşyalarının davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bu ziynetlerini önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu veya evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayımızda, davacı, müşterek konuttan kendisi ayrılmıştır. Davacının evden ayrıldığı sırada taşınabilir miktardaki dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde “her türlü delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/14600, K. 2012/2994, 27 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama