KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/4115 E., 2011/5097 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen iadesi veya bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 09.05.2006 tarihinde davalı tarafından dövülerek kapı dışarı edildiğini, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen ziynet ve çeyiz eşyalarının müşterek konutta kaldığını belirterek dava dilekçesinde sıralanan takı ve eşyaların aynen iadesi veya bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise; davacının kap kacak ve bir adet yün yatak dışında eşya getirmediğini, talep edilen ziynet eşyalarının da nitelik ve sayısının çok fazla olduğunu, davacıya düğünde ailesi tarafından 5-6 adet altın bilezik takıldığını, davacının evden ayrılırken ziynetleri beraberinde götürdüğünü, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davada talep edilen çeyiz ve ziynet eşyalarının adet, nitelik ve akıbetlerinin kanıtlanamadığı, buna ilişkin davacı tarafından teklif edilen yeminin de eda edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Kural olarak davacı, dava konusu ettiği çeyiz ve ziynet eşyalarını varlığını ve evden ayrılırken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır. Ziynet eşyalarının kadın üzerinde taşınması doğal ise de evden fiziksel şiddete uğrayarak ayrılan bir kadının ziynet eşyalarını da üzerinde taşıması olağan olarak kabul edilemez. Öte yandan varlığı kanıtlanan ve evden ayrıldığı sırada beraberinde götürülebilecek hacim ve nitelikte olmayan eşyaların da aksi ispatlanmadıkça koca evinde kaldığı kabul edilmelidir.
Olayımızda; davacı, fiziksel şiddete maruz kaldığını bu nedenle dava konusu edilen eşyaları alma imkanı bulamadığını iddia etmiş olup esasen bu husus taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Nitekim Bakırköy 4. Aile Mahkemesinin boşanmaya ilişkin 2006/338 Esas ve 2009/59 sayılı kesinleşmiş kararında da bu hususa değinilmiştir. Uyuşmazlık, ziynet ve çeyiz eşyalarının mevcudiyetine ilişkindir. Ziynet ve eşyaların bir kısmının mevcudiyeti dosyaya ibraz edilen fotoğraflar ve davalının kabulü ile kanıtlanmış durumdadır. Bu husus göz ardı edilerek ilgili tarafa yemin delilinin hatırlatılması usulsüz olup, mahkemece davalının kabulü ve mevcut delil durumu dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/4115, K. 2011/5097, 20 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama