KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/5537 E., 2012/10231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İtirazın iptali
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kira alacağının tahsili için icra takibine yapılan itirazın iptali ile takip tarihinden sonra ödenmeyen 2009 yılı Eylül-2010 Nisan aylar arası kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece 2009 yılı Eylül-2010 Nisan aylar arası kira alacağına yönelik açılan dava yönünden dosyanın tefrik edilmesine, itirazın iptal davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından kabul edilen itirazın iptali istemine yönelik temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın müvekkilinin babasına ait olduğunu, davalının müvekkilini telefonla arayarak daireyi kiralamak istediğini belirtmesi üzerine aylık 400TL bedelle sözlü kira akdi yapıldığını, davalı hakkında ödenmeyen 17 aylık kira bedelinin tahsili için icra takibi yaptığını, davalının aralarında kira sözleşmesi olmadığından bahisle takibe itiraz ettiğini,
davalının banka dekontlarından da anlaşılacağı üzere Erzurum İş Bankası ... şubesindeki hesabına ayrıntılı not düşerek aylık 400 TL'den ödemeler yaptığını,daha sonra gönderilen EFT makbuzlarına annesinin adını ekleyerek borçlunun annesi olduğunu iddia etmekte ise de annesi ... tarafından bir tek kira bedeli ödemesi bulunmadığını,yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi ... ilçesi olduğunu davalı vekilinin Erzurum 1. İcra Mahkemesinin 2008/417 esas sayılı dosyanın 29.1.2009 tarihli oturumunda sözlü kira akdinin tarafı olduğunu kabul ettiğini belirterek itirazın iptali,
takibin devamı ve %40 icra inkar tazminatı istemiştir.Davalı vekili ise mahkemenin yetkisiz olduğunu, davalının İstanbul Şişli adresinde ikamet etmekte olup yetkili mahkemenin Şişli Mahkemeleri olduğunu, davacı ile aralarında ne yazılı nede sözlü kira sözleşmesi bulunmadığını,taşınmazın davacının babası tarafından kredi borcuna karşılık satın alındığını, taşınmazda fiilen oturanların ve olası bir kira sözleşmesinin tarafı ... ve ... olması gerektiğini EFT dökümlerinde kira bedeli olarak gönderilen miktarların anne ve babasına destek olmak üzere ... ve ... adına gönderilen kira parası olduğunu,
kiraları müvekkili kendi adına değil 3 kişinin kira borcu olarak gönderdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Olayımıza gelince; davacı vekili, davalı hakkında 7.8.2009 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2007 yılı Kasım, 2009 yılı Ağustos aylar arası 17 aylık kira bedeli toplam 6.800 TL asıl alacak, 200 Tl işlemiş faiz, 7.000 TL toplam alacağın icra harç ve vekalet ücreti olmak üzere toplam:14.000 TL’nin tahsilini istemiştir.
Ödeme emri davalıya 9.8.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davalı yasal süresinde yaptığı itirazında yetkiye, kira ilişkisine ve borca itiraz etmiştir.Davacı dava dilekçesinde davalının sözlü kira akdi ile kiracı olduğunu iddia etmiş davalı ise davacı ile aralarında ne yazılı nede sözlü kira sözleşmesi bulunmadığını,kira bedellerinin de annesi ve babasına yardım maksadıyla kendisinin ödediğini belirtmiştir.Davalı sözlü kira akdine karşı çıktığına göre kiracılık ilişkisinin davacı tarafından kanıtlanması gerekir.Davacı her ne kadar kiraların davalı tarafından EFT olarak kira bedeli açıklaması ile ödendiğini ve İcra Mahkemelerinde sözlü kira
akdinin tarafı olduğunun davalı vekili tarafından kabul edildiği belirtilmiş ise de, kira bedellerinin 3. kişi tarafından kiracı adına ödenmesi mümkün bulunduğundan ödenen kira bedellerinin davalı tarafından kendi adını yazarak ödemesi onun kiracı olduğunu göstermeyeceği gibi icra mahkemesi kararları da genel mahkeme için kesin hüküm oluşturmaz.Bu durumda davacı tarafından kiracılık ilişkisinin kanıtlandığı söylenemez.Ancak davacı dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığından davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması
gerekmiştir
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/5537, K. 2012/10231, 9 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama