KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/7763 E., 2012/14320 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, iki adet taşınmaz ile ilgili önalım hakkı nedeniyle davalılara satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, satılan payların iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre dava konusu 286 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının 294 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu Adana S... ada 294 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, diğer paydaşlar ... mirasçılarının 3/32 şer paylarını davalılara 27.4.2011 tarihinde sattığını, satışın müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında yapıldığını belirterek davalılara ait payın önalım hakkı sebebiyle iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir. Davalılar vekili taşınmazın fiilen taksim edildiğini davacının iyiniyetli olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş, mahkemece fiili taksim bulunmadığı kanaatiyle davaya konu paylarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; 294 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 3/32 şer pay taşınmazın paydaşlarından ...,... tarafından 27.4.2011 tarihinde 2247 şer TL bedel ile davalı ... ve ...'a satılmıştır. Davalı taşınmazın paydaşları arasında taksim edilerek kullanıldığını savunmaktadır. Yerinde yapılan keşifte
./..
taşınmazın A harfi ile gösterilen 7120 m2 lik kısmının soya fasulyesi ekilmek suretiyle davacının kullanımında olduğu. B harfi ile gösterilen 8070 m2'lik kısmın ise davalılar tarafından kullanılmakta olduğu anlaşılmıştır.
Savunma doğrultusunda dinlenen davalı tanıkları ..., ..., ...'de keşifte alınan beyanları ile taşınmazın fiilen taksim edildiğini, davacı ... 'nın taşınmazda bilirkişinin A harfi ile işaretlediği 7120 m2'lik alanı kullandığını, B harfi ile gösterilen 8070 m2'lik kısmın ise ... mirasçıları tarafından kullanılmakta iken davalılara satıldığını ve satıştan sonra da davalıların kullandığını ve bu kullanım biçiminin uzun süredir devam ettiğini belirtmişlerdir.
Toplanan delillerden taşınmazın fiilen taksim edilerek uzun süreden beri bu şekilde kullanıla geldiği saptanmıştır.
Davacının taşınmazda bir kısım yeri kullanıp kalan bölümde zamanında hak iddia etmemesi yukarıda açıklanan ilke karşısında iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz.Bu durumda mahkemece fiili taksim sebebiyle bu parsel hakkında açılan önalım davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/7763, K. 2012/14320, 7 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama