KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2021/6454 E., 2022/5432 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
955 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekili ile davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı davasında; müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşme ile alçıpan tavan kaplamaları işinin üstlenildiğini, işin bedelinin 167.751,08 TL olarak belirlendiğini, ancak iş hacminin büyüdüğünü ve işin bitimi aşamasında 242.502,14 TL tutarlı irsaliyeli faturasının davalı şirket yetkilisine teslim edildiğini, ancak bedelin ödenmemesi üzerine Şişli 6. İcra Müdürlüğünün 2009/1885 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borcun ödenmediğini, davalının takibe haksız itirazının iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; müvekkili ile davacının ... Hotel Ataköy Renovasyon İnşaat projesindeki bir kısım alçıpan tavan işlerinin yapımı konusunda anlaştıklarını, taşeronluk sözleşmesinde iş bedelinin 167.751,08 TL olduğu ve küçük miktarda ek iş yapıldığını, brüt hak ediş tutarının 187.840,01 TL olmasına ve bu tutardan 45.272,32 TL kesinti yapması gerekmesine rağmen toplam 190.634,00 TL ödemede bulunulduğunu savunarak, haksız davanın reddini, müvekkili lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile Şişli 6. İcra Müdürlüğünün 2009/1885 esas sayılı takip dosyasındaki 97.473,13 TL'ye ilişkin davalı itirazlarının iptali ile takibin 97.473,13 TL üzerinden aynı takip şartlar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen dava değeri üzerinden takdiren %40 oranında hesaplanan 38.989,25 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
1)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilâmı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Davacı vekilinin diğer temyiz itirazları incelendiğinde,
Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 17.01.2013 tarihli bozma ilamı ile, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle teknik bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılmak suretiyle davacı taşeronun sözleşme kapsamında ve sözleşme dışı yaptığı işler bedelinin belirlenmesi, bu iş nedeniyle yapılan ödeme tutarı da saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 25.08.2014 tarihli ek rapor ile davacı alacağı 241.117,00 TL olarak hesaplanmış, itirazlar üzerine alınan inşaat mühendisi ... ve hesap uzmanı ...’dan oluşan ikinci bilirkişi heyetinin 29.02.2016 tarihli raporu ve birinci ek raporunda davacı yan alacağının 197.773,13 TL olduğu belirlenmiş,
85.000,00 TL + KDV olarak yer alan ancak davacı firmanın başka taşeronlara yaptırdığını iddia ettiği ve delil olarak sunduğu ahşap parke imalatına ilişkin faturalara mahkemece itibar edilmesi halinde davacı alacağının KDV dahil 97.473,17 TL olacağına ilişkin seçenekli hesap yapılmış, 27.01.2020 tarihli ikinci ek rapor ile KDV dahil parke bedelinin önceki davacı hakedişleri içinde KDV dahil 100.300,00 TL olarak faturalandırıldığı ve bu hakedişlerin davalı tarafça ödendiği ve S.M Mali Müşavir ...’in de katıldığı 29.09.2020 tarihli raporları ile de bu faturanın davalının cari hesap ekstrelerine göre kayıtlı olduğunu,
hakediş açıklaması ile düzenlendiği ve mal alımına ilişkin olmadığı çoğunlukla banka havalesi ve çek yoluyla ödemelerin yapıldığı belirlenmiştir.
Mahkemece, davacı tarafça otelin ilk 5 katında yer alan yatak odalarında 85.000,00 TL+KDV bedelli parke yapımı (malzeme + işçilik bedeli) işinin de davacı tarafından yapıldığı iddia olunmuş ise de, davalı tarafından işin davacı dışında başka bir taşeron şirkete yaptırıldığına ilişkin fatura ve kayıtlar sunulduğundan, toplam bedelden bunun düşülerek hesaplama yapılması gerektiği, bu durumda davacı şirketin davalı taraftan (197.773,13 - 85.000,00+KDV) 97.473,13 TL alacaklı olduğu kanaatine varılarak dava kısmen kabul edilmiştir.
Eser sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilâflarda Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında sözleşme feshedilmediği ya da taşeron-yüklenici tarafından iş tamamlanmaksızın iş sahası terkedilmedikçe gerçekleştirilen iş ve imalâtların taşeron-yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından yasal delillerle kanıtlanması mümkündür.
Davalı yanca, davacı dışında üçüncü kişilere yaptırdığını iddia ettiği parke imalatına ilişkin olarak fatura ve 3. kişiden sadır belgeler sunmuşsa da yukarıda belirtilen karinenin aksini ispat için yeterli olmadığından 85.000,00+KDV parke bedelinin davacı alacağından düşülmesi hatalı olmuştur. Mahkemece davacı yanın itirazı olmayan 197.773,13 TL üzerinden davanın kabulü gerekirken 97.473,13 TL üzerinden hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
3)Davalı vekilinin icra inkâr tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince,
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nın 07.06.2006 tarihli ve 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ile kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu alacağın varlık ve miktarı faturalara dayalı olarak belirlenmemiş keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilmiştir. Bu durumda likit bir alacak bulunduğundan söz edilemeyeceğinden mahkemece icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/6454, K. 2022/5432, 23 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama