KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2022/4235 E., 2023/1390 K.·Birleşen 2015/575 Esas- 2016/994 Karar Sayılı Dosyasında
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Ek karar tarihi
- 08.08.2018
- Sayısı
- 2021/552 E., 2022/1090 K.
- Davacılar
- 1-...Tur Turizm İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Karar Metni
2.164 kelime·11 dk okuma·12 bölüm
2-... vekili Avukat ... 2015/575 ESAS İLE BİRLEŞEN 2009/119 ESAS- 2010/448 KARAR SAYILI DOSYASINDA vekili Avukat ...
2015/575 ESAS İLE BİRLEŞEN 2010/16 ESAS - 2010/428 KARAR SAYILI DOSYASINDA; vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 23.03.2007
HÜKÜM/KARAR : Kısmen ret-Kısmen Kabul Turizm ve Ticaret A.Ş. vekili
Taraflar arasında görülen, menfi tespit, istirdat ve tazminat davalarında verilen kararlar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/575 E., 2009/119 E. sayılı davaların reddine, birleşen 2010/16 E. sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince duruşmalı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 11.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde gelen asıl ve birleşen davalarda davalı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili Avukat ...’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; birleşen 2010/16 E. sayılı davada, davalı otel işletmesinin eksik ve ayıplı hizmeti nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemli dava açtıklarını, bu dosyada bozmadan sonra alınan raporda maddi zararlarının 890.978,06 TL olarak tespit edildiğini, bozmadan sonra ıslah mümkün olmadığından işbu ek davayı açmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 790. 978,06 TL’nin maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
2. Birleşen 2015/575 Esas sayılı davada davacılar vekili, müvekkili ile davalı arasında 24.12.2006 tarihinde otel grup sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme kapsamında teminat amacıyla davalıya boş olarak verilen bonoya, davacı ...’un limited şirket müdürü sıfatıyla imza attığını, dolayısıyla doğrudan bir sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşme uyarınca davalı otel işletmesine ödemelerin yapıldığını, davalının sözleşmede kararlaştırılan tarihte oteli konaklamaya uygun hale getirmediğini, müvekkili tarafından rezervasyonu yapılan müşterilerin ısıtma, havuz, personel yetersizliği gibi pek çok konuda olumsuzluk yaşadıklarını,
davalının bu hizmet kusuru ve haksız eylemleri nedeniyle müvekkili firmanın büyük itibar kaybı yaşadığını, müşterilere karşı sorumlu olan müvekilline karşı tüketici mahkemelerinde davalar açıldığını, bu nedenle müvekkiline karşı tazminat sorumluluğu bulunan davalının, boş senedi doldurarak 11.233,00 TL’nin tahsili istemiyle icra takibine koyduğunu ileri sürerek, müvekillerinin icra takibinde davalıya karşı borçlu olmadıklarının tespitini, %40’tan aşağı olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
3. Birleşen 2009/119 Esas sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; birleşen 2015/575 E. sayılı davada dile getirdiği hususlar tekrar ederek, otel grup sözleşmesi kapsamında davalıya yaptığı 26.000,00 TL tutarındaki ödemenin istirdatını talep ve dava etmiştir.
4. Birleşen 2010/16 Esas sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; birleşen 2015/575 E. sayılı davada dile getirdiği hususları tekrar ederek, davalının ayıplı ve kusurlu hizmet vermesi nedeniyle müvekkilinin itibar kaybı yaşadığını, müvekkili aleyhine davalar açıldığını, konunun basına yansıdığını, müşterilere bedava tatil vermek zorunda kaldığını, çeşitli acente ve tur operatörlerinin anlaşmaları iptal ettiklerini, ciddi gelir kaybına uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini, davacının müşterileri yanlış yönlendirdiğini, sözleşmeye aykırı vaatlerde bulunduğunu, otel termal olmamasına rağmen termal olarak tanıttığını, davacı tarafından müşterilere herhangi bir ödeme ve iade olmadığını, bir zararı bulunmadığını, asıl zarara müvekkilinin uğradığını, asıl davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.04.2013 tarihli ve 2007/182 Esas, 2013/219 Karar sayılı ilk kararı ile taraflar arasındaki otel grup sözleşmesi kapsamında, asıl ( bozma sonrası birleşen 2015/575 E.) ve birleşen davalarda davacı şirketin, davalı şirkete toplam 26.324,00 TL ödeme yaptığı, bu bedel dışında teminat amaçlı bir de bono verdiği, davacı acentanın otelin giriş saaatleri ve otelin imkanları konusunda müşterilerini yanılttığı, müşterilerin otelden beklentilerini yükselttiği, bunun yanında, davalının da otel hizmetlerini eksik ve ayıplı verdiği,
müşterilerin bu nedenle davacı şirket hakkında yasal yollara başvurdukları, tarafların basiretli tacir gibi davranmadıkları, dolayısıyla ortaya çıkan zarardan iki tarafında sorumlu olduğu, davacının icra takibi nedeniyle davalıya borcu bulunmadığı, tarafların ticari kayıtlarına göre davalıdan 15.472,35 TL alacağı bulunduğu,
davacı taraf maddi tazminat isteminde bulunmuş ise zararının varlığını ispat edemediği gerekçesiyle, birleşen 2007/182 E. (bozma sonrası 2015/575 E) sayılı menfi tespit davasının kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen 2009/119 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile 15.472,35 TL’nin davalıdan tahsiline, birleşen 2010/16 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl ve birleşen davalarda taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 14.01.2015 tarihli ve 2014/10398 Esas, 2015/140 Karar sayılı kararıyla, birleşen 2010/16 E. sayılı davada davalı vekilinin tüm, davacı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, asıl (birleşen yeni esası 2015/575 E.) ve birleşen 2010/119 E. sayılı davalarda davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; davacının nihai hizmet bedeline ilişkin olarak davalı tarafından gönderilen 04.01.2007 tarihli faturaları süresinde itiraz etmeksizin ticari kayıtlarına işlediği,
sözleşmeden sonra ödenen 26.324,00 TL peşin ödeme ile söz konusu faturaların cari hesap içerisinde yer aldığı ve tarafların ticari kayıtlarının birbirini teyit ettiği, asıl davanın (birleşen yeni esas 2015/575 E) konusunu teşkil eden bononun ortaya çıkan cari hesap alacağına dayalı olarak düzenlendiği, bu itibarla artık, hizmetin ayıplı ifa edildiğinden bahisle hizmet bedeline ilişkin olarak düzenlenen bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti ve peşin ödenen hizmet bedelinin istirdadının istenemeyeceği gözetilerek,
asıl (birleşen yeni esas 2015/575 E) ve birleşen 2010/119 E sayılı davaların reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek anılan davalarda davalı yararına, birleşen 2010/16 E. sayılı davada davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; davacı dışı... isimli firmanın davacı ile yaptığı sözleşmeyi feshetmiş olmasının dava konusu olayla doğrudan bağlantılı olduğu da gözetilerek,
uzman bir başka bilirkişi kurulu aracılığı ile davacının maddi tazminat istemine konu iddialarını ve tüm delillerini değerlendiren ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişinin davacının tüm delillerini tek tek değerlendirmeyen ve soyut nitelikteki görüşüne itibar edilerek, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, 2010/16 E. sayılı davada davacı yararına bozulmuştur.
3. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.04.2018 tarih ve 2016/688 Esas, 2018/545 Karar sayılı kararıyla, yukarıda belirtilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen 2015/575 E., 2009/119 E. sayılı davaların reddine, birleşen 2010/16 E. sayılı davada manevi tazminat istemine ilişkin olarak verilen ilk karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat isteminin kabulü ile 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, asıl (ek) davanın kabulü ile 790.978,06 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl ve birleşen 2010/16 E. sayılı davalarda davalı vekili ve birleşen 2009/119 E. ve 2015/575 E. sayılı davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27.10.2020 tarihli ve 2018/2378 Esas, 2020/3303 Karar sayılı kararıyla, birleşen 2009/119 E. ve 2015/575 E. sayılı davalarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, asıl ve birleşen 2010/16 E. sayılı davalarda davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; bozma ilamına uyulmuş ise de, gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği,
dava dışı... isimli firmanın davacı ile yaptığı sözleşmeyi feshetmiş olmasının dava konusu olayla bağlantılı olduğu gözetilmiş ise de, davacının anılan firmanın fesih tarihinden itibaren aynı şart ve koşullarla yeni bir firmayla acentalık hizmet sözleşmesi yapması için gereken makul sürenin tespit edilmediği ve geçecek makul süre kadar yoksun kalınan kâr kaybı talep edebileceği, bu durumda, davacının aynı nitelikte ve aynı şartlarla başka bir acentalık sözleşmesi imzalaması için gereken makul sürenin tespit edilmesi, tespit edilecek makul süre kadar kâr kaybının hesaplanmasında TBK'nın 408. maddesinin kıyasen uygulanması,
ayrıca tazminatın belirlenmesinde TBK’nın 52. maddesinin gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak, aynı bilirkişi kurulundan veya konusunda uzman başka bir bilirkişi kurulundan açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, asıl ve birleşen 2010/16 E. sayılı davalarda davalı yararına bozulmuştur.
3. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında açıklanan gerekçelerle birleşen 2015/575 E. ve birleşen 2010/119 E. sayılı davaların reddine, davacının tazminat istemine konu asıl ve birleşen 2010/16 E. sayılı davalar bakımından yapılan incelemede; taraflar arasındaki otel grup sözleşmesinin 24.12.2006 tarihli olduğu, TBK’nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, asıl (ek) davanın açıldığı tarih itibariyle henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalının ayıplı ve kusurlu hizmeti nedeniyle, davacının bir grup müşteriye ücretsiz tatil hediye etmek durumunda kaldığı,
tüketici mahkemelerinde dava açan bir grup müşteriye tazminat ödediği, bir kısmının kredi kartlarına iadeler yaptığı, ayrıca tuttuğu sanatçıya ödeme yaptığı, davacının bu kapsamdaki toplam zararının 82.501,86 TL olarak hesap edildiği, bunun dışında merkezi yurt dışında olan ... isimli firmanın bu olaylar nedeniyle davacı ile olan sözleşmesini feshettiği, bu sözleşmenin 3 yıllık olması nedeniyle uğradığı zararın 1.212.700,80 TL olduğu,
davacının bu sözleşme kapsamında yapmaktan kurtulduğu masraflardan hakkaniyet gereği 1/3 oranında indirim yapılması halinde, davacının söz konusu fesih nedeniyle uğradığı zararın 808.476,20 TL olarak tespit edildiği, davacının toplam maddi zararının (808.476,20+82.501,86) 890.978,06 TL olarak belirlendiği, son bozma kararı kapsamında yapılan bilirkişi incelemesine göre, davacının, yurt dışı firmasıyla olan sözleşmesinin feshinden sonra,
aynı veya benzer koşullarda yeni bir firma ile bir sözleşme yapmasının, alternatif bulmasının, yurt dışı firmalar ile bağlantı kurmasının, Türkiye operasyonunda vereceği hizmetleri oluşturmasının, tedarikçilerle anlaşmasının 3 yıldan kısa bir sürede mümkün olmadığı, TBK’nın 408. maddesinin kıyasen uygulanması ve yapılan mahsup neticesinde davacının 3 yıllık zararının toplam 808.467,20 TL olacağı, sonuç olarak diğer zararları da ilave edildiğinde davacınnın toplam zararının yine bozma öncesinde olduğu gibi 890.978,06 TL olarak belirlendiği, bunun yanında, davacının otelde öğlen yemeği verileceği hususunda müşterileri yanlış yönlendirdiği,
bunun dışında davacıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı, asıl kusurun oteli hizmet vermeye hazır hale getirmeyen davalıya ait olduğu, bir oranla yapmak gerekirse davalıya %85, davacıya %15 oranında kusur izafe edilebileceği, TBK 52. maddesine göre bu durumda, davalının sorumlu olduğu zarar miktarından %15 indirim yapılması halinde, davacının (890.978,06-133.646,70) 757.331,35 TL maddi zararı bulunduğu gerekçesiyle, birleşen 2015/575 E., 2009/119 E. sayılı davaların reddine, birleşen 2010/16 E. sayılı davada manevi tazminatı istemine ilişkin önceki hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına,
maddi tazminat isteminin kabulü ile 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, asıl (ek) davanın kısmen kabulü ile 657.331,35 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, birleşen 2015/575 E., 2009/119 E. sayılı davalarda davacı vekili, asıl davada ve birleşen 2010/16 E. sayılı davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada ve birleşen 2010/16 E. sayılı davada davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; davacının müşterilerine sözleşmede olmayan taahhütlerde bulunduğunu, otele giriş saatlerini yanlış bildirdiğini, davacının iddia ettiği yurt dışı firmasıyla olan sözleşmenin gerçek olmadığını, sahte olduğunu, bu sözleşmenin davadan çok sonra dosyaya sunulduğunu, dava dilekçesinde böyle bir zarar kaleminden bahsedilmediğini, öte yandan, zarar hesabının hatalı yapıldığını, davacının, yurt dışı firmasıyla olan sözleşmesi fesih olduktan sonra, çok kısa sürede yeni bir firma ile anlaşma yapmasının mümkün olduğunu, söz konusu fesih ile dava konusu olaylar arasında bir illiyet bağı bulunmadığını ileri sürerek, asıl ve birleşen 2010/16 E. sayılı davada verilen kararın bozulmasını istemiştir.
2. Birleşen 2015/575 E. ve 2009/119 E. sayılı davalarda davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; yapılan incelemede davalı otel işletmesinin hizmetin ifasında ağır kusurlu olduğunun tespit edildiği, davalının faturalara dayalı hizmet vermediğinin sabit olduğunu, bu nedenle menfi tespit ve istirdat istemli olarak açtıkları birleşen davaların kabulü gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasındaki otel grup sözleşmesine dayalı olarak, asıl ve birleşen 2010/16 E. sayılı davalarda maddi ve manevi tazminat, birleşen 2015/575 E. sayılı davada menfi tespit ve birleşen 2009/119 E. sayılı davada istirdat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428, 438/7,8,9. maddeleri ile 439/2. maddesi
3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439/2. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Asıl davada ve birleşen 2010/16 E. sayılı davada davalı vekilinin, birleşen 2015/575 E. ve 2009/119 E. sayılı davalarda davacı vekili yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan asıl ve birleşen davalarda taraflar yararına takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin, taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4235, K. 2023/1390, 11 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama