KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/1258 E., 2024/2085 K.·-k A R A R-
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1174 E., 2022/439 K.
- Hüküm/karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/392 E., 2018/193 K.
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı tazminat ve alacak davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı şirket yetkilisi ... ve vekili Avukat ... Geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü
1-İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, Korumu Kurulu onayı bulunmadığından, davacının proje bedelini talep edemeyeceği, sözleşme döneminde yapılan iş ve imalatlarla ilgili düzenlenen hak edişe davacının ihtirazi kayıt koymadığını, bu nedenle imalat bedeline ilişkin alacak talebinin yerinde görülmediği, sözleşmenin feshi ve tasfiyesini davacı talep ettiğinden kar mahrumiyeti de isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3-Bu karara karşı, davacı vekilince süresinde duruşmalı olarak temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Kamu düzenine aykırılık hallerinin re’sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine sözleşmeye konu binanın bakım, onarım ve restorasyonuna ilişkin olarak, dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd.
Şti. ile yapılan 1. ihale kapsamındaki eksik ve kusurlu imalatlardan, davacı yüklenicinin de sorumlu olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesinde yer alan ibareler hatalı olmakla birlikte, dava konusu 2. ihale ile binanın tezyin ve tefriş işini üstlenen davacı yüklenicinin, yer teslimi ile birlikte derhal muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmakla, sözleşmenin feshinde davalı idareye kusur izafe edilemesi mümkün olmayıp, bu itibarla davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı şirket ihaleyi aldıktan sonra zamanında işe başladığında duvar ve kubbelerde sıva sorunları olduğunu, bu şekilde yapılacak işin sağlıklı olmayacağını davalı kuruma bildirmiştir. Alınan bilirkişi raporunda da bu sorunların önceki yüklenici ... şirketinin çalışmasından kaynaklandığı açıkça belirtilmiştir.
Bu durumun davalı idareye bildirilmesi üzerine sorun Koruma Kurulu’na da intikal etmiş ve Koruma Kurulu bu konuda 1. İhaleyi alan şirketle ilgili soruşturmanın devam ettiğini bildirmiştir. Bu şekilde gerçekleşen süreçte, davalı idare ve Koruma Kurulu da ayıplı ifa bulunduğunu ve bunun önceki yükleniciden kaynaklandığını kabul etmiştir. Burada davacının hiçbir kusuru bulunmamaktadır. Her iki taraf da bu kabulle işe devam edilmemesi ve tasfiye yapılmasını kabul etmiştir.
Ancak mahkemece sanki davacının kusuru nedeniyle işin yapılmadığı ve tasfiye sürecine girdiğini kabul ederek hüküm kurulmuştur.
Davalı idare Koruma Kurulu’nun da önceki yüklenici hakkında soruşturma devam ediyor yönündeki cevabı üzerine işe devam etmeme kararı almış ve yükleniciyi çağırarak işi sonlandırma yoluna gitmiştir. Yoksa tarafların bir araya gelerek tasfiye kararı almaları söz konusu değildir. Yine yapılan işe ilişkin düzenlenen hakedişlerin imzalanması, sözleşmeye ilişkin taleplerden vazgeçildiği anlamına da gelmez. En azından işin esasına girip taleplerin değerlendirilmesi ve menfi zarar kapsamında kalan taleplerin kabulü gerekmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak kararın bozulması gerektiği düşüncemizle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayız.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1258, K. 2024/2085, 11 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama