KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2038 E., 2024/3551 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/397 E., 2022/543 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
1-Dava, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak açılmış olup, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili, kira tazminatı ve arsa payından artan fark alacağının davalı yüklenici şirketten tahsili ve 7 nolu daire üzerindeki ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
2-İlk derece mahkemesince, “Davalı yüklenici şirketin sözleşme ile kararlaştırılan edimini yerine getirmediğinden taşınmazda mülkiyet hakkı oluşmadığı, buna bağlı olarak yükleniciden daire alan 3. kişi olan diğer davalının mülkiyet hakkının doğmadığı ve yapılan satış ve devrin sebepten yoksun hale geldiği, yolsuz tescil durumuna düştüğü” gerekçesiyle dava konusu taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptaline, ecrimisil alacağı ve sözleşmeye aykırılık tazminatının davalı yüklenici şirketten tahsiline, 7 no.lu bağımsız bölüm üzerindeki davalı banka lehine kurulmuş ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
3-İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı ... vekili ile davalı banka vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
4-Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı ... vekilince temyizi üzerine Dairemizin 14.04.2022 tarihli, 2022/1728 Esas ve 2022/2146 Karar sayılı ilamıyla, "Somut olayda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi tapuya tescil edilmemiştir. Davalı ...’nun dava konusu daireyi, davacıya ait olduğunu bilerek, davacının zararına hareket ederek ve muvazaalı şekilde satın aldığı iddia ve ispat olunamamıştır.
Kanunun iyi niyete sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Davalı ...’nun Türk Medeni Kanun'un 1024. maddesi anlamında kötü niyetli üçüncü kişi olduğu kanıtlanmış değildir.
Davacı arsa sahibi tarafından sözleşmenin feshinin talep edilmemesi, edilse dahi yüklenici tarafından edim yerine getirilmiş olduğundan sözleşmenin geriye etkili feshinin de mümkün olmaması nedeniyle dava konusu bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ancak yukarıda belirtilen muvazaanın isbat edilmesi halinde mümkün olabilecektir.
Bu durumda davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır" gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5-Bozma sonrası ilk derece mahkemesince, davacı arsa sahibi tarafından sözleşmenin feshinin talep edilmemesi, edilse dahi yüklenici tarafından edim yerine getirilmiş olduğundan sözleşmenin geriye etkili feshinin de mümkün olmaması, dava konusu bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptalinin ancak muvazaanın isbat edilmesi halinde mümkün olabileceği, davalı ...’nun Türk Medeni Kanun'un 1024. maddesi anlamında kötü niyetli üçüncü kişi olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan tapu iptal ve tescil davasının reddine, davalı ... tarafından konulmuş olan ipoteğin terkinine dair talebin de reddine, davacının ecrimisil (kira tazminatı) ile sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat alacağı talebinin davalı yüklenici şirket yönünden kabulune karar verilmiştir.
6-Bu karara karşı, davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü;
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verildiği gözetilerek davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2038, K. 2024/3551, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama