KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2885 E., 2024/5158 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/415 E., 2023/311 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/243 E., 2019/869 K.
Karar Metni
1.416 kelime·7 dk okuma
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında davalıya ait inşaatın bodrumlarının su izolasyonunun yapımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiğini, fatura düzenlediğini, ancak davalı tarafından fatura bedelinin ödenmediğini, faturaya dayalı olarak başlatılan takibe davalı iş sahibi tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında davalıya ait inşaatın bodrumlarının su izolasyonunun yapımına ilişkin sözlü sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında işin bedelinin kilogram hesabı ile belirlendiğini ve 100,00 kilogram ila 500,00 kilogram arasında malzeme ile işin yapılabileceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafından ise 819,00 kilogram malzeme kullanılarak işin yapıldığı belirtilerek fatura düzenlendiğini, faturanın davalıya teslim edilmesi sırasında fazla malzeme kullanıldığı,
binanın perde betonunda yer yer çatlaklar oluştuğu hususlarının davacıya bildirildiğini, bu hususta geri dönüş yapacağını beyan eden davacının geri dönüş yapmaksızın icra takibi başlattığını, işe ilişkin aldıkları uzman görüşünde fazla malzeme kullanılmak suretiyle hatalı olarak yapılan uygulama sonucunda işin yapıldığının bildirilmesi üzerine faturanın iade edildiğini, davacının hatalı uygulamasına konu fatura bedelini talep ettiğini, yüklenicinin sorumluluğunu yerine getirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince; eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağına yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, alınan bilirkişi raporu ile davacı yüklenici tarafından yerine getirilen işin ayıplı olmadığı, eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmadığı, dosya kapsamına sunulan ve taraflarca inkar edilmeyen yazışmalarda işin kilogram bedelinin 30,00 Euro + KDV olarak belirlendiği, kurulan sözleşme ilişkisinin bu kapsamda birim fiyatlı olduğu, birim fiyat konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı,
bilirkişi raporunda rayiç değer üzerinden yapılan hesaplamaya bu nedenle itibar edilemeyeceği, sözleşme ile kararlaştırılan birim fiyatın dikkate alınmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından alınan bilirkişi raporu ile işin ayıplı olmadığının tespit edildiği, uyuşmazlığın 4 adet faturaya ilişkin olduğu, taraflar arasındaki yazışmalara göre malzemenin kilogram fiyatının 30,00 Euro + KDV olarak kararlaştırıldığı, uyuşmazlık konusu 4 adet fatura bedelinin 326.437,76 Türk Lirası olduğu ve bu hali ile davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden bu miktar kadar alacağının bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
5. Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulduğu, davacı vekili tarafından temyiz harç ve giderlerinin yatırılmadığı, bu nedenle davacı vekiline temyiz harç ve giderlerinin yatırılması hususunda çıkarılan muhtırada belirlenen süre içerisinde temyiz harç ve giderlerinin yatırılmaması nedeniyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karar verildiği, davacı vekili tarafından süresi içerisinde bu ek karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
6. Davacı vekili tarafından Bölge adliye mahkemesince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karara ilişkin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; temyiz istemi, başvuru için gerekli harç ve giderlerin süresinde ödenmediği gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 12/06/2023 tarihli ek kararına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi atfıyla 344. maddesi gereğince, temyiz dilekçesi verilirken ödenmeyen temyiz harç ve giderlerinin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde ödenmesi gerekir. 6100 sayılı Kanun’un anılan hükümleri gereğince, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, temyiz başvurusu yapılmamış sayılır.
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince ödenmeyen temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin sürede ödenmesi için usulüne uygun olarak düzenlenen muhtıra, davacı vekiline 27.05.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Temyiz harç ve giderleri, davacı vekili tarafından bir haftalık yasal süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmamıştır.
Temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir.
7.1. Taraflar arasında; davacının yüklenici, davalının iş sahibi olduğu, davalıya ait Halide Edip Adıvar Mah. No:40 Şişli/İstanbul adresinde bulunan inşaatın bodrumlarının su izolasyonunun yapımına ilişkin sözlü sözleşme ilişkisi kurulmuştur.
7.2. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile, taraflar arasında kurulan sözleşmeye konu izolasyon uygulamasının yapılacağı bodrum katta yer alan duvarların fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmadığı, davacı yüklenici tarafından yapılan işin ise ayıplı olmadığı ve reddedilmesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir.
7.3. Eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa yüklenici bu durumu hemen iş sahibini bildirmek zorundadır (TBK md. 472/3).
Türk Borçlar Kanunu'ndaki bu hükümle düzenlenen genel ihbar yükümlülüğü (uyarı görevi) yüklenicinin sadakat borcunun gereğidir. Yüklenicinin uyarı görevinin ortaya çıkması iş sahibinin sağladığı malzemenin, teslim ettiği iş alanının, gösterdiği arsanın eserin meydana getirilmesine veya işin gereği gibi yapılmasına elverişli olmaması gibi değişik nedenlere dayalı olabileceği gibi iş sahibinin talimatlarının yapılacak işin niteliğine uygun olmaması gibi nedenlere dayalı da olabilir. Yüklenicinin bu gibi durumlarda sorumluluktan kurtulabilmesi için iş sahibini uyarma görevini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde yüklenici bu yükünü yerine getirmemesi sonucu doğacak zararlardan 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesi uyarınca sorumlu olur.
Yüklenici uyarı görevini yerine getirmiş olmasına rağmen iş sahibinin talimatında ısrar etmesi halinde yüklenicinin sorumluluğundan söz edilemeyecektir. İş sahibinin aksini iddia etmesi halinde, uyarı görevini yerine getirdiğini, ancak iş sahibinin talimatında ısrarı nedeniyle eserin bu şekilde yapıldığını yüklenici ispatlamak zorundadır.
Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK md. 476/1).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun iş sahibinin seçimlik hakları başlıklı 475. maddesinde eserin ayıplı olması ve bu ayıptan yüklenicinin sorumlu olması hallerinde kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın iş sahibi; eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır (TBK md. 475/1).
Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz (TBK md. 475/3). Böyle bir durumun varlığı halinde iş sahibi yükleniciden bedelden indirim ya da onarım isteme seçimlik haklarını talep edebilecektir.
Bu seçimlik hakların dışında ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması halinde iş sahibinin genel hükümlere göre ayıptan doğan diğer zararlarını istemek hakkı vardır (TBK 475/2). Bu tazminatın genel hükümlerdeki hukuki dayanağı TBK 112. maddede düzenlenmiş olan giderim yükümlülüğü hükmüdür.
8.1.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; hükme esas alınan 01.07.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda verilen hizmetin ayıplı olmadığı eserin reddini gerektirecek nitelikte olmadığı enjeksiyon uygulaması sonrasında görülen çatlakların ve su sızıntıları sebebinin binanın oturmasına bağlı olabileceği gibi, betonun tekniğine uygun biçimde dökülmemiş olmasından ve de perde demir donatısı ve montaj işçiliğinin yetersizliğinden kaynaklanmış olabileceği belirtilmiştir.
Davacı işi tekniğine uygun olarak yapmış olsa bile işin uygulandığı yerin ayıplı olması nedeniyle eserin yapılmasından beklenen amaç tam olarak gerçekleşmeyecek ise TBK 472/3 madde hükmüne göre yüklenicinin iş sahibini uyarması gerekmekte olup davacı yüklenici davalı iş sahibini uyardığını, ancak iş sahibinin talimatında ısrar etmesi ile ayıplı betona uygulama yaptığını ispatlayamamıştır. Bu durumda ortaya çıkan ayıp, eserin yapıldığı yerin ayıplı olmasından doğmuştur.
Ayıbın varlığı davacı uygulamasından kaynaklanmasa da davacı uyarı görevini yerine getirmediği için meydana çıkan ayıp nedeniyle sorumludur. Yapılan işin ortaya çıkan ayıba rağmen eserin reddini gerektirecek nitelikte olmadığı da anlaşılmış olup bu durumda davacının bedel tenzili isteyebileceğinin kabulü gerekir.
8.2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nce istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de; 01.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı yüklenicinin yaptığı eserin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/1. maddesi gereğince reddedilemeyecek düzeyde olduğunun tespiti yapıldığından, (7.3) numaralı bentte belirtilen TBK 472/3 ve 475/3 madde hükümleri gereğince bedelden makul düzeyde bir indirim yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2885, K. 2024/5158, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama