KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2887 E., 2024/3637 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1760 E., 2023/128 K.
- Hüküm/karar
- Kabul
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/753 E., 2022/140 K.
Karar Metni
1.197 kelime·6 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı temlik alan vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Emlak Konut GYO A.Ş. ile dava dışı Emlak Planlama-Yeni Sarp Adi Ortaklığı arasında “İstanbul Ümraniye 1. Etap Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi" sözleşmesi imzalandığını, müvekkil bankanın adi ortaklığın söz konusu işten kaynaklanan alacaklarından 46.000.000 TL tutarını 11.06.2014 tarihinde temlik aldığını, alınan temlikin davalı şirkete bildirildiğini, davalının ise 13.06.2014 tarihinde temlike uygunluk verilerek ödeneceğini teyit ettiğini, temlik alacağının 34.164.698,03 TL tutarındaki kısmının henüz ödenmediğini, sözleşmeye konu işin geçici kabulünün yapılmış olması,
bağımsız bölüm satışlarının çok büyük oranda gerçekleşmiş ve tahsilatlarının yapılmış olması, satılmayan bağımsız bölümlerin sürekli değer kazanan mülkler olması ve işin sonunda ayni paylaşıma tabi olacağına dair açık sözleşme koşulları, davalının temliklerin ödeneceği yönündeki beyanları doğrultusunda, teminat mektuplarının iade ile temlik alacaklarının ödenmesi beklenirken, tamamen haksız tazmin talebi ve ihtiyati haciz istemi ile karşı karşıya kalındığını, Ümraniye 1. Etap satışı karşılığı gelir paylaşımı işi hasılatından, temlik veren yükleniciye ait hasılat payı miktarının belirlenmesine,
belirlenen hasılat payından dava konusu temlikname ile müvekkile temlik edilen ve halen ödenmeyen 34.164.698,03 TL tutarındaki bakiye temlik alacağı içinde kalan kısmın, dava tarihinden itibaren avans faizi ile ödenmesine, elde edilen hasılatla müvekkilin temlik alacağının ödenmesine kısmen veya tamamen yetmediği takdirde, ödenemeyen temlik tutarı için gayrimenkul üzerinde, projeye göre inşa edilen bağımsız bölümlerden ayni paylaşımdan sonra temlik edenin payına düşecek olan kısmın, ödenmeyen temlik alacağı kadar müvekkil banka lehine 1. dereceden ipotek tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; arsa payı karşılığı gelir paylaşımı işini üstlenen dava dışı yüklenici adi ortaklığın işi tamamlamada temerrüde düştüğünü, işi bitiremeyeceğini müvekkil şirkete bildirdiğini, masrafları daha sonra elde edeceği kendi hasılat payından mahsup edilmek üzere nam-ı hesap komisyonu kurularak tamamlattırılmasını müvekkili şirketten talep ettiğini, müvekkili şirketin kabulü ile nama ifa sürecinin başladığını,
bu süreç içerisinde yüklenicinin ödemekle ve tamamlamakla yükümlü olduğu sözleşme konusu işle ilgili tüm giderlerin sözleşme gereği yükleniciye düşen hasılattan mahsup edilmek üzere nama ifa çerçevesinde müvekkili şirket tarafından karşılandığını, dava tarihi itibariyle dava dışı yüklenicinin müvekkili şirkete 74.252.266,90 TL borçlu iken müvekkili şirket tarafından temlik alacaklısı davacı tarafa temlik alacağı ödemesinin mümkün olmadığını, zira nama ifa dikkate alındığında yüklenici firmanın temlike konu doğmuş alacağının bulunmadığını, ayrıca projede kesin hesap ve kesin kabullerin yapılmadığını,
kesin kabul tarihine kadar yüklenicinin borç tutarında artış olmasının yüksek ihtimal dahilinde olduğunu, davacı bankanın yüklenicinin ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerini yerine getirmek üzere vermek zorunda olduğu toplam 30.393.000,00 TL kesin ve süresiz teminat mektubu bedelini müvekkili şirkete ödemeyi garanti ettiğini, 2017 Şubat ayında dava dışı yüklenicinin müvekkili şirkete 136.277.543,53 TL borçlu iken davacı bankadan teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin talep edildiğini, bankanın talebi kabul etmediğini,
bunun üzerine davacı bankaya karşı İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün 2017/6680 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı bankanın takibe itiraz ettiğini, teminat mektuplarına konu tutarlar için İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/328 Değişik İş sayısına kayıtlı ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ancak talebin reddedildiğini, davacı bankanın müvekkili tarafından aleyhine açılacak olan itirazın iptali davası öncesinde banka teminat mektubu bedellerini haksız olarak ödemekten kaçınmak için sözde ihtilaf yaratmak için iş bu davayı ikame ettiğini,
davacının dava tarihi itibariyle doğmuş bir temlik alacağının alacağının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/753 Esas, 2022/140 Karar, 16.02.2022 tarihli kararı ile özetle; davalı Emlak Konut GYO’nun taşınmazlara biçtiği satış değerinin KDV dahil 269.579.712,07 TL, %62,49’u yükleniciye ait olup, yüklenici payının 168.458.487,00 TL olduğu, yine davalıya göre dava dışı yüklenicinin 74.252.266,90 TL borcu ile inşaatın %6,29 eksik kalan kısmın maliyeti 49.202.000,00 TL esas alınsa dahi, kabaca yüklenicinin payına halen 45 milyonun düşeceği sonucunun çıktığı, bu durumda temlik alan sıfatıyla davacının 34 milyon civarındaki talebinin isabetli olduğu,
ayrıca yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna göre de, taşınmazların rapor tarihindeki değeri KDV dahil 467.925.968,88 TL olup, yüklenici payının (467 milyonun %62,49’u) 292.406.937 TL olduğu, 49.679.783,69TL yüklenici borcu ile %6,29 oranındaki eksik iş bedeli 23.994.970,10 TL dikkate alındığında dava dışı yükleniciye 220 milyon kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 34.164.698,03TL’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı temlik alana verilmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/567 Esas sayılı dosyasında, davacı yüklenici tarafından iş bu davanın davalısı Emlak Konut aleyhine açılan ve davalı tarafından el konulan 177 adet bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin davacı yüklenicinin payına düşen tutarının hesaplanarak alacak miktarının tespiti ile ödenmesine,
mahkemenin aksi kanaatte olması halinde el konulan bağımsız bölümlerin tespit edilerek davacı yüklenicinin alacağı ve payı oranında paylaştırılması veya bağımsız bölümlerin mahkeme vasıtası ile satışı ve tespit edilen alacağın payları oranında bu satışlardan ödenmesine karar verilmesine ilişkin davanın iş bu davada bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiş ise de, davalı Emlak Konut ile yüklenici arasındaki gelir paylaşım sözleşmesinin tasfiyesi henüz yapılmamış, yüklenicilere düşecek kar payı belirlenmemiştir.
Yüklenicilerin İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/567 Esas sayılı dosyası ile tasfiye davası açtığı ve kar payının bu davada ortaya çıkacağı anlaşıldığından söz konusu dava dosyasının sonucunun beklenmesine, tasfiye sonucuna göre iş bu davanın sonuçlandırılması gerekirken, mahkemece bu hususun yanlış değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, iş bu dava tarihi itibariyle dava dışı yüklenicinin gelir paylaşımı sözleşmesi uyarınca kar payı olup olmadığı, davacı temlik alanın temlike hak kazanıp kazanmadığı ve 6100 sayılı HMK'nın 165/1. maddesi hükmü gereğince İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/567 Esas sayılı dava dosyasının akıbeti araştırılarak, dava neticelenmiş ve verilen hüküm kesinleşmişse eldeki davada bu davanın sonucuna uygun karar verilmesi şayet neticelenmemişse verilecek kararın kesinleşmesinin beklenmesi ve yine bu davanın sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2887, K. 2024/3637, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama