İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /6. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 6. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/2977 K.2025/532

vekili Avukat ... Mühendislik İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi vekili Avukat ...

Esas2023/2977Karar2025/532Tarih13 Şubat 2025Okuma12 dk · 2.350 kelime

KÜNYE

6. Hukuk Dairesi 2023/2977 E., 2025/532 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
13 Şubat 2025
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/419 E., 2023/714 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.350 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

vekili Avukat ... Mühendislik İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi vekili Avukat ...

BİRLEŞEN 2018/213 ESAS SAYILI DOSYADA

Mühendislik İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi vekili Avukat ... vekili Avukat ...

İLK DERECE MAHKEMESİ

Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI

2017/458 E., 2023/31 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

1. Davacı iş sahibi vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında 28.01.2015 tarihli 5022 (1 kuyu) ve 5068 (2 kuyu) no.lu petrol sahalarında toplam 3 adet kuyuda sondaj yapmak üzere sondaj sözleşmesi imzalandığını, davalının almış olduğu ödemeye rağmen işi eksik bırakarak sahayı terk ettiğini, sözleşme uyarınca getirmesi ve kullanması gereken malzeme ve iş makinelerini kullanmadığını, yaptığı işi de ayıplı yaptığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;

eksik ve ayıplı işler nedeniyle ve kullanılması gerekirken kullanılmayan malzeme ve iş makineleri için ödediği bedelin istirdatını, iş sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde tamamlanmadığı için ödenen sondaj bedelinin istirdatını, sondaj yapılacak tarla sahibine ödemek zorunda kaldıkları kira bedelinin tazminini, davalının kule sahibi ile arasındaki uyuşmazlık nedeniyle işin durduğu 20-25 günlük dönemde 20-25 kadar işçinin elektrik, su, yeme-içme gibi giderlerinin kendileri tarafından karşılandığını, ayrıca kulenin de çalışmamasına rağmen ışıklandırıldığını, bunun masrafının da kendileri tarafından karşılandığını,

bunun için ödenen bedelin de tazminini, eksik bırakılan işin dava dışı üçüncü kişiye daha fazla bedelle tamamlatmak zorunda kaldıklarını, bu nedenle doğan zararının da tazmin edilmesini, toplamda 42.000,00 USD ve 6.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

2. Davacı yüklenici...vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili şirketin fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, yanlar arasında akdedilmiş sözleşmeden ötürü, müvekkili şirketin ödenmeyen alacaklarına karşılık şimdilik 1.000,00 USD, sözleşmenin davalı yanca haksız surette feshedilmesi,

ifasının imkansız hale getirilmesinden ötürü, müvekkili şirketin uğramış bulunduğu menfi zarara kâr kaybına karşılık olarak şimdilik 500,00 USD'nın, davalı yanca müvekkili şirkete ait emtia, malzemelere el konulmasından ötürü iş bu emtia malzemelerine bedeline karşılık şimdilik 500,00 USD olmak üzere toplam 2.000,00 USD'nin davalı yandan tahsiline, tazminine, fesih tarihi ve iade için gönderilen ihtarname tarihinden itibaren işleyecek TCMB dolar cinsinden mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte karar verilmesi talep dava etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı yüklenici vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasında 28.01.2015 tarihli “kuyu bazında kara sondajı müteahhitlik sondaj sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşmeye göre 5068 ve 5022 ruhsatlı petrol sahalarında Aydınoluk-2, Aydınoluk-3, Uğurca-1 kuyularının sondajının yapılması ve diğer yardımcı operasyonların ve hizmetlerin ifasının kararlaştırıldığını, davalının sözleşmede kararlaştırılan sondaj öncesinde ifası gereken işlemleri ivedilikle tamamladığını, derhal sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin ifasına başladığını, 16.04.2015 tarihinde Aydınoluk-2 kuyusunda sondaj faaliyetine başlandığını,

20.04.2015 tarihine kadar sondaj faaliyetinin devam ettiğini, ancak davacının kararlaştırılan ödeme termin planına uymadığını, daha işin başında ödemeleri geciktirdiğini, toplamda 450.000,00 USD ödeme yaptığını, son ödemenin 16.03.2015 tarihinde yapıldığını, zamanında yapması gereken ödemeleri yapmadığını, davacının sözleşmede olmayan ödeme şartlarının varlığını iddia ettiğini, ödeme yapmamak için yoktan bahaneler ürettiğini, faturaları nedensiz iade ettiğini, işin ifasını imkansız hale getirdiğini, davacının ödemeleri yapmadığı gibi iş yerindeki malzeme ve emtiaya da el koyduğunu, bu nedenle davacıdan 73.623,00 USD alacakları bulunduğunu,

belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı iş sahibi birleşen davaya cevap dilekçesinde; kendilerinin yapılan işin karşılığı olan bedelden fazla fazla ödeme yaptığını, yüklenicinin buna rağmen iş yerini terk ederek sözleşmeyi haksız şekilde fesh ettiğini, kusurlu olan yüklenicinin kâr kaybı talep etme hakkı bulunmadığını, yüklenicinin hiçbir şekilde malzeme ve emtiasının kalmadığını, hepsini fazlası ile götürdüklerini, şantiyeyi de kendilerinin kapattığını, davanın haksız açıldığını ve reddi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada alınan bilirkişi raporlarında tarafların sözleşmenin eylemli olarak feshedilmiş olmasında ortak kusurlu oldukları, davacı iş sahibinin ödemeleri zamanında yapmadığı, geciktirdiği, davalı yüklenicinin de buna rağmen ihtar çekmeden ve davacıyı temerrüde düşürmeden işe gecikmeli olarak başladığı ve iş programının gerisinde kaldığı, yüklenicinin birinci kuyu 300 metre açıldıktan sonra iş yerini terk ettiği ve iş mahalline getirilen kulenin de kule sahibi tarafından iş mahallinden götürüldüğü,

bu sebeplerle tarafların birbirlerinden müspet ve menfi zarar kapsamında tazminat talebine hakları bulunmadığı ancak birbirlerine verdiklerini isteyebilecekleri, buna göre asıl davada davacının yükleniciye yaptığı fazla ödemenin yapılan imalat ve el konulan malzemelere göre 275.420,00 USD iş bedeli ile işleten sıfatına sahip iş sahibi tarafından işçiler için yapılan 66.000,00 TL iaşe bedeli harcaması ile ödediği arazi kira bedeli ve ürün bedeli harcamasına karşılık 10.000,00 TL olmak üzere toplam 76.000,00 TL olduğu,

sözleşmenin eylemli fesih tarihinin yani yüklenicinin işi terk edip gittiği tarihin 02.06.2015 tarihi olup alacakların bu tarih itibari ile muaccel yani istenebilir hale geleceği ve bu tarihten itibaren eser sözleşmelerinde uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı,

bu durumda ıslah tarihi itibariyle ıslahla talep edilen alacaklar yönünden alacakların zaman aşımına uğramış olduğu anlaşıldığından bu alacak taleplerinin zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiği ancak davacı yüklenicinin asıl davada dava dilekçesinde talep etmiş olduğu talepleriyle bağlı kalınarak bu taleplerin kabulüne karar verilebileceği ve ıslah dilekçesiyle faiz istemiş olduğundan dava dilekçesinde talep ettiği alacaklara ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği kabul edilerek asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından asıl dava, davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından birleşen dava hakkında istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı-birleşen davada davalı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde özetle; eser meydana getirilmediği için eser sözleşmelerine ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını, sözleşme tam ifa edilmediği için muacceliyetin de söz konusu olmadığını, açılan kuyunun işe yarayıp yaramadığı, yani bunu devam ettirerek tamamlanmasının teknik olarak mümkün olup olmadığı tespit edilmeden bu işin kâr ve genel giderler içinde hesaplanması ve bu miktar kadar yükleniciye bedel ödenmesinin haklı olduğuna karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, çünkü yapılan işin faydalı olmadığını, muacceliyet oluşmadığını, zamanaşımı söz konusu olmadığını, beyan etmektedir.

2. Davalı-birleşen davada davacı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmeyen, temerrüde düşen, işin ifasını imkânsız kılan ve dolayısıyla müvekkili şirketin mağduriyetine neden olan, kusurlu olanın, davacı-birleşen dosya davalısı olduğunu, buna rağmen müvekkili şirkete kusur izafe edilmesinin, dosya kapsamına ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, kendilerinin 1.500 metrelik sondaj hizmetinin yapılması için, gerekli tüm ekip, ekipman, teçhizat vesair malzemeyi yüksek maliyetlerle tedarik ettiğini, yani 1.500 metre derinliğe kadar sondaj yapmaya hazır hale geldiğini, o halde, müvekkili şirketin,

ödenen bedeli değil sözleşme konusu bedelin tamamını hak ettiğini, sözleşmenin davacı-birleşen dava davalısı tarafından haksız surette feshedilmiş olması karşısında, müvekkili şirketin "bakiye bedel" ve "kâr kaybı" talebinin haklı ve yerinde olduğunu, davacı- birleşen dava davalısının "ikrarı" ve yerel mahkeme gerekçesi karşısında, müvekkili şirketin "emtia ve malzeme bedeli" alacağının hüküm altına alınması gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesi uyarınca fazla ödenen bedelin istirdatı ile zararın tazmini, birleşen davada ödenmeyen iş bedelinin tazmini, haksız fesih nedeniyle kâr kaybı ve menfi zararın giderilmesi, ayrıca emtia ve malzeme bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Mahkemece alınan raporlarda tarafların ortak kusurlu olduklarının tespit edildiği, hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunduğu, iadesi istenen emtia ve malzeme bedelinin hesaplamaya dahil edildiği, eser sözleşmelerinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla tarafların temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraflar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden taraflara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif) (Muhalif)

- KARŞI OY YAZISI -

Somut uyuşmazlıkta öncelikle zamanaşımı konusunu kısmi dava yönünden değerlendirmek gerekir. 818 sayılı BK 133. (TBK 154) maddede dava yoluyla mahkemeye başvurulmuş ise yani dava açılmışsa zamanaşımının kesileceği düzenlenmiştir. Bu maddenin de yorumunun sonucu olarak yerleşik yargılamasal uygulamalarda dava açılmakla ancak dava dilekçesindeki miktar için zamanaşımının kesileceği ve sadece dava açılan miktar için dava tarihinde temerrüt olgusunun gerçekleşeceği kabul edilmektedir.

Yargısal uygulamalar bu yönde süregelmiş ise de 24.05.2019 tarihinde verilen 2017/8 esas, 2019/3 karar sayılı bir içtihadı birleştirme kararı çıkmış olup yerleşik uygulamadan dönülmesi gerekip gerekmediğinin bu karar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sözünü ettiğimiz 24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararında "kısmi davada, dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin artırılması halinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği belirtilmiştir.

Bu karar zamanaşımı ile ilgili değilse de İçtihadı Bileştirme Kararlarının konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcı olmakla birlikte gerekçeleriyle de yol gösterici olduğu unutulmamalıdır. Bu yol göstericilik kararın sonuç kısmının yorumlanması, kapsamının belirlenerek uygulanması için gerekli olduğu kadar, dayandığı esasların başka müesseselerin yorumlanıp uygulanabilmesinde de geçerli olacaktır.

Yol göstericilik konusunda kararın tüm gerekçeleri değil; ana sonuçla bağlantılı ve bu sonuca hangi hukuksal nedenlerle varıldığını gösteren temel gerekçeler esas alınmak suretiyle bir sınırlama getirilmesi de içtihadı birleştirme kararlarının mahiyetine uygun bir sonuç olacaktır. Kaldı ki Yargıtay Kanunu 45/5. maddede içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukukî konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlayacağı düzenlenmiş olduğundan benzer konular için de bu içtihadı birleştirme kararının uygulanması bir zorunluluktur.

24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararında varılan sonucun temel gerekçesi; ıslahla miktar artırımının ek dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki miktarın değiştirilmesi olduğudur.

Bu temel gerekçenin varlığı; kararda yer verilen "...Ek dava ile kısmi dava arasında paralellik mevcut ise de ıslahla ilgili sorunların yine ıslah müessesi kapsamında sonuçlandırılarak değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle dava değerinin artırılması kısmi ıslah kapsamında olduğundan süregelen davanın devamıdır ki yeni bir dava ve ek dava olarak kabul edilemez.

Artırılan tutar için harç yatırılması bir usul işlemidir; yeni bir dava açıldığı şeklinde yorumlanamaz..." biçimindeki açıklamalarda ve "...bu amaçla verilen bir ıslah dilekçesi dava dilekçesindeki istem ve ferilerini ortadan kaldırmayacak, sadece istenilen alacak rakamını değiştirecektir.

Hal böyle olunca ıslahla artırılan tutar, yeni bir dava olmadığından, ilk dava dilekçesinde yer alan bütün unsurlar faiz istemi de dahil olmak üzere, ıslahla artırılan kısım için de uygulanabilir olmalıdır..." şeklinde yapılan açıklamalarda açıkça görülmektedir. Bu ifadeler kararın; sonuç kısmıyla da uyumlu ana ve en temel gerekçeleridir

Bu karar temel gerekçesinden soyutlanarak yorumlanıp uygulanamayacağına göre, ıslahla miktarın artırılması halinde, bu miktar değişikliğinin, zamanaşımının kesilmesine neden olup olmadığı, zamanaşımını kesecek bir işlem ise hangi tarihte zamanaşımının kesileceği konusunda da kararın bu ana gerekçesinden yararlanılmalıdır.

Bu yararlanmanın gerekliliği uygulama ve öğretide de kabul edilmekte ve şöyle açıklanmaktadır: İçtihadı birleştirme kararları bakımından her ne kadar sadece sonuç kısmı bağlayıcı olsa da sonuç kısmı ile gerekçenin sıkı irtibatı nedeni ile kararda varılan bağlayıcı sonucun anlamlandırılabilmesi, bağlayıcılığın gerekçeye genişletilmesi ile mümkündür. (Baki Kuru, İçtihatların Birleştirilmesi (Sevinç 1977), s. 33-34. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü (Demir 2001) C. V, s. 4961.

Aynı yönde Yargıtay HGK, 24.11.1965 T., 685/428, Baki Kuru, İçtihatların Birleştirilmesi, s. 34. Benzer şekilde Yargıtay 4. HD, 06.02.1973 T., 1972/5259 E., 1973/1036 K., Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku (Nesil 2000) s. 65.. Nurbanu Erzurumlu Işık, Mahkeme İçtihatları Yoluyla Medenî Usûl Hukukunun İnşası, Doktora Tezi sf: 216). İçtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığının kapsamının belirlenmesinde de karara etki eden gerekçenin dikkate alınması gerekir.

Zira, içtihadı birleştirme kararları somut bir olayın çözümü bakımından değil; hukuk dünyasında anlamlandırılması ya da uygulanması bakımından soruna yol açan kurala yönelik soyut bir ilkenin ortaya konulmasına hizmet eder (Nurbanu Erzurumlu Işık, Mahkeme İçtihatları Yoluyla Medenî Usûl Hukukunun İnşası, Doktora Tezi sf: 216).

Bu içtihadı birleştirme kararı ile ıslahla miktar artırımı ek dava olarak görülmemiş ve sadece dava dilekçesinde yazan miktarın değiştirilmesi, diğer bir ifadeyle bu miktarın düzeltilmesi olarak görülmüştür. Bu kararın sonucu olarak miktar artırımına ilişkin yapılan ıslahın da artık ek dava olarak görülmesi mümkün olmayıp dava dilekçesindeki miktar kısmının düzeltilmesi olarak kabul edilmesi gerekir. Düzeltilen dava dilekçesi olduğuna göre davacı tarafından ıslahın teşmil edildiği tarih de ilk dava tarihi olacaktır.

Dava tarihine teşmil edilecek şekilde bir ıslah gerçekleştiğine göre, ıslahla artırılan miktar için de dava tarihinin artık ilk dava tarihi kabul edilmesi ve dava açılmakla zamanaşımının kesileceğine dair BK 133/1 bent 2 (TBK 154/1-bent 2) hükmünün ıslah edilen miktar için de ilk dava tarihi esas alınarak uygulanması gerekir.

Islahla miktar artırımı dava veya ek dava sayılmadığı için BK 133/1 bent 2. madde gereğince zamanaşımı kesilmez ise de yukarıda da belirttiğimiz üzere bu ıslah dava dilekçesindeki miktarın değiştirilmesi ve düzeltilmesi olduğundan ıslahla artırılan yeni istem için de zamanaşımının ilk dava tarihinde kesilmiş sayılması gerektiği sonucuna varılmalıdır.

Dava konusunun tümüyle değiştiği tam ıslahta zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplananacağı doktrin ve uygulamada tümüyle kabul edilir iken dava konusunun değişmediği ek dava dahi sayılmadığı konusunda açık gerekçe içeren ve bu gerekçeyle sonuca giden içtihadı birleştirme kararına rağmen, ıslahla miktar artırımında zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplanmaması da çelişkili bir uygulama ve yorum olacaktır.

Diğer yandan aynı usul işlemi olan ıslahla miktar artırımı temerrüt faizi yönünden ek dava sayılmaz iken diğer yandan zamanaşımı için ek dava sayılmış olacaktır. Bu ise aynı usul kurallarının değişik maddi hukuk taleplerinde farklı uygulanması, farklı yorumlara tabi tutularak farklı sonuçlara varılması anlamını taşıyacak ve başka bir boyutta olmak üzere ayrı bir çelişki oluşturacaktır.

Açıkladığımız nedenlerle ıslahla artırılan kısım için zamanaşımının ıslah tarihine göre hesaplanması gerektiği şeklindeki yerleşik uygulamadan 24.05.2019 tarihinde verilen 2017/8 esas, 2019/3 karar sayılı bir içtihadı birleştirme kararında varılan sonucun temel gerekçesini oluşturan medeni usul yorumları karşısında artık dönülmesi ve zamanaşımının dava veya ek dava sayılmayan ıslahla miktar artırım tarihine göre değil, davanın açıldığı ilk tarihe göre hesaplanması gerekir.

Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; 24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararı karşısında ıslahla miktar artırımı ek dava sayılmadığı ve dava dilekçesindeki miktarın düzeltimi kabul edildiği için, artırılan kısım için dahi zamanaşımının ilk dava tarihine göre belirlenmesi gerekirken, ıslah tarihinin esas alınması yerinde değildir. Dava tarihi esas alındığında, ıslah ile artırılan kısım için zamanaşımı dolmamıştır. Bu durumda zamanaşımı definin reddine karar verilerek ıslaha konu miktar yönünden işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

####

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2977, K. 2025/532, 13 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birleşen 2018/213 Esas Sayılı Dosyada
  4. İlk Derece Mahkemesi
  5. Sayısı
  6. I. Dava
  7. II. Cevap
  8. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  9. IV. İstinaf
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Sebepleri
  12. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  13. VI. Karar
  14. - Karşı Oy Yazısı -
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2977
Karar No
2025/532
Tarih
13 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/2978 K.2025/2084
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/2978 K.2025/918
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2979 K.2025/1112
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2980 K.2025/1341
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2981 K.2025/1342
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/2983 K.2025/2336

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.