KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/947 E., 2024/1791 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1140 E., 2022/2034 K.
- Hüküm/karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/1156 E., 2018/862 K.
Karar Metni
1.181 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflara vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraflar vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarark hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, davalı şirketin sondaj çalışmaları kapsamında helikopter ekipman ve hizmetlerinin sağlanması için 20.01.2014 tarihli sözleşme düzenlendiğini, davacı şirket tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalının sözleşmeyi haksız olarak 28.10.2014 tarihi itibariyle feshettiğini, sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca, bu tarih ile fesih sözleşmeye uygun yapılsa idi feshin geçerli olacağı 30.11.2014 tarihleri arasındaki 33 günlük bekleme süresi için müvekkiline hizmet bedeli ödenmesi gerektiğini, bu kapsamdaki alacaklarının 222.710,00 Euro olduğunu,
bunun yanında sözleşme dönemi içindeki iki adet faturanın da toplam 214,00 Euro eksik ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.616,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 887.237,52 TL’ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 20.01.2014 tarihli sözleşmenin bir çerçeve sözleşmesi (Çarter Sözleşmesi) olduğunu, sözleşme konusu hizmetin iş emirlerine dayalı olarak verildiğini, bu kapsamda davacıya ... kuyusundaki sondaj çalışmaları kapsamında bir iş emri gönderildiğini, söz konusu sondaj kuyusunun tamamlanmasıyla birlikte davacı yanın vereceği hizmetin de sona erdiğini, iddia edildiği gibi bir fesih yapılmadığını, davacıya yen bir iş emri de verilmediğini, eksik ödenen bir fatura olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının taraflar arasındaki sözleşmenin 14.1. maddesine öngörülen fesih bildirim süresine uymadan sözleşmeyi feshettiği, bu döneme karşılık gelen hizmet bedelini ödemekle yükümlü olduğu, davacının dava tarihindeki kur üzerinden toplam alacağının 636.494,15 TL olarak hesap edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile bu meblağın 635.878,15 TL’sine temerrüt tarihi olan 20.03.2015 tarihinden itibaren, 616,00 TL’sine ise dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik ödendiği iddia edilen 214,00 Euro fatura bedeli yönünden yapılan bilirkişi değerlendirmesinin hatalı olduğunu, kendi bankalarından kaynaklı bir kesinti bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin bir çerçeve sözleşme olduğunu, bu yönden bir değerlendirme yapılmadığını, sözlemenin 14.1. maddesinde sadece iş emrinin feshinden bahsedildiğini, sözleşmenin 32.1. maddesi hükmünün gözden kaçırıldığını, bu hükme göre madde başlıklarının sözleşme hükümlerinin yorumlanmasında kullanılamayacağını, somut olayda bir iş emri feshi bulunmadığını, dolayısıyla iş emrinin haksız feshinde uygulanacak kuralların uygulanamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
2.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; alacağın ıslah tarihindeki kur üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, mahkemece, dava tarihindeki kurun esas alındığını, kararın bu yönden hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, taraflar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinda taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Taraflar vekilleri temyiz başvuru dilekçelerinde; istinaf dilekçelerinde dile getirdikleri hususları temyiz nedeni olarak ileri sürmüşlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen, helikopter hizmeti verilmesini konu alan sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat
3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasıdaki sözleşmenin 14.1. maddesinde belirtilen usule uyulmadan, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmiş olduğunun ve davacının fesih bildirimi için öngörülen süreye ilişkin bedeli talebe hakkı bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı tarafın tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 2.1.Türk Borçlar Kanunu’nun 99/2 nci maddesi uyarınca, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.
2.2. Davacı taraf dava dilekçesinde, fesih için bekleme süresine ilişkin alacağı 222.710,00 Euro, eksik hak ediş ödemesinden kaynaklı alacağı 214,00 Euro olmak üzere toplam alacağının 222.924,00 Euro olduğunu bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.616,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, işbu kısmi davada dava edilen kısım yönünden seçimlik hakkını Türk Lirası üzerinden kullanmıştır. 2.3.Islah dilekçesinde ise 05.01.2018 tarihli bilirkişi kurulu tarafından tespit edilen toplam 222.924,00 Euro alacağının, ıslah tarihindeki kur karşılığı (3,98 TL) olan 887.237,52 TL’nin tahsilini talep ederek bu miktar üzerinden harç yatırmıştır.
2.4.İlk Derece Mahkemesince, ıslahtan sonra alınan 09.10.2018 tarihli ek rapor hükme esas alınarak, bu raporda tespit edilen 205.674,00 Euro’nun dava tarihindeki kur karşılığı (3,09 TL) olan 636.494,15 TL’nin tahsiline hükmedilmiştir.
2.5.Uyuşmazlık, davada saklı tutulan ve ıslah ile talep edilen miktar yönünden, dava tarihindeki döviz kurunun mu ıslah tarihindeki döviz kurunun mu esas alınacağına noktasında olup, davacı taraf ıslah edilen miktara ilişkin seçimlik hakkını, ıslah dilekçesiyle Türk Lirası üzerinden kullanmak istediğini açıklamış olmakla, artık bu miktara ilişkin olarak da ıslah tarihindeki döviz kurunun esas alınması gerekir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 20.01.2015 tarihli, 2014/9081 E, 2015/492 K. sayılı ilamı) Mahkemece, bu husus gözardı edilerek tüm alacak için dava tarihindeki kur üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Aşağıda dökümü yazılı harcın davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, hizmet sözleşmesinin haksız feshine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı açmış olduğu davada sunmuş olduğu dava dilekçesinde seçim hakkını Türk Lirasından yana kullanarak kısmi dava açmıştır. Daha sonra 31.05.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile miktar yönünden talebini artırmıştır. Islah kısmi ıslah olup sadece miktar artırımı yapıldığından dava açarken kullanmış olduğu seçim hakkına bağlı durumdadır. Davacı dava açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutsa da seçim hakkını Türk Lirasından yana kullanmıştır ve artık bu seçim hakkından dönemez.
Bu nedenlerle kararın onanması gerektiği düşüncemizle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayız.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/947, K. 2024/1791, 28 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama