KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/1248 E., 2024/3493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/298 E., 2019/603 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.072 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Dava, taraflar arasındaki sistem kullanım anlaşması uyarınca davalı tarafından düzenlenen ve davacı tarafça ödenen ceza faturalarının bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
1-02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 8 nci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş, buna göre “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak,
ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen ceza-i şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” ...’ın görev ve yükümlülükleri arasında gösterildikten sonra 6446 sayılı Kanun'a Ek madde 3 ile “8'inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür” hükmü eklenmiş, 46. madde ile de kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.
Bu bağlamda, 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlandığından yargı yoluna ilişkin bu değişikliğin usul hükmü niteliğinde olduğu, derhal ve kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıkları da kapsar şekilde uygulanması gerektiği anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
KARŞI OY YAZISI
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup 8/2. maddesinde ...'ın görev ve yükümlülükleri sayılmıştır. Bu görev ve yetkiler ...'ın ana statüsünde de gösterilmiştir. Bu maddede 7257 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle (d) bendi hükmü eklenmiştir.
Eklenen bu hükme göre; "İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen ceza-i şartları ve diğer yaptırımları uygulamak" ...'ın görev yetkileri kapsamına alınmıştır.
Yine 7257 sayılı Kanunla eklenen ek 3. madde ile de "8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür" hükmü getirilmiştir.
Elektrik Piyasası Kanun'un amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanması (md.1) olup, elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı, toptan veya perakende satışı, ithalat ve ihracatı, piyasa işletimi ile bu faaliyetlerle ilişkili tüm gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini kapsamaktadır (md.2).
..., 4628 sayılı EPK’nda verilen görevleri kapsamında tesis ettiği işlemler yönünden idare hukuku hükümlerine tabidir ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun yukarıda 2. maddesi kapsamında verilen yetkileri kullanırken tesis ettiği işlemler bakımından özel hukuk hükümlerine tabi olmadığı yönünden bir kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenle 8. madde kapsamında tesis edilen işlemlerin özel hukuk hükümlerine tabi olmayan idari işlemler olduğu ve yargı denetiminin idari yargıda görülmesi gerektiği de açıktır.
Kanunun 8. maddesi kapsamında tesis edilen işlemler, idari işlem olup yargı denetiminin idari yargıda yapılması gerekir ise de ...'ın görev yetkilerine ekleme yapan 8/2-d madde hükmü 30.03.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu madde kapsamında tesis edilecek işlemler de ancak bu tarihten sonra yapılanlar bakımından idarilik vasfını taşıyabilir. Kanun değişikliği ile öncesinde yapılmış bir özel hukuk işleminin idari işlem vasfına bürünebileceği de düşünülemez. Kaldı ki yasa koyucu bu konuda ekleme yapma gereği gördüğüne göre öncesi itibarıyla Kanunda bunu karşılayan bir hüküm bulunmadığı için bu eklemenin yapıldığı da açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle kanun değişikliği olmasa bile eklenen bent kapsamına giren işlemlerin öncesi itibarıyla idarilik vasfını taşımayacağı açıkça ortadadır.
Sistem kullanım anlaşması Kanunda; Bir üretim şirketi, tedarik lisansı sahibi şirket veya tüketicinin iletim sistemini ya da dağıtım sistemini kullanımına ilişkin genel hükümleri ve ilgili kullanıcıya özgü koşul ve hükümleri içeren anlaşma olarak tanımlanmıştır. İlgili kullanıcıya özgü koşul ve hükümleri içeren bir anlaşmanın özel hukuk hükümlerine tabi bir anlaşma olduğu açıktır. Uyuşmazlık da taraflar arasındaki bu sözleşmeye dayalı olarak talep edilen ceza faturalarına dayanmakta olup sözleşme ile kararlaştırılan cezanın da borçlar hukuku kapsamında ceza koşulu (ceza-i şart) alacağı olduğu konusunda da tereddüt yoktur.
Nitekim uygulamada da bu anlaşmalar özel hukuk anlaşması niteliğinde görülüp Dairemizce de benzer uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu kabul edilerek inceleme yapılmakta iken idari yargının görevli olduğuna dair sonrasında verilen kararlar yukarıda sözünü ettiğimiz 30.03.2020 tarihinde yürürlüğe giren Kanun hükümlerine dayanmaktadır.
Taraflar arasında ceza koşulunu da içeren özel hukuk anlaşması olduğu için cezai şartların uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıkların adli yargıda görülmesi gerekir ise de bu değişiklikle bunun idarenin görevleri arasına eklenmesi yanında bundan doğan uyuşmazlıkları idari yargıda görüleceği hükmünün getirilmiş olmasına göre değişiklik sonrası işlemler bakımından idari yargı görevli hale gelmiştir. Değişiklik öncesi işlemler bakımından ise ortada ne bir idari işlem ne de idari sözleşme bulunmadığından adli yargı görevli olup bu değişiklik nedeniyle eldeki dosyalar bakımından idari yargının görevli hale geldiğinden de söz edilemez.
Kanunlarda yargı yolu veya görev kuralına ilişkin yapılan değişikliklerin derhal uygulanması gerekir. Dava açılması tamamlanmış işlem olsa da mahkemenin davaya bakmakla görevli olmasının kamu düzenine ilişki dava şartlarından olması ve bu dava şartının da her aşamada varlığının aranması zorunlu olduğundan kanun değişikliği ile görev veya yargı yolu bakımından görevsiz hale gelen mahkemenin de eldeki davalara uygulanmayacağı yönünde istisna teşkil eden bir geçiş hükmü getirilmemişse bu durumu gözetmesi gerekecektir.
Ana temel ilke bu olsa da buradaki durum açıkça çok farklıdır. Eklenen Kanun hükmüne dayalı olarak yapılacak işlemler için idari yargı görevli olsa da öncesinde yapılan işlemlerin henüz Kanunda yer almayan bir hükme dayalı yapılmış olabilmesinin imkansızlığı ve mantıksızlığı karşısında görülmekte olan davalarda idari yargının görevli hale gelmiş olabileceği de düşünülemeyecektir.
Somut olayda, dava görülmekte iken kanun değişikliği gerçekleşmiş olup, idarenin değişiklik öncesinde özel hukuk sözleşmesindeki ceza-i şartların uygulanmasına ilişkin yaptığı uygulamalarının idarilik vasfı bulunmadığı ancak Kanunun yürürlük tarihinden sonraki uygulamalar bakımından bir idarilik vasfından söz edilebileceğinden Kanun değişikliği ile adli yargının görevli hale geldiğinden söz edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemece yargı yolu bakımından red kararı verilmeyerek esastan inceleme yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu durumda işin esası bakımından temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Kanun değişikliği nedeniyle yargı yolu bakımından davanın usulden reddi gerektiği yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1248, K. 2024/3493, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama