KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2024/228 E., 2025/791 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/610 E., 2023/1125 K.
- Davalılar
- ... vekili Avukat ... ve diğer 15 davalı
Karar Metni
1.262 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
BİRLEŞEN 2013/479 ESAS SAYILI DAVADA Denetim Kurulu vekili Avukat ...
DAVALILAR
... vekili Avukat ... ve diğer 15 davalı
İLK DERECE MAHKEMESİ
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
2022/569 E., 2022/1268 K.
.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalılar ... vd. vekilleri Avukat... ve avukat ...in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduklarını, davalıların ibra edilmemesi nedeniyle genel kurulda hesap tetkik komisyonu kurulması ve komisyonun usulsüzlük tespit etmesi halinde denetim kuruluna sorumluluk davası açması hususunda yetki verilmesine yönelik karar verildiğini, hesap tetkik komisyonunun davalıların kooperatifi zarara uğratan eylem ve işlemlerini ayrıntılı olarak tespit ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 160.000,00 TL alacağın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalıların toplu maaş ödemelerini kooperatif ortakları tarafından verilen çekler ile yaptıklarını, ancak bu ödemelerin maaş hesaplarından mahsubu gerekirken avans olarak kaydedildiğini ve personelin borcu olarak gözüktüğünü, personel maaşlarının nakit olarak da ödendiğini, buna göre kooperatifin mükerrer olarak hem çeklerle hem da nakit olarak maaş ödemesi yaparak zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL tazminatın en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, zararın tespiti mümkün olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, hesap tetkik komisyonu raporu genel kurula sunularak genel kurulun bu raporla ilgili karar vermesi gerekirken, raporun genel kurulda tartışılmasına olanak tanınmadığını, 27.05.2012 tarihli genel kurulda peşinen sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, 2004 yılından 2011 yılına kadar yapılan tüm genel kurullarda müvekkillerinin ibra edildiğini, ibra edilmiş yıllar için sorumluluk davası açılamayacağını, müvekkillerinin ibra edilmediği 26.06.2011 tarihli genel kurulda sorumluluk davası açılmamasına karar verildiğini, davalıların dava edilen yılların tamamında görevli olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalılar vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; daha önce açılmış sorumluluk davası nedeniyle birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, sorumluluk davası açılmasına yönelik genel kurul kararı bulunmadığını,davaya konu olay ile ilgili müvekkilleri hakkında takipsizlik kararı verildiğini, iddia edilen zararın personele ödenecek ücretlerden mahsup edilmek üzere önceden personele yapılan ödemeler olduğunu, ilgili personelden mahsup yapıldığında ya da ödendiğinde hesabın sıfırlanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004-2009 hesap yılllarına ait dönemlerde davalıların ibra edildiği, ibra kararlarını ihtiva eden genel kurul kararlarının iptal edilmedikçe geçerliliğini koruduğu, davalıların kusurunun ispat edilemediği, davacı tarafın davalıların her birinin görev yaptığı dönem ve bu dönem içerisinde gerçekleşen zararlar konusunda açıklayıcı delil sunmadığı, birleşen dava yönünden ise kooperatifin mükerrer ödeme yaptığı ileri sürülen personelinin iş akdinin feshi tarihi itibarıyla 26.06.2011 tarihinde seçilen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı kooperatifin genel kurullarda yönetim ve denetim kurulu üyelerini ibra ettiği, söz konusu kararların iptal edildiğine dair bilgi bulunmadığı, ayrıca genel kurul bilgisine sunulmayan işlemler dolayısıyla kooperatifin zarara uğratıldığını davacı tarafın ispatlamasının gerektiği, 2010 hesap yılına ait genel kurulda yönetim ve denetim kurulunun ibra edilmediği,
ancak anılan genel kurulun 8. maddesinde idareye ödenen vergi ve gecikme cezaları ile ilgili olarak yönetim kurulu hakkında sorumluluk davası açılmamasına karar verildiği, davalıların her birinin görev yaptığı dönem ve bu dönem içerisinde gerçekleşen zararlar konusunda açıklayıcı delil sunulmadığı,
birleşen dava bakımından ise, kooperatifin mükerrer ödeme yaptığı ileri sürülen personelinin iş akdinin feshi tarihinde 26.06.2011 tarihinde seçilen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bulunduğu ve davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyada davacı vekillerinni istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; genel kurulun bilmediği ve öğrenmesi mümkün olmayan konu ve işlemlerin ibra dışında olduğunu, bu nedenle ibra kararlarının dava konusu işlem ve eylemleri ibra anlamına gelmeyeceğini, davalıların müştereken sorumlu olması nedeniyle meydana gelen zararı her bir davalı için ayırmaya gerek olmadığını, bilirkişi raporunda davalıların kusurlu oldukları ve kooperatifi zarara uğrattıkları tespit edilmesine rağmen mahkemenin davalıların kusurlu olduğunun ispat edilemediği yönündeki gerekçesinin doğru olmadığını, davalılardan M.
Kemal İnanç'ın yükleniciden rüşvet aldıklarını ve bedeli paylaştıklarına yönelik beyanlarının banka kayıtları ile kanıtlandığını, sundukları uzman raporu ile davalıların kooperatifi zarara uğrattığının teyit edildiğini, buna rağmen davanın reddedildiğini, takipsizlik kararının davanın reddi gerekçesi yapılmasının doğru olmadığını, takipsizlik ya da beraat kararlarının tazminat sorumluluğunu kaldırmayacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık kooperatif eski yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6101 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 424. maddesi “(1) Bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur.
Bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz” hükmünü içermektedir. Buna göre ibra, kooperatifin gerçek durumunu yansıtmalıdır.
Bilanço ve gelir gider tablosu tüm ayrıntıları ile açıklanıp irdelenmişse, genel kurulca verilen ibra kararı, gerçek anlamda borçtan kurtarma ve aklama niteliğini taşır. İbra, sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içerir. Açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda ibra yok sayılır.
Dosya kapsamından kooperatif genel kurullarında alınan ibranın hangi konuda olduğunun açık ve seçik olarak belirlenmediği, özel olarak alınmış bir ibra olmadığı, faaliyet raporunun ibrasının özel bir ibra mahiyetinde olmadığı anlaşıldığından yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrası sorumluluk davası açılmasına engel değildir. (Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi 28.01.2019 tarihli ve 2016/3941 Esas, 2019/183 Karar sayılı karar)
2. Mahkemece davalıların her birinin görev yaptığı dönem ve bu dönem içerisinde gerçekleşen zararlar konusunda açıklayıcı delil sunulmadığı belirtilmiş ise de, dava konusu 27.06.2004-26.06.2011 tarihleri arasında yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinden görev yaptıkları tarih aralığının kooperatif defter ve kayıtlarından tespit edilmesi, mümkün olmaması halinde Ticaret Bakanlığı Esnaf Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü’nden sorularak tespit edilmesi mümkündür.
O halde mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak, gerekli görülmesi halinde mahallinde keşif de icra edilerek 01.10.2015 tarihli bilirkişi raporu ve ek rapor, hesap komisyonu raporu, uzman görüşünü de irdeleyecek şekilde kooperatif defterleri ve kayıtları üzerinde ayrıntılı inceleme yapmak sureti ile kooperatifin davalıların eylem ve işlemleri ile zarara uğrayıp uğramadığını tespit etmek, zarara uğramış ise her bir davalının görevli olduğu tarih aralıklarına göre sorumlu olacağı zarar miktarının belirlemek ve davacının taleplerini değerlendirmekten ibarettir.
Eksik araştırma ve değerlendirme ile asıl dava bakımından yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan asıl davada davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyayı kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/228, K. 2025/791, 27 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama