KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2025/2300 E., 2025/4497 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/1078 E., 2015/636 K.
Karar Metni
617 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ürettiği elektriği serbest tüketicilere satma hakkına sahip olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket müşterilerinin sayaçlarını okumak suretiyle müvekkilinin sattığı elektrik miktarını belirlediğini, davalı şirketin yapmış olduğu bu hizmetin "perakende satış hizmeti" olarak adlandırıldığını ve bu hizmet karşılığında davalı tarafça fatura düzenlenerek bedellerin tahsil edildiğini, bu uygulamanın dayanağının EPDK'nın 875 sayılı kararı olduğunu, bu karara göre nisbi bir tarife uygulanarak ücretlerin belirlendiğini, EPDK'nın kararının Danıştay'ca iptal edildiğini,
iptal kararından önce belirlenen nisbi tarife uyarınca davalı şirketin müvekkili şirketten Eylül 2006-Aralık 2010 dönemleri arasında fazladan perakende satış hizmet bedeli tahsil etmiş olduğunu ileri sürerek, şimdilik 157.620,20 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının dayandığı Danıştay kararının davacı gibi tüzel kişiler lehine olan bir karar olmadığını, serbest tüketiciler konumundaki tüketiciler lehine olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında sistem kullanım anlaşması imzalandığı bu sözleşme uyarınca, davalının davacı adına davacının abonelerinin sayaçlarını okuma görevini üstlendiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesi ve ek belgelere göre söz konusu sözleşmenin uygulanmasında EPDK'nın kararlarının uygulanacağının belirlendiği, EPDK'nın 875 sayılı kararı uyarınca PSH bedeli olarak nitelendirilen perakende satış hizmet bedelinin elektrik ücreti üzerinden nisbi olarak ücretlendirildiğinin anlaşıldığı,
Danıştayca maktu bir ücretlendirme yapılmasının gerektiği belirtilerek EPDK'nın 875 sayılı kararının iptal edilmiş olduğu, Danıştay kararının gerekçesi dikkate alındığında, karardan önceki dönemlerde tahsil edilen bedellerin haksız olarak tahsil edilmiş olduğu, EPDK'nın 01.01.2012 tarihinde almış olduğu karar uyarınca hizmet karşılığı belirlenen maktu bedelin mahsubu sonrası davalının davacıdan 157,620,27 TL fazla tahsilatta bulunmuş olduğunun anlaşıldığı, davadan önce davalının temerrüde düşürülmediği bu nedenle faiz isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı lehine sebepsiz zenginleşme olmadığını, b. Davanın zamanaşımına uğradığını, c. Dava konusu iddia edilen bedele davacı değil davacının müşterilerinin hak kazandığını beyan etmiştir. 2-Davacı temyiz nedenleri: Dava konusu alacağa ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammının uygulanması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sistem kullanım anlaşması uyarınca davalının davacıdan tahsil ettiği perakende satış hizmet bedelinin hesaplanmasına ilişkin EPDK kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi nedenine dayalı fazla ödemenin iadesi istemine ilişkindir.
2.Mahkemece taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşması çerçevesinde davalı şirketin kwh başına aldığı hizmet bedeline ilişkin EPDK'nın 875 sayılı kararının Danıştay 13. Hukuk Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine, davanın kabulüne karar verilmiştir.
3.Elektrik dağıtım şirketleri tarafından tüketilen kwh bazında nisbi tahsil edilen PSHB’nin yasal dayanağının ortadan kalkması nedeni ile davalının nisbi ücret ile maktu ücret farkı kadar zenginleştiği, zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğu ancak davacı aleyhine tüketiciler tarafından bu bedelin tahsili için dava açılması ve davacı tarafından ödenmesi halinde bu bedeli talep edebileceği, davacının bu bedeli tüketiciye ödediğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediğine göre bu aşamada mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
V. KARAR
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2300, K. 2025/4497, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama