KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2006/16998 E., 2010/3831 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Zimmet
- Hüküm
- Hükümlülüklerine
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yapılan inceleme sonunda toplanan deliller karar yerinde irdelenerek, sanık ...'in suçunun sübutu kabul edilmiş, olay niteliği ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık ... yönünden suç vasfı tayin, cezayı artırıcı ve indirici sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde, aşağıda, sanık ... yönünden gösterilen sebepler dışında bir isabetsizlik bulunmadığından, sanıklar müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
1-Sanık ... aşamalarda verdiği değişmeyen ifadelerinde, kendisinin hemşire olduğunu, bankacılık işlemlerinin nasıl yapıldığı ve sistemin nasıl işlediği hususlarında bilgisinin bulunmadığını, eşi olan bankacı sanık ...'in 12.06.2001 tarihinde kendisine "banka işlemlerinde bir yanlışlık olduğu bunu düzeltmem lazım bana yardımcı ol" diyerek, mudi ...'in kimlik bilgilerini içeren yazılı bir kağıt verip, ...'in telefonla aradığı, Pamukbank Menkul Kıymetler şubesinde görevli brokere, kendisini banka müşterisi ... gibi tanıtarak,
adı geçen mudi adına, bankada açılmış bulunan yatırım hesabındaki para ile yatırım fonu alımı için bir kez talimat verdiğini ve bu işi eşinin manevi baskı ve zorlama sonucu gerçekleştirdiğini belirtmiş olup, bankacı olan sanık ...'in , eşine yaptırdığı fon alım işleminden sonra, mudi ... adına sahte imzalarla düzenlediği evraklara istinaden, çıkartığı bankamatik kartını, fon alım işleminden iki ay sonra,
14.08.2001 tarihinde elde ettiği ve bu kartı ilk kez 26.08.2001 tarihinde kullanarak mudi ...'in hesabındaki parayı zimmetine geçirmeye başladığı cihetle, sanık ...'in 12.06.2001 tarihinde telefonla bankanın Menkul Kıymetler bölümündeki görevliye, kendisini banka müşterisi ... gibi tanıtıp, mudi ... adına eşi ...'in açtığı yatırım hesabındaki 91.318 Yeni Türk Lirasının fona çevrilmesini sağlamış ise de, sanık ...'ın kocasının bir müşteriye ait banka işlemini yanlış yaptığı düşüncesiyle, menkul kıymetler müdürlüğünden, telefonla fon alım işlemi gerçekleştirdiği,
sırada, yaptığı, bu hatalı telefon görüşmesi sonucunda, kocası olan sanık ...'ın, zimmet suçunu işleyeceğini bilerek, banka görevlisi sanığın suçuna iştirak ettiği yönünde, savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gözetilerek, sanık ...'in atılı suçtan beraatına karar verilmesi gerektiği nazara alınmaksızın yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,
Yasaya aykırı ve;
2-Banka görevlisi sanık ...'in gerçekleştirdiği zimmet suçuna, eşi olan sanık ...'in de iştirak ettiği kabul edilerek, kurulan hükümde, 'oluşan banka zararının 112.351.95 YTL kısmının talep tarihi olan 13.05.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sanıklar ... ve ...'den müteselsilen alınmasına ve buna bağlı olarak sanık ...'in nispi harç ve nispi vekalet ücretinden de müteselsilen sorumlu tutulmasına' dair kısımların hüküm fıkrasından çıkarılmasının gerekmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.03.2010 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanık ... eşini zorlayarak telefon ettirdiğini söylemesine, eşi olan sanık ... da bunu doğrulamasına göre sanık ...'ın eylemi eşinin zimmetine para geçirmesi suçuna yardım olduğundan hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle bozma kararına katılmıyorum..
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2006/16998, K. 2010/3831, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama