KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2009/4940 E., 2012/446 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2012
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma
2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'a aykırılık ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından şüpheliler Osman Arslan ve Muhsin Arslan haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31.10.2008 tarihli ve 2008/3939 soruşturma, 2008/1319 esas,
2008/65 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2008 tarihli ve 2008/66 iddianame değerlendirme sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 05.02.2009 gün ve 5663 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2009 gün ve KYB.
2009-38479 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şüphelilerin soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ayrılan dosyadaki diğer şüpheli Murat Arslan ile birlikte Kaman ilçesine bağlı İsahocalı ve Çağırkan Kasabalarında şüpheli Osman'ın kiraladığı tarlalara ektikleri ayçiçeği bitkisinin arasına kenevir bitkisi ektikleri, suça konu kenevir bitkilerinin toplanarak uyuşturucu madde elde edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı gibi şüphelilerin Kırıkkale'deki evlerinde yapılan aramada da çok miktarda kenevirden elde edilen uyuşturucu maddenin bulunmadığı,
bunun yanında her iki dosyadaki şüphelilerin tarlaya ektikleri kenevir bitkisinden elde edilmesi muhtemel uyuşturucu maddeleri satmaya hazırlandıkları 3. kişi ya da kişilerin belirlenemediği, şüphelilerin eyleminin 2313 sayılı Kanun'a muhalefet suçu kapsamında kaldığı,
uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ya da yapacaklarına ilişkin somut herhangi bir delil ortaya konup, eylemleri ile ilişkilendirilmeden, sadece şüpheliler tarafından dikildiği belirtilen kenevir bitkilerinin sayısal çokluğunun uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun göstergesi olarak kabul edilemeyeceği, bu durumun şüphelilerin 2313 sayılı Kanun uyarınca yapılacak yargılamalarında Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi gözetilerek temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınacak bir husus olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun'un 170/3. maddesinde iddianamede hangi hususların gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği gibi, anılan Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa.
Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenler" hükmü uyarınca dava açılmış bulunulması karşısında, mahkemece iddianamede gösterilen olayla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller değerlendirilerek bir karar verilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2009/4940, K. 2012/446, 19 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama