KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2019/9597 E., 2020/2326 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2020
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'ın, anılan Kanunun 3/18, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 52. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/09/2013 tarihli ve 2013/371 Esas, 2013/594 Karar sayılı kararı ile adı geçen sanığın aynı suçtan 4733 sayılı Kanunun 8/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 1.660,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24/09/2013 tarihli ve 2013/479 Esas,
2013/620 Karar sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03/12/2019 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13/12/2019 tarihli ve KYB. 2019/123412 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede; Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/09/2013 tarihli ve 2013/371 Esas, 2013/594 sayılı kararının, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 28/01/2019 tarihli ve 2015/11229 Esas, 2019/886 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, somut olayımızda oluşan hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi kapsamında anılan Dairenin onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz yoluna başvurularak düzeltilebileceği düşünülerek yapılan incelemede,
Dosyalar kapsamına göre, Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/09/2013 tarihli ve 2013/371 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 12/04/2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 30/04/2013 olduğu, Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24/09/2013 tarihli ve 2013/479 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 09/04/2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 23/05/2013 olduğu, her iki suçun da 30/04/2013 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak,
bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2019/9597, K. 2020/2326, 11 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama