İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2021/17268 Karar: 2025/4578 Tarih: 2025

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2021/17268 K.2025/4578

7. Ceza Dairesi 2021/17268 E. , 2025/4578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/264 E., 2016/96 K. MALEN SORUMLU :...Otomotiv Turizm Petrol Ürn.Elk....Tic.Ltd.Şti. SUÇLAR : 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2021/17268 E. , 2025/4578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/264 E., 2016/96 K. MALEN SORUMLU :...Otomotiv Turizm Petrol Ürn.Elk....Tic.Ltd.Şti. SUÇLAR : 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2021/17268 E. , 2025/4578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/264 E., 2016/96 K. MALEN SORUMLU :...Otomotiv Turizm Petrol Ürn.Elk....Tic.Ltd.Şti. SUÇLAR : 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet, sanıklar ... ve ... hakkında 5607 sayılıKanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I-Sanık ... Hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Sanığın veya hükümlünün ölümü" kenar başlıklı 64/1. maddesi; "Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden (UYAP) temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 20.06.2016 tarihinde vefat ettiğinin ve bu durumun Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2016 tarihli ve 2016/1625 sayılı belgesi ile tespit edildiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenle, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddesi gereği sanığın vefat etmesi nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, II-Sanık ... Hakkında, 6136 Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Sanığın yargılama konusu eylemine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun'un 67/2-d bendi uyarınca zamanaşımını kesen son işlem olan, sanık hakkında mahkûmiyet kararının verildiği 04.03.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, davaya konu kaçak eşyanın 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE, III- Nakilde Kullanılan Aracın Müsaderesine Yer Olmadığına Dair Hüküm Yönünden Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin suçta kullanılan nakil vasıtasının müsadere edilmesi gerektiğiyle sınırlı olduğu gözetilerek; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; nakil aracının iadesine karar verilmesinin ardından malen sorumlu...Otomotiv Turizm Petrol Ürünleri Elektronik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün malen sorumlu lehine vekâlet ücreti verilmesine ilişkin (6) numaralı fıkrasının hükümden çıkartılması ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle nakil aracına ilişkin hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, IV-Sanık ... Hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 19.03.2025 tarihinde karar verildi. (K.D.) KARŞI DÜŞÜNCE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; 23.01.2014 tarihinde Kırıkkale Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gelen istihbari bilgide...plaka sayılı araçla kaçak sigara taşınacağının bildirilmesi üzerine kolluk görevlileri tarafından kontrol noktası oluşturularak aracın beklenilmeye başlanıldığı, bir süre sonra...plakalı aracın içerisinde iki erkek şahısla uygulama noktasına geldiği, görevlilerin "dur" ihtarına uymayarak hızla Kırıkkale istikametine doğru kaçtığı, buradan Kalecik istikametine doğru yöneldiği, yapılan takip sonucunda Kalecik ilçesi, Samanlık köyü, Köprübaşı mahallesi girişinde anılan aracın park etmiş ve kapıları kilitli şekilde bulunduğu, araç içerisine dışarıdan bakıldığında kaçak sigara olduğunun görülmesi üzerine yapılan aramada 857 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanık hakkında açılan kamu davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, heyetimizin sayın çoğunluğu delillerin usulüne uygun elde edildiğini kabul etmiştir. Olayımızla ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararlarına bakmak gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/610 Esas ve 2014/512 Karar sayılı kararında ve bu karara benzer birden çok kararında adli arama ve önleme aramasının hangi hallerde yapılacağına ilişkin belirlemeler yapmış ayrıca karar alınmadan yapılacak aramalarla ilgili de görüş ortaya koymuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/610 Esas ve 2014/512 Karar sayılı kararında: "Ceza muhakemesinin kurallarının işlemeye başlaması "başlangıç şüphesi" ile olmaktadır. Bu nedenle koruma tedbirleri bir suçun işlendiği izlenimini veren hâlin öğrenilmesinden sonraki aşamada başvurulan adli nitelikli tedbirlerdir. Önleme aramasında tehlikeli bir kişi veya eşya aranmakta olup önleme aramasının muhatapları da suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. CMK'nun 161/2 ve PVSK'nun Ek 6. maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir. Başlangıçta suç işlenmesinin önlenmesi düşüncesi olsa bile, suç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren yapılacak durdurma ve arama, adli bir nitelik taşıyacaktır.” denilmiştir. Kolluk görevlilerinin arama kararı olmaksızın ne tür arama yapabilecekleri belli iken, araçların ve suç eşyasının aranması bu kapsamda değildir. Kolluk görevlilerinin ihbar almış olmaları halinde ne gibi bir işlem yapacakları CMK gereğince belli olup, ihbar alınmış olması durumunda suçüstü halinden bahsetmek de mümkün değildir. Somut olayda arama yapılan güzergahı, yeri ve anılan aracı kapsayan bir arama kararı olmadığı gibi Cumhuriyet savcısına bilgi verilerek yapılmış bir işlem de bulunmamaktadır. Öncelikle...plaka sayılı araçla kaçak sigara taşınacağı ihbarının alınması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında bahsettiği “başlangıç şüphesi” niteliğindedir. Başlangıç şüphesinin varlığına karar verecek olan da Cumhuriyet savcısıdır. Başlangıç şüphesi oluştuğu andan itibaren CMK kuralları gereğince işlemlerin yapılması zorunludur. Yukarıda bahsi geçen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında belirtildiği gibi, suç ihbarı alan kolluğun durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması şarttır. Buna göre kolluk tarafından yapılan işlemler usulüne uygun olmayıp, delillerin hukuka aykırı nitelikte elde edilmiş olması karşısında; mahkûmiyete yeterli şüpheden uzak, hukuka uygun yeterli delil elde edilemediğinden sanığın beraatine karar verilmesi amacıyla, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine iştirak etmiyorum. 19.03.2025

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla