KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2021/30205 E., 2025/12617 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/575 E., 2020/1064 K.
- Suç
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
- Hüküm
- Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
988 kelime·5 dk okuma
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile olay tutanağı içeriğine göre satış yaptığının görülerek müdahale edilmesi, tutanak tanıklarının anlatımları, eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; 1.Sanık hakkında takdiren ve teşdiden hüküm kurulduğunun belirtildiği halde hapis cezasının alt sınırdan verilmesi suretiyle hükümde çelişki oluşturulması ve sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele
Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun.../10...fıkrası gereği 1/2 oranında artırım yapılarak 1 yıl 6 ay hapis ve 75 gün adlî para cezası yerine 1 yıl 6 ay hapis ve 7 gün karşılığı adlî para cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini,
2.Sanığın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydının 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi,
yine 7242 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilâmla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak neticesine göre söz konusu ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması ve sanık hakkında hem hapis, hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesinin uygulanmasında adlî para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
3.5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç.... maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı yapılmayan sanığa,
gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde 1/2 oranında ceza indirimi uygulanacağının ihtarı yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi ve sanığa etkin pişmanlık ihtarını içerir tebligatın sanığın bildirdiği, aynı zamanda mernis adresi olan adrese doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanun'un (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesi gereğince tebliğ edildiğinden usulsüz olduğu, etkin pişmanlık ihtarının sanığa 7201 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmesi gerekirken sanığa etkin pişmanlık ihtarı usulsüz tebliğ edilerek hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, karar sadece sanık tarafından temyiz edildiğinden 1412 sayılı Kanun'un 326. maddesi uyarınca
sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 16.10.2025 tarihinde karar verildi.
5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanık ... hakkında kurulan mahkumiyete ilişkin hükmün, sanığın temyizi üzerine beraati gerekçesiyle bozulması yerine, sayın çoğunluğun, sübut kabul edilerek yazılı gerekçelerle bozulmasına ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosyada bulunun 01.01.2015 tarihli tutanaktan, görevli sivil polis memurları tarafından sanıktan sigara istenmesi üzerine, sanığın tezgahın yan tarafındaki siyah poşet içerisine baktığı, istenen MM sigarasını bulamayınca yine tezgahın yan tarafındaki valizi açarak iki karton sigarayı sivil polis memurlarına vermesi üzerine sanık hakkında işlem yapıldığı ve toplam 602 paket gümrük kaçağı ve bandrolsüz sigara ele geçirildiği anlaşılmaktadır.
Gözlem yapan kolluğun, sanığın sigara sattığını görmeleri üzerine yetkili makamlardan arama kararı almadığı dosyada sabittir. Bu duruma göre delillerin elde ediliş biçimi üzerinde durulmalı, hukuka aykırı olup olmadığı tartışılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 38, CMK’nun 148. maddeleri uyarınca yasak olarak elde edilen delillere dayanılarak hüküm kurulamaz.
CMK’nun 206. maddesine göre de, kanuna aykırı şekilde elde edilen deliller reddolunmalı, 217. madde gereğince hukuka uygun şekilde elde edilen delillere dayanılarak karar verilmelidir. Ayrıca CMK’nun 230/1-b maddesinde, hükme esas alınmayan hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin mahkumiyet kararının gerekçesinde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağından kolluk görevlilerinin, suçun ortaya çıkarılmasına yönelik faaliyetleri sırasında Anayasa ve AİHS'nde kabul edilen ilkelere uygun davranmaları, bireylerin haklarını ihlal etmemeleri zorunludur. Kolluk görevlilerinin usulüne uygun arama kararı olmadan yaptıkları arama sonucu suça konu sigaralar ele geçirilmiş olup, elde edilen delil hukuka aykırıdır.
Sanığın mahkemede suça konu sigaraları sattığı yönünde ikarı da bulunmamaktadır. Ayrıca suça konu sigaraların açıkça tezgahta satıldığı tutanakta yazılmamış, bilakis sanığın siyah poşete baktığı ve valizden suça konu sigaları çıkardığı belirtilmiştir.
Sanığa para vererek suça konu sigarayı satın alan polis memurlarının gizli soruşturmacı olarak atandığına ilişkin dosyada bir karar da bulunmamaktadır.
Tüm bu anlatılanlar ve dosya kapsamına göre, gözlem yapan kolluğun, sanığın sigara sattığını görmelerine karşın, sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet Savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet Savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu,
bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasanın 38/2, 5271 sayılı CMUK'nun 206/2-a, 217/2, 230/1 inci madde ve fıkralarına göre hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak hüküm kurulamayacağı, başkaca da hukuka uygun elde edilmiş bir delilin bulunmaması gerekçesiyle kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması yerine, sübut kabul edilerek yazılı gerekçelerle yerel mahkemenin kararının bozulmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 16.10.2025
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/30205, K. 2025/12617, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama