KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2022/10095 E., 2024/6735 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/742 E., 2020/746 K.
- Suç
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
- Hüküm
- Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; şartlar oluşmadığı halde kamu zararının giderilmesi şartı da öngörülmeden, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının ertelendiğine ve re'sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Olay tarihinde kolluk görevlileri tarafından İskenderun ilçesinde yapılan yol kontrolü sırasında durdurulan, sanık ...'nin sevk ve idaresindeki çekici ve ona bağlı yarı römorkta, önleyici arama kararı ile yapılan aramada, yarı römorkta bulunan standart dışı ek depolarda 2000 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
04.07.2013 tarihli TÜBİTAK MAM raporunda; alınan numunenin marker seviyesinin geçersiz olduğu, numunenin teknik düzenlemede yer alan özelliklere aykırı olduğu, numunenin solvent, motorin ve yağdan oluştuğu belirtilmiştir.
Sanık savunmasında; şoför olarak çalıştığını, dava konusu akaryakıtı yol kenarındaki bir şahıstan ucuz olması nedeniyle ticari amacı bulunmaksızın satın aldığını, eylemin suç olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
Taşımacılık işi yapan ve şoför olarak çalışan sanığın, ticari mahiyette olan araçta kaçak akaryakıt kullanması, yaptığı işin mahiyeti gereği belgesiz ve piyasa fiyatının altına satılan akaryakıtın kaçak olduğunu bilebilecek durumda olması nedeniyle savunma içeriğine itibar etmenin mümkün olmadığı anlaşılmış olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ''Ceza Kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz'' şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın eyleminin sübuta erdiği belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması koşulu ve (b) bendinde; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hükmü getirilmiş olmakla; sanığın adlî sicil kaydına göre ertelemeye engel kaydın bulunmaması, sanık hakkında hükmedilen netice hapis cezasının süresinin 2 yıldan az olması,
mahkemede sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluştuğuna ilişkin gerekçe ve 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin ikinci fıkrasında cezanın ertelenmesinin koşula bağlanabileceğinin belirtilip, bunun mahkemenin takdirine bırakılması ve bu hususun erteleme kararı verilmesinin mutlak bir şartı veya doğal sonucu olarak düzenlenmemesi karşısında; sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/10095, K. 2024/6735, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama