KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2023/15713 E., 2024/5764 K.·Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri Arasındaki A- Karar Uyuşmazlığının Giderilmesine Dair Başvuru
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
Karar Metni
3.457 kelime·17 dk okuma·5 bölüm
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin. 01.02.2022 tarihli ve 2020/3833 Esas, 2022/530 Karar sayılı, 22.03.2023 tarihli ve 2022/720 Esas, 2023/1307 Karar sayılı, 15.03.2023 tarihli ve 2022/709 Esas, 2023/1193 Karar sayılı, 08.02.2023 tarihli ve 2022/205 Esas, 2023/797 Karar sayılı, 21.12.2022 tarihli ve 2022/2927 Esas, 2022/3630 Karar sayılı, 22.12.2022 tarihli ve 2021/2848 Esas, 2022/3654 Karar sayılı karaları ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin.
13.01.2023 tarihli ve 2022/3316 Esas, 2023/153 Karar sayılı, 15.02.2023 tarihli ve 2022/1254 Esas, 2023/502 Karar sayılı, 25.12.2023 tarihli ve 2022/245 Esas, 2022/3377 Karar sayılı, 09.06.2022 tarihli ve 2021/3028 Esas, 2022/2158 Karar sayılı kesin nitelikteki kararları arasında;
tüzel kişi hesabından keşide edilen çekler bakımından karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan yapılan yargılama kapsamında, şikâyet dilekçelerinde sanık olarak gösterilen tüzel kişi ünvanının yanında, gerçek kişinin isminin yazılmaması durumlarında, gerçek kişinin kimlik bilgilerinin Mahkemesince tespit edilmesinin gerekip gerekmeyeceği hususunda çıkan uyuşmazlığın,
'' ...Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. ve 11. Ceza Dairelerince 5941 sayılı Çek Kanunu'na muhalefet suçlarında yapılan yargılama sonucunda verilen istinaf kararları arasındaki temel uyuşmazlık konusunun karşılıksız çek keşide edilmesi suçlarında tüzel kişi hesabından keşide edilen çeklerde çeklerin müştekilerinin şikâyet dilekçelerinde tüzel kişi yanında gerçek kişi isminin yazmaması üzerine tespit edilen gerçek kişinin tespit edilmesinin gerekip gerekmediği noktasına dayandığı,
Her iki ceza dairesinin uyuşmazlığa konu dosyalarının, ilk derece mahkemesince karşılıksız çek suçlarına ilişkin yapılan yargılama sonucunda, mahkemece kimliği belirlenen sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulması üzerine, kararın istinafen incelenmesi için Bölge Adliye Mahkememize gelen dosyalar olduğu,
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemelerinde; davayı açan şikâyet dilekçesinde sanığın kimlik bilgileri tespit edilmemiş olsa bile, mahkeme tarafından sanığın açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi sonucunda verilecek cezanın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, sanığın cezasının kaldırılması yönündeki istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği,
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince ise davayı açan şikâyet dilekçesi ve eki belgelerde sanık ismi tespit edilememesi halinde ilk derece mahkemesinin gerçek kişi sanık ismini araştırma yükümlülüğü olmadığından istinaf incelemesinde verilen cezayı ortadan kaldırarak, davanın reddine karar verildiği, bu haliyle her iki ceza dairesince verilen istinaf kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin karaları ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararları arasında uyuşmazlık bulunduğuna, uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca ilgili belgelerin eklenerek kararın bir örneğinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na GÖNDERİLMESİNE ve uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesine dair görüşte bulunulmasına karar verilmiştir. '' yönündeki görüşü ile birlikte,
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35. maddesi gereği, Yüksek Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından bu konuda bir karar verilerek giderilmesini istemiştir.
B- KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR
1-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 01.02.2022 tarihli ve 2020/3833 Esas, 2022/530 Karar sayılı kararı,
2-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 22.03.2023 tarihli ve 2022/720 Esas, 2023/1307 Karar sayılı kararı,
3-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 15.03.2023 tarihli ve 2022/709 Esas, 2023/1193 Karar sayılı kararı,
4-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 08.02.2023 tarihli ve 2022/205 Esas, 2023/797 Karar sayılı kararı,
5-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 21.12.2022 tarihli ve 2022/2927 Esas, 2022/3630 Karar sayılı kararı,
6-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 22.12.2022 tarihli ve 2021/2848 Esas, 2022/3654 Karar sayılı kararı
7-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 13.01.2023 tarihli ve 2022/3316 Esas, 2023/153 Karar sayılı kararı,
8-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 15.02.2023 tarihli ve 2022/1254 Esas, 2023/502 Karar sayılı kararı,
9-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 25.12.2023 tarihli ve 2022/245 Esas, 2022/3377 Karar sayılı kararı,
10-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 09.06.2022 tarihli ve 2021/3028 Esas, 2022/2158 Karar sayılı kararı
C-KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ KARARLARI
1-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 01.02.2022 tarihli ve 2020/3833 Esas, 2022/530 Karar sayılı kararıyla; ''...Her ne kadar çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılması istemiyle şikâyette bulunulmuş ise de, şikâyet dilekçesinde çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin isminin gösterilmemesi ve şikâyet dilekçesi ile ekindeki belgelerden çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili ile çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin açıkça ve tereddütsüz surette tespit olunamaması sebebi ile 2004 sayılı İİK'nın 345. maddesi gereğince davanın reddine...''
2-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 22.03.2023 tarihli ve 2022/720 Esas, 2023/1307 Karar sayılı kararıyla; ''...Her ne kadar çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılması istemiyle şikâyette bulunulmuş ise de, şikâyet dilekçesinde çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin isminin gösterilmemesi ve şikâyet dilekçesi ile ekindeki belgelerden çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili ile çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin açıkça ve tereddütsüz surette tespit olunamaması sebebi ile 2004 sayılı İİK'nın 345. maddesi gereğince davanın reddine...''
3-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 15.03.2023 tarihli ve 2022/709 Esas, 2023/1193 Karar sayılı kararıyla ''...Her ne kadar çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılması istemiyle şikâyette bulunulmuş ise de, şikâyet dilekçesinde çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin isminin gösterilmemesi ve şikâyet dilekçesi ile ekindeki belgelerden çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili ile çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin açıkça ve tereddütsüz surette tespit olunamaması sebebi ile 2004 sayılı İİK'nın 345. maddesi gereğince davanın reddine...''
4-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 08.02.2023 tarihli ve 2022/205 Esas, 2023/797 Karar sayılı kararıyla ''...Her ne kadar çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılması istemiyle şikâyette bulunulmuş ise de, şikâyet dilekçesinde çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin isminin gösterilmemesi ve şikâyet dilekçesi ile ekindeki belgelerden çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili ile çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin açıkça ve tereddütsüz surette tespit olunamaması sebebi ile 2004 sayılı İİK'nın 345 maddesi gereğince davanın reddine...''
5-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 21.12.2022 tarihli ve 2022/2927 Esas, 2022/3630 Karar sayılı kararıyla ''...Her ne kadar çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılması istemiyle şikâyette bulunulmuş ise de, şikâyet dilekçesinde çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin isminin gösterilmemesi ve şikâyet dilekçesi ile ekindeki belgelerden çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili ile çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin açıkça ve tereddütsüz surette tespit olunamaması sebebi ile 2004 sayılı İİK'nın 345. maddesi gereğince davanın reddine...''
6-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin; 22.12.2022 tarihli ve 2021/2848 Esas, 2022/3654 Karar sayılı kararıyla ''...Her ne kadar çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan cezalandırılması istemiyle şikâyette bulunulmuş ise de, şikâyet dilekçesinde çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin isminin gösterilmemesi ve şikâyet dilekçesi ile ekindeki belgelerden çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun faili ile çek hesabı sahibi tüzel kişi yetkilisinin açıkça ve tereddütsüz surette tespit olunamaması sebebi ile 2004 sayılı İİK'nın 345. maddesi gereğince davanın reddine...''
7-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 13.01.2023 tarihli ve 2022/3316 Esas, 2023/153 Karar sayılı kararıyla ''...İlk derece mahkemesince yapılan yargılamaya, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, belgelere ve gerekçe içeriğine, soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdire göre, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ve kararda usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanın istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince usul ve esasa uygun olan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine...''
8-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 15.02.2023 tarihli ve 2022/1254 Esas, 2023/502 Karar sayılı kararıyla ''...İlk derece mahkemesince yapılan yargılamaya, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, belgelere ve gerekçe içeriğine, soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdire göre, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ve kararda usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanın istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince usul ve esasa uygun olan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine...''
9-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 25.12.2023 tarihli ve 2022/245 Esas, 2022/3377 Karar sayılı kararıyla ''...İlk derece mahkemesince yapılan yargılamaya, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, belgelere ve gerekçe içeriğine, soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdire göre, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ve kararda yukarıda belirtilen eleştiri dışında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanın istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince usul ve esasa uygun olan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine...''
10-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 09.06.2022 tarihli ve 2021/3028 Esas, 2022/2158 Karar sayılı kararıyla ''... İlk derece mahkemesince yapılan yargılamaya, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, belgelere ve gerekçe içeriğine, soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdire göre, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ve kararda usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanın istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince usul ve esasa uygun olan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine...'' dair kararlar verildiği anlaşılmıştır.
D-KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ
GÖRÜŞÜ VE TALEBİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2023 tarihli, UG-2023/64152 sayılı Uyuşmazlığın giderilmesi konulu yazısında; "...Ekli evraklar incelendiğinde yukarıda açıklanan şekilde bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri arasında içtihat farklılığının olduğu anlaşılmakla, içtihat farklılığının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda "davayı açan şikâyet dilekçesinde sanığın kimlik bilgileri tespit edilmemiş olsa bile, mahkeme tarafından sanığın açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi sonucunda verilecek cezanın usul ve yasaya uygun olduğu" şeklinde giderilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Sonuç : 696 sayılı KHK m.92/2 maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanunun 35/1 madde ve fıkrası uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 05/05/2023 tarih ve 2023/9-11 Esas-Karar numaralı uyuşmazlığın giderilmesi kararına istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmazlığın "davayı açan şikâyet dilekçesinde sanığın kimlik bilgileri tespit edilmemiş olsa bile, mahkeme tarafından sanığın açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi sonucunda verilecek cezanın usul ve yasaya uygun olduğu" şeklinde giderilmesi arz ve talep olunur. " görüşü ileri sürülmüştür.
E- KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER
1- 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunu'nun, 20.11.2017 tarihli ve 696 Sayılı KHK’nın 92. maddesi ile değişik, Başkanlar Kurulunun Yetkileri Başlıklı 35/1-3. maddesi;
''...(3)Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,''
Aynı maddenin 2. fıkrası;
''(Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir...'' hükümlerini içermektedir.
2-5941 Sayılı Çek Kanunu'nun İlgili Hükümleri;
09.08.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanunla değişik Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı başlıklı 5/1 ve 5/2. maddesi;
''(1) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/7/2017 tarihli ve E.: 2016/191, K.: 2017/131 sayılı Kararı ile, bu fıkranın ikinci cümlesinde bulunan “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” ibaresi iptal edilmiştir) az olamaz.
Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir.
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır.
Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.
Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
(2) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder...hükümlerini içermektedir.''
3- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu' nun İlgili Hükümleri;
a-) şikâyet süresi başlıklı 347. maddesi;
''Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.''
b-)Yargılama usulü başlıklı 349. maddesi;
'' şikâyet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikâyetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.
İki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil göndermeğe mecburdurlar.
İcabında icra mahkemesi, tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.
Maznun başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoliyle sorguya çekilir.
Maznun, şikâyeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir. Bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür.
şikâyetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikâyet hakkı düşer.
Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun gıyabında verilen karara karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı hükümler tatbik olunur.''
c-) Duruşma başlıklı 350. maddesi;
'' İcra mahkemesi iki tarafı ve delillerini dinler ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifadelerini duruşma tutanağına geçirir.
Cumhuriyet Savcısı hazır bulundurulmaz.''
d-) Tahkikat başlıklı 351. maddesi;
'' şikâyetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır.
Maznun müdafası için tahkikatın tevsiini ancak bir kere istiyebilir.''
e)Karar başlıklı 352. maddesi;
''İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet Savcısına bildirir.
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/99 md.)Takibi şikâyete bağlı suçlarda dava ve cezanın 354 üncü maddede yazılı sebeplerle düşeceği kararda belirtilir.''
f-) İtiraz başlıklı 353. maddesi (Değişik: 31/5/2005-5358/21 md.)
''(Değişik birinci fıkra: 31/3/2011-6217/5 md.) İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.
İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.''
4-) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İlgili Hükümleri
Ceza sorumluluğunun şahsiliği başlıklı 20. maddesi;
'' (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.''
5-) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun İlgili Hükümleri
Kamu davasını açma görevi başlıklı 170. maddesi;
''(1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. '' hükümlerini içermektedir.
F-) İNCELEME, DEĞERLENDİRME, GEREKÇE VE SONUÇ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2023 tarihli, UG-2023/64152 sayılı Uyuşmazlığın giderilmesi konulu yazısında yer verilen uyuşmazlık konusu kararlardan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 09.06.2022 tarihli ve 2021/3028 Esas, 2022/2158 Karar sayılı kararının karar numarasının 2022/2156 olarak gösterilmesi maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Uyuşmazlığa konu karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesinde düzenlenmiş olup, 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesiyle yapılan ve anılan suçtan dolayı açılan davaların icra mahkemesinde görüleceği ile 2004 sayılı Kanun'un 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağına dair değişikliğin 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır.
Atıf yapılan maddeler arasında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 345. maddesi bulunmamakta ise de, 5237 sayılı Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca, tüzelkişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamayacağı açık bir şekilde düzenlenmiş olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.12.2014 tarihli ve 2013/11 -472 Esas, 2014/533 Karar sayılı ilâmında; ''...Bununla birlikte İcra ve İflas Kanununda kendine özgü bir yargılama sistemi öngörülmüş olması, bu kanunda düzenlenen suçlara ilişkin yapılan yargılama işlemlerinin ceza yargılaması faaliyeti olmadığı anlamına gelmemektedir.
Bu Kanunda aksine sınırlayıcı hüküm bulunmadığı hallerde ceza yargılamasının “usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda, somut gerçeğin her türlü kuşkudan uzak bir biçimde kesin olarak saptanması” amacı ve “adaletin tam olarak gerçekleşmesi için, öne sürülen ve olaya ışık tutabilecek nitelikteki tüm yasal kanıtların araştırılıp tartışılması” zorunluluğu, İİK’nda düzenlenen suçlara ilişkin yapılan yargılamalarda da aynen geçerlidir...'' anlatımına yer verildiği gibi Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 10.03.2021 tarihli ve 2021/3107 Esas,
2021/2771 Karar sayılı ilâmında belirtilen ''...Doğrudan veya sonradan muhatap bankaya başvurulması üzerine çekin arka yüzünde sadece "...tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur." şeklindeki ibarenin yazılması veya Kanundaki hususların tam olarak yazılmaması durumunda açılacak ceza davalarında, çekin arka yüzünden giderilemeyen/eksik kalan hususların İcra Ceza Mahkemelerince re'sen araştırılmasının ve hüküm kurulmasının, dolayısıyla sanığın cezalandırılmasının mümkün olduğu değerlendirilmiştir...'' ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/33988 Esas,
2019/14958 Karar sayılı ilâmında belirtilen ''...Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan açılan ceza davasında; ibraz tarihinde çek karşılığını bankada bulundurmakla görevli ve yetkili yönetim kurulu üyesinin, ibraz (suç) tarihinden önce yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmış olduğunun, yönetim kurulu tarafından ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmemiş olması halinde;
tescil ve ilanın "kurucu" değil "bildirici" mahiyette bir işlem olması karşısında, ayrılan yönetim kurulu üyesinin çekin ibraz tarihinde karşılığını bankada bulundurma zorunluluğunun, dolayısıyla cezai sorumluluğunun sona erdiğinin kabulü gerekmektedir....'' kabulleri birlikte değerlendirildiğinde;
Çek hesabı sahibinin tüzelkişi olduğu durumlarda, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu kapsamında hazırlanan şikâyet dilekçesinde, şikâyetçiye, şüpheli olarak tüzelkişinin yetkilisinin gösterilmesi yönünde zorunluluk yüklenemeyeceği, nitekim, şirket yönetim organında yapılan değişikliklere ilişkin tescil ve ilân, bildirici mahiyette olduğundan, şikâyetçi tarafından tespite çalışılan yetkilinin suç tarihinde kim olduğu hususunda sicil kayıtlarına güvenilmesi durumunda dahi yanılgıya düşülebileceği, aksi kabulün hak arama özgürlüğünün önüne geçeceği,
İcra Ceza Mahkemesince uygulanan 2004 sayılı Kanun'da yer alan ve kendine özgü bir yargılama sistemi getiren usul hükümlerinin, yapılan yargılama işlemlerinin ceza yargılaması faaliyeti olmadığı anlamına gelmeyeceği de açık olduğundan; şikâyet dilekçesini alan İcra Ceza Mahkemesince; şikâyet dilekçesinde yer verilen çek bilgileri doğrultusunda, tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi ya da böyle bir belirleme yapılmaması durumunda yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişileri tespit etmek gerektiği şeklinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/15713, K. 2024/5764, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama