Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/17845 E. , 2025/3224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3060 E., 2022/5291 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na aykırılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükm
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/17845 E. , 2025/3224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3060 E., 2022/5291 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na aykırılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli ve 2012/53 Esas, 2020/273 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık ve zimmet suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. B. İstinaf Anılan karanın katılan BDDK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 14.12.2022 tarihli ve 2021/3060 Esas, 2022/5291 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu vekilinin temyiz isteği; suça konu işlemlerde onay ve bilgisi bulunan ...'un banka zimmeti suçunu işlediğine, dosyada bulunan 11.10.2018 tarihli bilirkişi ek raporunun hukuka aykırı olması nedenleri ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanığın olay tarihinde Finansbank A.Ş. ... Şube Müdürü olarak görev yapmakta olduğu, banka müşterisi ...'a beraat eden sanık ...'ün yardımcı olması ile şikâyetçi ...'de maaşla çalıştığına dair sahte bir belge düzenleyerek sanık ...'un müdürü olduğu Finansbank ... Şubesine gittikleri, şikâyetçinin belgeleri imzaladığı ve 51.000,00 TL taşıt kredisi alındığı ve bu kredi ile ilgili .... plakalı aracın satış sözleşmesine istinaden ödeme işleminin gerçekleştiği, sanıkların krediyi beraat eden diğer sanık ...'nun ödeyeceğini söyledikleri, aracın daha sonra .... plakayı aldığı, sanığın kredi borcunu ödememesi nedeniyle şikâyetçi aleyhine icra takibi yapılması üzerine Cumhuriyet başsavcılığına şikâyet dilekçesi sunduğu, yine sanık ...'un 2007-2008 yıllarında şube yetkisinde 10 kişiye kullandırılan kredilerde; kişiye tahsis edilmemesi gereken tüketici kredisini kullandırdığı,bu şekilde söz konusu işlemlerde onayı ve bilgisi bulunan şüphelinin bankayı 400.624,00 TL zarara uğrattığı şeklindeki eylemlerle sanığın banka zimmeti suçunu işlediği iddiasıyla 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160/1,2. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanık savunmalarında; dava konusu olan kredilerde gerekli kontrol yapıldıktan sonra hesaba aktarılması için operasyon yetkisine havale edildiğini, kredilerde her hangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunmuştur. Dosyada sanığa ait görev yazısı, 31.12.2008 tarihli banka ve 06.09.2012 tarihli BDDK soruşturma raporları ile suç duyurusu bulunmaktadır. Mahkemece kredi sözleşmesi ve eklerinin asılları istenmiş, banka cevabi yazısında temin edilemediğinin bildirildiği görülmüştür. Dosyada bulunan 20.01.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve 11.10.2018 tarihli bilirkişi heyeti ek raporlarına göre; sanıkların sorumluluklarını gösterir bir durum bulunmadığı, müştekinin şikâyetine konu durumun hukuki ihtilaf mahiyetinde kalabileceği, sanık ... açısından kullandırılan kredilerin bir çoğunda teminat alındığı, risk söz konusu olmadığı, kullandırılan kredilerde ödemeler yapıldığı, yapılmayan ödemeler ile ilgili olarak icra takipleri yapıldığı ve bu risklerin varlık şirketlerine devrinin yapıldığının tespit edildiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesi tarafından, 20.01.2014 ve 11.10.2018 tarihli bilirkişi raporu ve ek raporuna göre ana dosya yönünden sanıkların sorumluluklarını gösterir bir durumun bulunmadığı, müştekinin şikâyetine konu durumun hukuki ihtilaf mahiyetinde kalabileceği, sanık ... açısından kullandırılan kredilerin bir çoğunda teminat alındığı, risk söz konusu olmadığı, kullandırılan kredilerde ödemeler yapıldığı, yapılmayan ödemeler ile ilgili olarak icra takipleri yapıldığı ve bu risklerin varlık şirketlerine devrinin yapıldığının tespit edildiği, sanık savunmaları, müşteki beyanları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve böylelikle sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı vicdani kanaatine varılmakla beraatine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan BDDK vekilinin istinaf başvurusu üzerine, duruşmasız olarak yapılan incelemede Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, yapılan yargılamaya, incelenen dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiri ile incelenen ilk derece mahkemesinin hükmünde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde bulunduğu, verilen hükümde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi gereğince yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...'un 1999-2009 yılları arasında Finans Bank A.Ş. ... şubesinde çalıştığı, şube müdürü olarak görev yaptığı dönemde; adına kredi tahsisi sağlanamayan ...'ün mağdur ... ile anlaşarak sanık ... tarafından kredi tahsisinin sağlandığı, kredi ve faiz ödemelerinde sıkıntılar yaşayan, şube nezdinde limitleri dolan ve dolaylı kredi kullandığı dönemde kredibilitesi bozulan İstanbul .... Şti'ne finansman sağlamak amacıyla kredi değerliliği bulunan ... ve ... adına kullandırıldığı, anılan kredilere karşılık ipotek tesis edilmesi nedeniyle kredilerin teminatlandırılmış olması ve mağdur ... adına kredi tahsisi yönünden zimmet suçunun oluşmadığı ancak; sanığın kredi ve faiz ödemelerinde sıkıntılar yaşayan, şube nezdinde limitleri dolan ve dolaylı kredi kullandığı dönemde kredibilitesi bozulan ... İnş. Teks. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne finansman sağlamak amacıyla kredi değerliliği bulunan ..., ...-... İletişim, ...- ... Ticaret adına kullandırılan kredilerde teminat olarak alınan senetlerin güvence niteliğinin bulunmadığı, çeklerin ise araştırma yapılmadan teminata alınarak karşılıksız çıktığı, yine ... Telefon ve Tur. Hiz. Tic. Ltd. Şti'ne finansman sağlamak amacıyla kredi değerliliği bulunan ..., ... ..., ... ..., ... ve ...- ... İletişim adına kullandırılan kredilerde kredi teminatına araştırma yapılmadığı, alınan çeklerin karşılıksız çıktığı, yerine yeni çeklerin alınmadığı, ... ... ve ...Petrol Ür. Paz. Ve San. Tic. Ltd. Şti'nin negatif olan istihbarat bilgisine rağmen şube yetkisinde kredi limiti belirlediği, teminatsız kredi kullandırıldığı, söz konusu firma ve ortaklarının ... ailesi ile bir bağlantısı veya ticari ilişkisi olmamasına rağmen kredi bedellerinin sanık ... ile akrabalık ilişkisi bulunan ... ailesi hesaplarına aktarıldığı, ... adına kullandırılan kredide, tahsis aşamasında olumsuz bir istihbari bilgi olmamakla birlikte ilgilinin ... Taşımacılık firmasında muhasebeci olarak çalıştığının bilinmesine rağmen farklı bir firmadan temin edilen 2 farklı gelir belgesinin kredi tahsisi aşamasında kullanılması nedeniyle gerçeğe aykırı gelir belgesini kredi tahsisine konu ettiği, dolayısıyla gelir durumu ve ödeme kabiliyeti hakkında net bir bilgi olmayan kişiye tahsis edilmemesi gereken tüketici kredisini kullandırdığı; kredilerin ödenmeyerek takibe alındığının sabit olduğu cihetle; sanığın eylemlerinin banka zimmeti suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan BDDK vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2021/3060 Esas, 2022/5291 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2025 tarihinde karar verildi.