KÜNYE
7. Ceza Dairesi 2023/9157 E., 2024/4425 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/938 E., 2021/1874 K.
- Suç
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
- Hükümler
- Mahkûmiyet, kaçak çayların müsaderesi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında 7242 sayılı Kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz sebepleri; ele geçirilen eşyaların kaçak olduğunu ve suç teşkil ettiğini bilmediğine usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.
2. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri; suç tarihinde 15-18 yaş aralığında olan çocuk hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğine ve re'sen gözetilecek hususlarla usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Suç tarihinde ... Köyü Suriye sınır hattında bulunan Şimşek Piyade Hudut Karakolu sorumluluk sahasındaki sınır taşları arasından Suriye istikametinden Türkiye istikametine geçen sanık ve suça sürüklenen çocuğun görevli askerler tarafından havaya ateş edilmesi sonucu durdurulmaları üzerine yapılan aramada toplam 40 kg kaçak çayın ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/1. maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk hakkında, 5607 sayılı Kanun'un 3/1. maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 31/3 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın alınan savunmasında, ele geçirilen çayların kendisine ait olmadığını, eşya taşımak için olay yerinde bulunduğunu beyan ederek atılı suçu inkar ettiği anlaşılmıştır.
Suça sürüklenen çocuğun alınan savunmasında, ele geçirilen çayların kendisine ait olmadığını, eşya taşımak için olay yerinde bulunduğunu beyan ederek atılı suçu inkar ettiği anlaşılmıştır.
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. Suç tarihi itibarıyla eşyanın gümrüklenmiş değerinin 740,88 TL ve pek hafif değerde olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre dava konusu olayda ele geçirilen 40 kg kaçak çayın miktar itibarıyla ticari mahiyette olması karşısında sanığın ve suça sürüklenen çocuğun savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmış olup sanığın ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak; Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4-11. maddesine göre suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezanın hapse çevrilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesi, isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
III. KARAR
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/9157, K. 2024/4425, 24 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama