Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/9342 E. , 2025/6387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/548 E., 2022/2452 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi, katılan ... İdaresi vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama San
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/9342 E. , 2025/6387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/548 E., 2022/2452 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi, katılan ... İdaresi vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I-12.12.2013 Tarihli Eylem Yönünden Sanık adına kaçak sigara geleceği bilgisi üzerine kolluk kuvvetlerinin 12.12.2013 tarihinde ... Kargoya giderek sanığın gelmesini bekledikleri ve sanığın kargoya gelerek koliyi alıp dışarı çıkması üzerine durdurulduğu ve kolide ne olduğunun sorulduğu, sanığın da kaçak sigara olduğunu beyan ederek rızaen toplam 150 karton kaçak sigarayı teslim ettiği olayda, mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, Anayasa'nın 38/2. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206/2-a, 217/2 ve 230/1 maddeleri gereği hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, II- 11.02.2014 Tarihli Eylem Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında 11.02.2014 tarihinde ele geçen 27 karton kaçak sigaranın gümrüklenmiş değerinin iki katının hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağı bildirilmesi gerekirken, Mahkemece 12.12.2013 tarihinde ele geçen 150 karton kaçak sigarayı da içeren gümrüklenmiş değerin iki katının bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltılması ve ödeme yapmadığından bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, 2. Sanık hakkında hem adlî para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 51. maddesine göre erteleme hükümleri uygulanamayacağı halde erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 05.05.2025 tarihinde karar verildi. (KD) (KD) KARŞI OY 1. olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 12.12.2013 tarihinde güvenlik güçlerince, sanık ... adına yüklü miktarda sigaranın kargo yolu ile geleceğine dair alınan ihbar üzerine, sanığın beklenmeye başlandığı, kargo kolisini teslim alıp dışarıya çıkan sanığın sanığın yanına gidildiğinde, sanığın koli içerisinde sigara olduğunu beyan etmesi üzerine, sanığın rızasına binaen yapılan sayımda toplam 150 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirildiği şeklindeki olayda, sanığın mahkûmiyetine dair verilen kararın dairemizce onanmasına ilişkin ilamında sayın çoğunlukla ihtilafımız arama kararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Olayımızla ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararlarına bakmak gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/610 Esas ve 2014/512 sayılı kararında ve bu karara benzer birden çok kararında adli arama ve önleme aramasının hangi hallerde yapılacağına ilişkin belirlemeler yapmış ayrıca karar alınmadan yapılacak aramalarla ilgili de görüş ortaya koymuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/610 Esas ve 2014/512 sayılı kararında: “Ceza muhakemesinin kurallarının işlemeye başlaması "başlangıç şüphesi" ile olmaktadır. Bu nedenle koruma tedbirleri bir suçun işlendiği izlenimini veren hâlin öğrenilmesinden sonraki aşamada başvurulan adli nitelikli tedbirlerdir. Önleme aramasında tehlikeli bir kişi veya eşya aranmakta olup önleme aramasının muhatapları da suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. CMK'nun 161/2 ve PVSK'nun Ek 6. maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir. Başlangıçta suç işlenmesinin önlenmesi düşüncesi olsa bile, suç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren yapılacak durdurma ve arama adli bir nitelik taşıyacaktır.” denilmiştir. Kolluk görevlilerinin arama kararı olmaksızın kaba üst araması yapabilecekleri mümkün iken, suç eşyasının aranması bu kapsamda değildir. Kolluk görevlilerinin ihbar almış olmaları halinde ne gibi bir işlem yapacakları CMK gereğince belli olup, ihbar alınmış olması durumunda suçüstü halinden bahsetmek mümkün değildir. Somut olayda bir arama kararı olmadığı gibi Cumhuriyet savcısına bilgi verilerek yapılmış bir işlemde bulunmamaktadır. Öncelikle koliyle sigara geleceğinin ihbarı alınmasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında bahsettiği “başlangıç şüphesi” niteliğindedir. Başlangıç şüphesinin varlığına karar verecek olan da Cumhuriyet savcısıdır. Başlangıç şüphesi oluştuğu andan itibaren CMK kuralları gereğince işlemlerin yapılması zorunludur. 2.Olay tutanağına göre, 11.02.2014 tarihinde emniyet görevlilerinin daha önce hakkında kaçak eşyayı ticari amaçla bulundurma suçundan işlem yapılması nedeniyle simaen tanıdıkları sanığı, elinde turuncu renkli çuval ve siyah renkli poşetle görmeleri üzerine, sanığın kimliğini kontrol ettikten sonra poşet ve çuvalda ne olduğunu sordukları, sandığında kaçak sigara olduğunu söylemesi üzerine yapılan kontrolde 27 karton kaçak sigaranın çuval ve poşet içerisinde ele geçirildiği olayda sanığın mahkûmiyetine dair verilen kararın dairemizce onanmasına ilişkin ilamında sayın çoğunlukla ihtilafımız arama kararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Söz konusu bu olayda, suçüstü halinin varlığından söz edilemeyeceği, bu suretle 5271 sayılı CMK’nın 2/e, 161 ve 2559 sayılı PVSK7nın Ek 6. Maddeleri uyarınca derhal Cumhuriyet savcısına olayın haber verilip Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve CMK’nın 116. Ve 119. Maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri veya mahkemeden alınacak adli arama kararı uyarınca sanığın üzeri ve eşyası aranması gerekirken sanığın elinde bulanan suç eşyası niteliğindeki poşetlerle ilişkin gerçekleştirilen arama işleminin usulüne uygun verilmiş bir yazılı arama emri veya adli arama kararı bulunmaksızın gerçekleştirildiği, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğu, suç konusu kaçak sigaraların hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde bulunması nedeniyle Anayasa’nın 38. Maddesinin 2.fıkrası ve 230. Maddesinin 1. Fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilmelidir. Yukarıda bahsi geçen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında belirtildiği gibi, suç ihbarı alan veya suçu öğrenen kolluğun durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması şarttır. Buna göre kolluk tarafından yapılan işlemler usulüne uygun olmayıp, deliller hukuka aykırı nitelikte elde edilmiş olduğu öte yandan sanığın inkara yönelik savunması karşısında; mahkûmiyete yeterli şüpheden uzak, hukuka uygun yeterli delil elde edilemediğinden sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi amacıyla , yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine iştirak etmiyoruz.