İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2024/1411 Karar: 2024/9148 Tarih: 2024

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2024/1411 K.2024/9148

7. Ceza Dairesi 2024/1411 E. , 2024/9148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/250 E., 2023/885 K. SUÇLAR : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsader

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2024/1411 E. , 2024/9148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/250 E., 2023/885 K. SUÇLAR : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsader

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2024/1411 E. , 2024/9148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/250 E., 2023/885 K. SUÇLAR : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ NEDENLERİ 1.Sanık ...’ın temyiz nedenleri; beraat kararı verilmesi gerektiğine, hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanık ...’un temyiz nedenleri; cezanın usul ve kanuna aykırı olduğuna, hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Ana dava dosyasında; 25.02.2013 tarihinde KOM istihbari çalışmaları neticesinde kolluk görevlilerince kargo şubesi önünde beklenirken, kargoyu alan sanık ...'un yakalandığı, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet savcılığından verilen arama kararıyla araçta yapılan aramada "gönderici: ..., alıcı: ..." olan kargo kolileri içerisinde 970 paket kaçak sigara ve aracın içerisinde poşette 60 tablet cinsel uyarıcı hap ele geçirilmiştir. Her iki sanık hakkında olaya ilişkin iddianamenin düzenlenme tarihinin 28.06.2013 olduğu anlaşılmıştır. Sanık ... savunmasında, suça konu sigaraların kendisine gönderildiğini kabul etmiş, araçtaki haplarla ilgisinin olmadığını ifade etmiştir. Sanık ..., 18.03.2014 tarihinde Gümrük İdaresince bildirilen 222,00 TL'yi ödeyerek makbuzunu dosyaya sunmuştur. Sanıklar hakkında 01.07.2014 tarihli mahkumiyet kararlarının, sanıkların temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2016/19143 Esas, 2018/2556 Karar sayılı ilâmıyla zincirleme suç kapsamında bozulmasına karar verilmiştir. Birleşen Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/218 Esas sayılı dosyasında; 06.03.2013 tarihinde önleme araması kararına istinaden uygulama noktasında durdurulan yolcu otobüsünde yolcu olan sanık ...'a ait 1990 paket kaçak sigara ele geçirilmiştir. Olaya ilişkin iddianamenin düzenlenme tarihinin 21.03.2013 olduğu anlaşılmıştır. Sanık ... savunmasında, suça konu sigaraları satmak amacıyla bulundurduğunu ikrar etmiştir. Sanık hakkındaki 05.07.2013 tarihli mahkûmiyet kararının temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2015/3155 Esas, 2018/2559 Karar sayılı ilâmıyla zincirleme suç kapsamında bozulmasından sonra, mahkemenin 2018/218 Esas sayısında; hukuki ve fiili irtibat nedeniyle sanık hakkında Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/250 Esas sayılı dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleşen Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2018/248 Esas sayılı dosyasında; 03.05.2013 tarihinde kolluk görevlilerince devriye görevi sırasında, şüphe üzerine durdurulan sanık ...'in elindeki poşette 108 paket kaçak sigara ele geçirilmiştir. Olaya ilişkin iddianamenin düzenlenme tarihinin 24.06.2013 olduğu anlaşılmıştır. Sanık ... savunmasında, suça konu sigaraları satmak amacıyla bulundurduğunu ikrar etmiştir. Sanık hakkındaki 12.11.2013 tarihli mahkûmiyet kararının temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 13.03.2018 tarihli ve 2015/16525 Esas, 2018/2558 Karar sayılı ilâmıyla zincirleme suç kapsamında bozulmasından sonra, mahkemenin 2018/248 Esas sayısında; hukuki ve fiili irtibat nedeniyle sanık hakkında Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/250 Esas sayılı dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleşen Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2021/254 Esas sayılı dosyasında; 05.03.2013 tarihinde ihbar üzerine gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet savcılığından verilen arama kararı uyarınca sanık ...'in işlettiği tütüncü dükkanında yapılan aramada, 200'lü 98 paket makaron, 58 adet sigara dolum aparatı, 15 adet sigara tabakası, 46 paket kaçak sigara ele geçirilmiştir. Olaya ilişkin iddianamenin düzenlenme tarihinin 15.05.2013 olduğu anlaşılmıştır. Dosyadaki bilirkişi raporuna göre, makaron ve sigara dolum aparatlarının yerli menşeili olduğu, gümrük kaçağı olmadığı belirtilmiştir. Sanık ... savunmasında, suça konu sigaraları içmek amacıyla bulundurduğunu ifade etmiştir. Sanık hakkında 05.12.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 18.02.2014 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği, sanığın 17.07.2014 tarihinde yeniden kasıtlı suç işlemesi ile işbu dosya kapsamında ihbarda bulunulması ile 03.12.2015 tarihinde hükmün açıklandığı, anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 06.04.2021 tarihli ve 2018/16081 Esas, 2021/6217 Karar sayılı ilamıyla 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler nedeniyle bozulmasına müteakip, sanığın 23.02.2022 tarihli ödeme makbuzu ile 653,33 TL ödediği anlaşılmış, mahkemenin 2021/254 Esas sayısında; hukuki ve fiili irtibat nedeniyle sanık hakkında Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/250 Esas sayılı dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. Soruşturma aşamalarında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratlarının yapılmadığı, tüm eylemlerde suça konu eşyaların KEMT varakalarındaki gümrüklenmiş değerlerin Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. A. Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden 1.Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un (4733 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 2.5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca sanık hakkında zamanaşımını en son kesen sebep olan 05.07.2013 tarihli mahkûmiyet kararından itibaren hüküm tarihi olan 21.11.2023 tarihine kadar 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı ve 67 nci maddeleri uyarınca öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla esasa ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. B. Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Olay tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre sanık ...'un zincirleme suç kapsamındaki eylemlerinin sabit olduğu, bu anlamda sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının yerinde olduğu belirlenmekle, aşağıda yer alan nedenler dışında sanığın diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamalarında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa her üç dosya kapsamında gümrüklenmiş değerlerin toplamının iki katı tutarı olan 15.536,78 TL üzerinden, daha önce ödediği toplam 875,33 TL'nin çıkartılarak kalan miktarı hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde cezasında 1/2 oranında indirim uygulanacağı ihtar edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, dosya kapsamında yer almayan 17.169,30 TL'yi ödeyip ödemeyeceğinin sorulması suretiyle yanıltılması ve hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında zamanaşımını en son kesen sebep olan 05.07.2013 tarihi itibarıyla hüküm tarihinde, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin tamamlanmış bulunduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi kanuna aykırı olup, sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık ... hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, suça konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca MÜSADERESİNE, B. Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 17.10.2024 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun sanık hakkındaki 25.02.2013 tarihli yargılamaya konu eylem yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine TCK.nun 43. maddesine esas dosyasının zamanaşımını kestiğine ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 tarihli ve 2012/108 Karar; 28.02.2012 tarihli ve 2012/58 Karar nolu ilâmlarında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 üncü (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir. Ceza hukukunda yasadaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, yasanın öngördüğü miktarda bir artırım da yapılması söz konusudur. Zincirleme suç, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80 inci maddesinde “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.” şeklindedir. Bu maddenin karşılığı olarak koyulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 inci maddesinde; Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınan suçlardan herhangi birisi hakkında, yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçme veya zamanaşımı gerçekleşmesi gibi kovuşturma yapılmasına engel bir nedenin ortaya çıkması halinde, bu suçun zincirleme suç uygulaması kapsamı dışına çıkarılarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın, 25.02.2013, 05.03.2013 ve 03.05.2013 tarihlerinde işlediği kaçakçılık suçlarının 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi kapsamında kaldığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığına Daire tarafından karar verilmiş ise de yukarda anlatılan nedenlerle TCK.nun 43. maddesi kapsamındaki eylemin zamanaşımını kesmeyecek olması karşısında, incelemeye konu 25.02.2013 suç tarihli eylem yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin olağan zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, en son zamanaşımını kesen mahkumiyete ilişkin 28.06.2013 tarihinden itibaren 8 yıllık olağan dava zamanaşımının 21.11.2023 günlü karar tarihine kadar gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde yerel mahkemenin kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 17.10.2024

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla