Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/2339 E. , 2025/5189 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/425 E., 2023/433 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, ......... plakalı araçların müsaderesi, ...plakalı aracın iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî on
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/2339 E. , 2025/5189 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/425 E., 2023/433 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, ......... plakalı araçların müsaderesi, ...plakalı aracın iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanık ... hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. Katılan ... İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesince 06.05.2016 tarihli ve 2015/76 Esas, 2016/185 Karar sayısında; sanık ... ve ... hakkında mahkûmiyet ve kaçak eşya ile suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine karar verildiği, anılan hükmün ... müdafi ile katılan ... İdaresi tarafından yalnızca sanık ... yönünden temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2020 tarihli yazısı ile 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda sanık lehine yapılan değişiklikler nedeniyle yerel mahkemeye iade edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade yazısı sonrasında mahkemece her iki sanık hakkında da yargılama yapılarak temyize konu hükmün kurulduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık ... yönüyle ilk hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği, dolayısıyla 7242 sayılı Kanun'un 61, 62 ve 63 üncü maddeleriyle ile 5607 sayılı Kanununda yapılan değişiklikler sonrası sanık ... yönüyle uyarlama yargılaması yapılmak suretiyle hüküm tesis edilmesi gerekirken, bozma ilamı sonrasında mahkemece anılan sanık hakkında aynı esas üzerinde ele alınması suretiyle kurulan mahkûmiyet kararının hukuken geçersiz olduğu cihetle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteğinin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, II. Katılan ... İdaresi Vekilinin Suçta Kullanılan...Plakalı Nakil Aracının İadesine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle...plakalı nakil aracının iadesine ilişkin hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, III. Katılan ... İdaresi Vekilinin, Sanık ... ile Müdafiin Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmünü Temyiz İstemleri Yönünden Olayların oluş biçimleri, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyaların mahiyeti ile eşyaların yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1. Tüm dosya kapsamının ve sanığın UYAP kayıtlarının incelenmesinde; işbu dosya kapsamındaki suç tarihlerinin sırasıyla 20.04.2013, 05.04.2014, 12.10.2014, iddianame düzenlenme tarihlerinin ise sırasıyla 19.12.2014, 02.02.2015, 24.06.2015 olduğu, sanığın UYAP kayıtlarının incelenmesinde Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2023/4901 Esas sayısında kayıtlı Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin, 2021/299 Esas sayılı dosyasında suç tarihi 25.02.2014, iddianame düzenlenme tarihi 24.02.2015 olan, Diyarbakır 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2024/164 Esas sayısında derdest dosyasında suç tarihleri sırasıyla 30.05.2014, 10.06.2014, iddianame düzenlenme tarihleri sırasıyla 03.09.2014, 19.01.2015 olan, Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2023/275 Esas sayısında kayıtlı dosyasında suç tarihi 31.03.2015, iddianame düzenlenme tarihi 01.06.2022 olan eylemlerinin bulunduğu anlaşılmakla, bu kapsamda yapılan değerlendirmede; Sanığın işbu dosya kapsamındaki 20.04.2013 ve 05.04.2014 suç tarihli eylemlerinin, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 2023/4901 Esas sayısında kayıtlı olup aynı gün incelenen Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin, 2021/299 Esas, 2021/1124 Karar sayılı dosyasında suç tarihi 25.02.2014, iddianame tarihi 24.02.2015 olan, Diyarbakır 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2024/164 Esas sayısında derdest dosyasında suç tarihleri 30.05.2014, 10.06.2014 olup iddianame düzenlenme tarihleri 03.09.2014, 19.01.2015 olan eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığı, suç tarihi 30.05.2014 olan eylemi nedeniyle 03.09.2014 tarihinde düzenlenen iddianame hukuki kesintinin gerçekleştiği cihetle, bu dosya kapsamındaki suç tarihi 12.10.2014 olan eyleminin dosyadaki diğer iki eylemi ile zincirleme suç kapsamında kalmadığı gibi, Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/275 Esas sayısında kayıtlı suç tarihi 31.03.2015, iddianame düzenlenme tarihi 01.06.2022 olan eylemi ile ayrıca zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde, sanık hakkında zincirleme suç kapsamı yazılı şekilde değerlendirilerek hüküm kurulması, 2. Sanığın işbu dosyadaki üç eyleminin teselsül kapsamında olmadığı cihetle, öncelikle zincirleme suç kapsamında Dairemizce yapılan değerlendirme doğrultusunda 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca sanığın eylemlerinin sınıflandırması yapılarak, zincirleme suç kapsamında kalan eylemlerindeki gümrüklenmiş değerlerin toplamları ayrı ayrı sanığa bildirilerek sonucuna göre etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi gerekliliği, Kabule göre de, Sanık hakkında temel ceza belirlenerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesi uygulandıktan sonra, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/22. maddesinin (7243 sayılı Kanun ile değişik 23. fıkrası) uygulanması ve buna göre netice cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, uygulama sırasında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi, Hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin, sanık ... ve müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 10.04.2025 tarihinde karar verildi. (KKD) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümlerin katılan idare vekili ve sanık Savaş Şenol tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 16.11.2023 tarih ve 2023/433 sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan...plakalı aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan...plakalı aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan...plakalı aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 10.04.2025