Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/4411 E. , 2024/7823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/131 E., 2020/221 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, suça konu eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade ya
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/4411 E. , 2024/7823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/131 E., 2020/221 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, suça konu eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade yazısı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, aracın müsadere edilmesi ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir. 2.Sanığın temyiz isteği, hükmün bozulmasını ve hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, suç tarihinde kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilen önleyici kolluk faaliyeti esnasında, Hakkari-Van karayolunda sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kolluk görevlilerini görmesi üzerine geri geri manevra yaptığı ve araç sürücüsü olan sanığın kontrolü kaybederek aracı sağ tarafına devirdiği, aracın kasasında bulunan jelikanlar içerisindeki kaçak akaryakıtın da yola devrildiği, araç kasasından yola savrulan 90 adet jelikan olduğu, içi dolu olan 82 adet jelikan içerisinde toplam 4000 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan ulusal marker tespit tutanağına göre, suça konu akaryakıtın cinsinin motorin, ulusal marker kontrol sonucunun ise geçersiz olduğu tespit edilmiştir. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık 11.01.2016 tarihinde mahkemede alınan savunmasında, akaryakıtı yüklerken kaçak olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. İddianamede nakil aracının müsaderesine ilişkin bir talep bulunmadığı gibi Mahkeme tarafından da temyize konu bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu konuyla ilgili temyiz talebi inceleme dışı bırakılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1.Suç tarihi itibarıyla sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası kapsamında kaldığı, suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi yollaması ile aynı maddenin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları kapsamında bulunduğu, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası kapsamında hafif değerde olması nedeniyle sanığın sonradan yürürlüğe giren ve lehe olan 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi yollaması ile aynı maddenin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları uyarınca cezalandırılması gerekirken, yazılı şekilde 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ve 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası tatbik edilerek karma uygulama yapılması, 2.5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa ödeme ihtaratında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken, yazılı şekilde 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması, ayrıca etkin pişmanlıktan hüküm verilinceye kadar faydalanılabileceği gözetilmeksizin sanığa ödeme yapması için 15.04.2020 tarihinden itibaren 90 gün süre verilmesi ve hakkında ödeme yapmadığından bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, 3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar, 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 19.05.2014, iddianame düzenleme tarihinin 16.11.2015 olduğu, Aynı gün incelenen Dairemizin 2022/15339 Esas sırasında kayıtlı dosyasında suç tarihinin 19.10.2014, iddianame düzenleme tarihinin 15.12.2014 olduğu, Sanık hakkında Van 1. Asliye Ceza Mahkemesinde aynı tür suçtan açılan ve halen derdest olan mahkemenin 2020/2046 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 26.09.2014, iddianame düzenleme tarihinin 08.11.2014 olduğu, anlaşılmakla; Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, 4.Sanık hakkında hükmolunan sonuç cezanın adlî para cezası olması karşısında, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu hükümlerinin sanık hakkında uygulanamayacağı gözetilerek; hükmün 10. fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmişken, hükmün 6. fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilerek çelişki yaratılması, 5.Katılan Gümrük İdaresi kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca maktu 3.400,00 TL vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan kuruma verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Gümrük İdaresi vekili ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.