Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/4637 E. , 2026/6574 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1489 E., 2024/82 K. SUÇ : 5684 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : İstinaf isteminin esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanı
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/4637 E. , 2026/6574 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1489 E., 2024/82 K. SUÇ : 5684 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : İstinaf isteminin esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2023 tarihli ve 2022/294 E., 2023/292 K. sayılı kararı ile sanığın, 5684 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, neticeten 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, zimmet miktarı olan 683.488,50 TL'nin tazminine karar verilmiştir. B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/1489 E., 2024/82 K. sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Katılan .... Vekilinin Temyiz İstemi; Bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere, sanığın, eylemlerini, fiilin açığa çıkmaması için tedbirler almak suretiyle gerçekleştirdiğine ve nitelikli zimmet suçunu işlediğine, ayrıca eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna, ağırlaştırıcı nedenler gözetilerek daha yüksek miktarda ceza belirlenmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanığın Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı fiilin, firmanın İhlas Sigorta olarak faaliyet gösterdiği döneme ilişkin olduğuna, katılan ... tarafından devralındıktan sonra şirketin kendi kayıt ve muhasebe işlemlerindeki hataları gizlemek için sanığın kurban seçildiğine, sanığın idarecilik sıfatı bulunmadığına ve tüm işlemlerin genel merkezden gelen talimatlara göre yerine getirildiğine, öncelikle iddia konusu zimmet tarihleri ve miktarları belirlenerek buna göre bir inceleme yapılması gerekirken bunun yapılmadığına, tahsil fişlerindeki imzaların sanığın eli ürünü olduğunun kesin olarak tespit edilmediğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanığın üzerine atılı suç 5684 sayılı Kanun'un 35. maddesinin üçüncü fıkrasında "Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetimleri ve sorumlulukları altında bulunan kuruluşa ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirmeleri halinde, altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, kuruluşun uğradığı zararı da tazmine mahkûm edilir." şeklinde tanımlanmış olup aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise "Üçüncü fıkrada gösterilen suç, kuruluşu aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmişse fail, oniki yıldan az olmamak üzere hapis cezası ve adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, adlî para cezasının miktarı, meydana gelen zararın üç katından az olamaz...." şeklinde suçun nitelikli halinin düzenlendiği, buna göre suçun maddi unsurunun görevi dolayısıyla kendisine tevdi olunan veya muhafaza, denetim ve sorumluluğu altında bulunan sigorta şirketine ait para veya sair varlıkları zimmetine geçirmek olduğu, dosya kapsamına göre sanığın, katılan ... şirketinin Akdeniz Bölge Müdürlüğünün muhasebe ve mali işlerden sorumlu bölge müdür yardımcısı olduğu, hükme esas alınan 12.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda sanığın eylemlerinin dokuz grup halinde kategorize edilerek sanığın bu eylemlerle işvereninin güvenini kötüye kullanarak katılan ... şirketini 689.747,50 TL zarara uğrattığı şeklinde görüş bildirildiği ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapordaki tespitler doğrultusunda sanığın suçu sabit kabul edilerek hakkında mahkumiyet hükmü tesis edildiği, ancak yukarıda işaret edildiği üzere, atılı suçun oluşabilmesi için sanığın muhasebe teknik ve ilkelerine ya da şirket içi düzenlemelerine aykırı işlemler yapmasının tek başına yeterli olmayacağı, sanığın şirkete ait tasarruf ve denetimine bırakılan parayı kendi zimmetine geçirdiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerektiği, bu çerçevede dosyanın tetkinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, gruplar halinde ele alınan işlemlerle ilgili, ağırlıklı olarak, banka kayıtları ile şirketin muhasebe sistemi arasındaki uyumsuzluklardan hareketle kanaat bildirildiği, bazı grup işlemlerde diğer şirket çalışanlarının hesaplarına gönderilen paraların ya da onlar tarafından alınan avansların, herhangi bir açıklama ya da gerekçeye yer verilmeden sanığın zimmet miktarına dahil edildiği, yine bazı gruplarda tespitlerin kendi içlerinde çelişkiler içerdiği, örneğin dördüncü grup olarak ele alınan işlemlerde bir taraftan banka kayıtlarının muhasebe sisteminde karşılıkları bulunduğu ancak bu kayıtların farklı tarihte olmasının açıklanamadığı şeklindeki tespite yer verilmişken bir taraftan da gerekçeleri ortaya konulmadan bu miktarların da sanık tarafından zimmetine geçirildiğinin kabul edildiği, öte yandan İlk Derece Mahkemesi tarafından da dosya kapsamındaki bilgi-belgelerden hareketle araştırılabilecek hususlar araştırılmadan ve sanığın gerçekten şirket parasını zimmetine geçirip geçirmediği, geçirdiyse miktarı her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulmadan denetime elverişsiz bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edildiği belirlenmekle; Öncelikle, 1. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bölge müdürü ...’a ödenen 17.009,00 TL tutarlı iş avansının, önemli bir kısmının tahsilat makbuzu bulunmadığı halde nakden kasadan ödenmiş gibi muhasebe kaydı oluşturularak, ayrıca acenteler tarafından şirketin vadesiz hesabına gönderilmiş olan toplam 25.904,00 TL'nin ilgili acentelerin cari hesaplarına kayıt edilmeyerek bu miktar paraların zimmete konu edildiği tespitlerine yer verildiği ve İlk Derece Mahkemesi tarafından da bu paraların zimmet miktarına dahil edilerek hüküm tesis edildiği, ancak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2015 tarih ve 2015/21515 Esas sayılı iddianamesi ile bu fiiller yönünden açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmakla, öncelikle bu fiiller yönünden de Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulup, dava açılması halinde dosyalar birleştirilerek bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. İlk Derece Mahkemesi kararında, bilirkişi raporu doğrultusunda, şirketin banka hesabından personel hesabına gönderilen paraların zimmet miktarına dahil edildiği, buna karşılık sanığın, muhasebe sistemindeki zorluklardan dolayı şirket ödemelerinin personel hesaplarından yapıldığını savunduğu, dosya arasındaki personel hesap dökümlerinin incelenmesinde de personelin kişisel hesaplarından şirketle ilgili ödemeler yaptıklarının görüldüğü dikkate alınarak, sanığın hesabından şirketle ilgili yapılan ödemeler olup olmadığı tespit edilip, gerekli görülmesi halinde ödemeleri alan kişiler tanık olarak dinlenip, personel hesaplarına gönderilen paraların ne kadarının şirket ödemelerinde kullanıldığı belirlenerek sonucuna göre varsa zimmet miktarının ortaya çıkartılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3. Dairemizin uygulamalarına göre; Zimmetin, şirket kayıtlarının olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması halinde basit zimmet olarak nitelendirilmesi mümkün olup; Ayrıca, Muhasebe işlemleri ile sigorta şirketinin parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından; Tediye/tahsil fişleri bulunamamış ya da bulunan tediye/tahsil fişlerinde düzenleyen yetkili imzası yok ise eylem basit zimmet; Tediye/tahsil fişine yetkili yerine sahte imzalar atmak suretiyle gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak, fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması halinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması halinde ise eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacaktır. Sigorta şirketinde bulunan orjinal imzaların, bulunmaması halinde ise suç tarihinden önceye ait orijinal imzalı diğer belge asılları dosyaya celp edildikten sonra, mahkeme heyetince sahte imzalı tediye/tahsil fişlerinin aldatma kabiliyeti yönüyle incelenerek denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi, işlemlerin çokluğu ve duraksama halinde mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından sigortacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi heyetinin görüşüne başvurulup her bir işlem bakımından duraksamaya yer bırakmayacak şekilde, eylemlerin ayrı ayrı basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi ve neticesine göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 4. Hükümde sanığın zimmet miktarına dahil edilen paralar arasında ... ve ...'nın hesaplarına gönderilen paralar ve avansların da bulunduğu anlaşılmakla, ... ve ...'nın 5271 sayılı Kanun'un 45. ve 48. maddeleri uyarınca çekinme hakları hatırlatılmak suretiyle tanık olarak dinlenerek, dosya arasında mevcut tahsil fişlerini düzenleyenin ... olduğunun görülmesi nedeniyle, muhasebe fişlerinin neden düzenlendiğinin, zorunlu olup olmadığının, bazı fişlerde sanığın imzası yanındaki diğer imzaların onun eli mahsulü olup olmadığının ayrıntılı şekilde sorulması, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, her iki şahıs yönünden de özellikle beşinci, altıncı ve ayrıca ... yönünden sekizinci grup işlemlerle ilgili kendilerine giden paraların akibeti ve ne için kullanıldıkları yönünde ayrıntılı beyanlarının alınması, 5. Katılan şirketten, sanığın görev yaptığı Akdeniz Bölge Müdürlüğünün, dosyaya yansıyan Türkiye .... Caddesi şubesi nezdindeki 62015 07... 14 numaralı iki banka hesabındaki paralar dışında sanığın tasarruf ve denetimine bırakılan parasının bulunup bulunmadığının araştırılması, 6. Katılan şirketin ... Caddesi şubesi nezdindeki 6201507 sayılı hesabın inceleme dönemini kapsayan tüm hesap hareketlerinin getirtilmesi, 7. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dokuzuncu grup olarak ele alınan hasar ödemeleri ile ilgili olarak, işlem açıklamalarında ödemelerin yapıldığı poliçe ya da dosya numaralarının yer aldığı anlaşılmakla, bu hasar dosyaları araştırılarak ödemelerin gerçek olup olmadığının tespit edilmesi, 8. Acentelerden yapılan tahsilatlarla ilgili muhasebe sistemindeki kayıtlar yönünden bilirkişi raporundaki tespitlerin denetime elverişli olmadığı anlaşıldığından, a. Kredi kartı ile tahsilat yapılarak şirketin POS hesabına gelen paralara ilişkin sistem tarafından otomatik olarak oluşturulan muhasebe kayıtlarının sanık tarafından iptal edildiği hususuyla ilgili olarak, bu işlemlerin sonradan iptal ve iade yapılıp yapılmadığının ya da mütakip ne gibi işlemlere tabi tutulduğunun, muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediğinin denetime elverişli şekilde belirlenmesi, b. Acentelerden şirket hesabına havale olarak gönderilen ancak ilgili acentelerin cari hesaplarına işlenmediği belirtilen paralarla ilgili olarak, sanık müdafiin 27.10.2020 tarihli beyan dilekçesinde bu paraların POS hesabına virman yapıldığı ve muhasebe sisteminde de kredi kartı tahsilatı şeklinde işlendiği yönündeki savunması da dikkate alınarak, bu işlemlerin mahiyetleri ile gerekirse acentelerin bu konuda bilgileri olup olmadığının araştırılması, Sonrasında sanığın zimmetine para geçirip geçirmediği, geçirdiyse miktarı ve ne kadarının basit ne kadarının nitelikli zimmet olduğu tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafi ile katılan ... vekiliin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/1489 E., 2024/82 K. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Antalya 5 Ağır Ceza Mahkemesine , kararın bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Katılan sigorta şirketinin bölge müdür yardımcısı olan sanık hakkında, 5684 sayılı Kanuna muhalefet (zimmet) suçundan mahkumiyet ve tazmin kararı verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sanığın eylemleri dokuz grupta kategorize edilerek şirketi zarara uğrattığı belirtilmiş; ancak rapordaki bazı tespitlerin banka kayıtları ile muhasebe uyumsuzluklarına dayandığı, çelişkiler içerdiği ve dava konusu edilmemiş fiillerin zimmet miktarına dahil edildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, sanığın şirket parasını zimmetine geçirip geçirmediğinin ve varsa miktarın kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanıp saptanmadığına ilişkindir.
Hukuki İlke: 5684 sayılı Kanun'un 35/3 maddesinde sigorta şirketi mensuplarının görevleri dolayısıyla tevdi olunan para veya varlıkları zimmete geçirmesi, 35/4 maddesinde ise kuruluşu aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak hileli faaliyetle işlenen nitelikli hali düzenlenmiştir. Zimmet suçunda mahkumiyet için, sanığın parayı zimmetine geçirdiğinin denetime elverişli ve şüpheden uzak biçimde ortaya konması; tediye/tahsil fişlerindeki imzaların varlığı ve aldatıcılık özelliği gözetilerek eylemin basit mi nitelikli zimmet mi olduğunun tespiti gerekir. Dava konusu edilmemiş fiiller yönünden CMK 45 ve 48 maddeleri uyarınca çekinme hakkı olan tanıkların dinlenmesi de zorunludur.
Uygulama Sonucu: Denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılması ve eksik araştırma nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı CMK 302/2 uyarınca bozulmuştur.
Dava Strateji Notu: Zimmet savunmasında, bilirkişi raporunun muhasebe uyumsuzluğu ile zimmeti özdeşleştirip özdeşleştirmediği ve her işlem yönünden paranın fiilen faile geçtiğinin ispatlanıp ispatlanmadığı titizlikle sorgulanmalıdır. Basit/nitelikli zimmet ayrımı için tahsil fişlerindeki imzaların gerçekliği ve aldatma kabiliyeti ayrıca incelenmeli, dava konusu olmayan fiillerin cezaya dahil edilmesine itiraz edilmelidir.