Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/6368 E. , 2024/9961 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1626 E., 2023/3446 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Bölge
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/6368 E. , 2024/9961 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1626 E., 2023/3446 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; nakil aracının müsaderesine karar verilmesi talebine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı bir delil bulunmaması nedeniyle usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozularak beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE A. Nakil Aracı Yönünden Yakalanan eşyanın değeri nazara alındığında, nakil vasıtasının müsadere edilebilmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete aykırı değilse de, malen sorumlunun kaçakçılık suçunun işlenmesinde kullanılacağını bilmeden emaneten verdiği yönündeki beyanı göz önüne alındığında, malen sorumlunun iyiniyetli olduğunun aksine bir delil de bulunmadığından 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla nakil aracının iadesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. B. Sanık ... Hakkında Verilen Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Sanık ...'in Nallıhan ilçesinde polis memuru olarak görev yaptığı, sanık ...'den kendi beyanına göre 6.000,00 TL borç aldığı, borcunu ödeyememesi sebebiyle ...'in kendisini tehdit ettiğini, ailesine ve kendisine zarar vereceğini, ...'in kendisine kaçakçı, hırsız tarzında mesajlar attığını, ...'in "Doğubayazıt ilçesinden Ankara iline kaçak sigara götürmek için öncülük yaparsan ailene zarar vermem" dediğini belirtmesi üzerine 11.12.2014 tarihinde; 06 BP 4260 plakalı aracın önleme araması kararı uyarınca durdurulmak istendiği ancak; aracın durmayarak yola devam etmesi üzerine ön iki lastiğinin patlatılması suretiyle durdurulduğu, aracın şoförlüğünü sanık ...'in yaptığı, yanında ... ve ...'nin bulunduğu tespit edilerek söz konusu araçta yapılan aramada, aracın arka koltuklarında ve bagajında siyah poşetler içerisinde dışarıdan bakıldığında gözle görülebilir vaziyette gümrük kaçağı sigaraların görülmesi üzerine toplam 1800 karton gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği ayrıca; aracın ön torpido kısmında siyah renkli ajanda da kaçak sigara isimleri ile sigara adetinin yazılı olduğunun görüldüğü, şahıslara ajandanın kime ait olduğu sorulduğunda, sanık ...'nin ...'e ait olduğunu beyan etmesi üzerine ihbarda adı geçen ...'in telefon numarası aranarak emniyete davet edildiği, ...'in ... ile birlikte emniyete geldiğinin anlaşıldığı ve sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18, 4/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı görülmüştür. Sanık ... savunmalarında; olay tarihinde gezmek amacıyla Hasan ile birlikte Erzurum'a gittiklerini, Erzurum'da...'ın arkadaşları olan diğer sanıklar ... ve ...'in daveti üzerine Ağrı'ya gittiklerini, sanıklardan ...'in polis memuru olduğunu, kaçak sigara taşınmasına polis olması nedeniyle kimsenin karışmayacağını söylediğini ve kendilerini ikna ettiğini, Ağrı'da tanımadığı kişilerden ...'in sigaraları aldığını ve kendilerinin bulunduğu araca yüklediğini, ...'ın da başka araç ile öncülük yaptığını, yolda polis ekiplerinin durdurarak sigaralara el koyduklarını, sigaraların ...'a ait olduğunu söyleyerek suçlamayı inkar ettiği anlaşılmıştır. İddianamede müsaderesi talep edilen ... Kuruyemiş Gıda Tur. Nak. İth. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı bulunan.... plakalı nakil aracının 2010 model, ..... marka otomobil olduğu, malen sorumlu şirket temsilcisi ...'in; aracın kendisine ait olup, suç tarihinden 2 gün önce Karadeniz turuna gitmeleri için kızının arkadaşı olan ...'e kullanması için emaneten verdiğini ancak kaçak eşya taşınmasına muvafakatının olmadığını beyan ettiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanık ...'in kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağladığı anlaşılmakla ceza verilmesine yer olmadığına diğer sanıkların ise olay öncesinde ve sonrasında sürekli irtibat halinde oldukları, anlaşma çerçevesinde hareket ederek ele geçen sigaraları ticari amaçla satın aldıkları ve Ankara iline naklettikleri sırada yakalandıkları böylece üzerlerine atılı suçu işledikleri göz önüne alınarak mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... İdaresi vekili, sanıklar; ... ve müdafii, sanık ... ile sanık ... müdafinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmadan yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Sanık ...'nin yakalanma şekli, ele geçen kaçak eşya miktarı, aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun sanık tarafından işlendiği ve eşyanın ticari miktar ve mahiyette olduğu yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Sanık ...'nin suça konu kaçak sigaraların gümrüklenmiş değerinin iki katını kovuşturma aşamasında ödemesi halinde cezasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılacağının bildirildiği 02.04.2021 tarihli ödeme ihtarında, sanığa karar tarihine kadar süre verilmesi yerine duruşma gününe kadar süre verilmek suretiyle yanıltılması ve hakkında ödemediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Nakil Aracı Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2023/1626 Esas, 2023/3446 Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla nakil aracının iadesine ilişkin TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Verilen Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2023/1626 Esas, 2023/3446 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ağrı 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2024 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ... ve üç arkadaşı hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık ... ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanık ...’nin de temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmün müsadereye ilişkin fıkrasına karşı “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına” dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarihli ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilâmında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkûmiyet hükmünün sanık/sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanığın temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2) a-Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2023/3446 K sayılı kararıyla, sanık hakkındaki 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkûmiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere isteminin reddine dair ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf talebinin reddine verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere isteminin reddine ilişkin fıkrasının temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına, mahkûmiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkûmiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s.733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarihli ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. b- Bölge Adliye Mahkemelerince verilip temyiz edilen kararlarla ilgili temyiz incelemesi yapan Yargıtay Ceza Dairelerinin verebilecekleri kararlar 5271 sayılı CMK.nun 302 ve 303. maddelerinde gösterilmiştir. Kanunun 302. maddesinde “temyiz isteminin esastan reddi” ile “bozma”, 303. maddesinde ise “hukuka aykırılığın düzeltilmesi” verilebilecek kararlar olarak sayılmıştır. Bu iki maddede de “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması” diye bir tabir kullanılmamıştır. Kaldı ki 5271 sayılı CMK.ndaki temyiz incelemesi mantığına da “onama” tabiri uygun değildir. CMK.nda kural olarak temyiz nedenleriyle bağlılık esastır. CMK.nun 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık halleri dışında, yine Kanunun 301. maddesi uyarınca Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlarda temyiz incelemesi yapabilecektir. Temyize tabi kararda, hukuka kesin aykırılık dışında temyiz başvurusunda belirtilmeyen aykırılıklar olsa bile bozmaya konu edilemeyeceğinden, Kanun Koyucu bilinçli olarak denetime tabi “kararın onanması” tabirine de yer vermemiştir. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere isteminin reddine ilişkin kısmının “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ” yerine “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASI” yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 19.11.2024