Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2025/1232 E. , 2026/2044 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/110 E., 2024/1020 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, suça konu eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme n
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2025/1232 E. , 2026/2044 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/110 E., 2024/1020 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, suça konu eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ A.İlk Derece Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2023 tarihli ve 2020/682 Esas, 2023/486 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi yollamasıyla, 3/5, 3/10, 3/10-son, 5/2. ve 3/23. maddeleri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1, 50/1-a, 52/2 ve 52/4. maddeleri gereği sanığın hapisten çevrili 2.000,00-TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, suça konu eşya imha edildiğinden 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 Kanun'un 54/4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. B.İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 08.05.2024 tarihli ve 2024/110 Esas, 2024/1020 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi yollamasıyla, 3/5, 3/10, 3/10-son, 3/23 ve ve 5/2. maddeleri ve 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 50/1-a, 52/2 ve 52/4. maddeleri gereği sanığın hapisten çevrili 3.000,00-TL ve doğrudan verilme 20,00-TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13. maddesi yollamasıyla 5237 Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiştir. II.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Sanığın Temyiz İstemi; İstinaf Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü ile verilen cezayı kabul etmediğine, gerçek sigara sattığına, kaçak sigara satmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi; İstinaf Mahkemesince her ne kadar sanığın cezalandırılmasına ve verilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiş ise de; suçun niteliği, sanığın kastının yoğunluğu, suça konu ürünün miktarı, gümrüklenmiş değeri dikkate alındığında, tayin edilen cezanın üst sınırdan belirlenmesi ve 3/23. maddesine 7242 sayılı yasa ile eklenen indirim yapılacağına ilişkin hükmün uygulanmaması gerektiğine, eksik ceza tayin edildiğine, hükmün açıklanan sebeplerle bozulması talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan raporların yeterli olduğu, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek doğru biçimde belirlendiği, yapılan arama işleminin hukuka uygun olduğu, dosya kapsamında eksik incelemenin bulunmadığı ve suçun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşıldığından, sanık ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararında, sanık ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın daire çoğunluğuyla ihtilafımız sanıktan ele geçen suça konu eşyanın hukuka aykırı yöntem ile elde edilip edilmediğine ilişkindir. Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2013/610-5 12... /569-2022/10 EK sayılı kararlarında da izah edildiği üzere; Ceza muhakemesinin kurallarının uygulanmaya başlaması "Başlangıç şüphesi" ile olmaktadır. Başlangıç şüphesinin, dayandığı deliller basit, diğer aşamalarda elde edilebilecek delillere göre yetersiz veya sayıca az olmakla birlikte en azından belirti düzeyinde delillere dayanıyor olması ve bir suçun işlendiği yolunda akla ve mantığa uygun bir şüphe ortaya koyması gerekmektedir. Bu bakımdan somut olaylara dayanmayan, soyut iddia ve tahminler başlangıç şüphesi olarak kabul edilemeyecek, buna karşılık başlangıç şüphesinin belirli bir kişiye yönelmesi de gerekmeyecektir. Ortada bu nitelikte bir şüphe yokken ceza muhakemesi soruşturmasının başlatılması ve koruma tedbirlerine müracaat edilmesi hâlinde, bu işlemin kaynağı hukuki olmayacaktır. Suç işlendiği izlenimi yaratan bir durumun ihbar, şikâyet veya resen yetkili makamlar tarafından öğrenilmesi üzerine durum derhâl Cumhuriyet savcısına bildirilip, alınan talimatlar doğrultusunda konunun araştırılması gerekmektedir. Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresini başlatacak olan şüphenin somut olayda bulunup bulunmadığını takdir edecek, soruşturma başlatacak şüphe olduğunu değerlendirmesi durumunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için emrinde bulunan adli kolluk görevlileri aracılığı ile şüphelinin lehinde ve aleyhine olan bütün delilleri toplayıp, şüphelinin haklarını korumak için gerekli olan tedbirleri alacaktır. Adli kolluk görevlileri el koyduğu olayları, uyguladığı tedbirleri Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve aldığı emirleri yerine getirmek zorundadır. Ceza muhakemesinde yapılan işlemlerin tekrarlanma fırsatının olmaması, sürecin hızlı işlemesi nedeniyle adli kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısından aldığı talimatlara uygun bir biçimde delil toplaması, toplanan delilleri muhafaza etmesi ve yetkililere teslim etmesi gerekmektedir. Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir. Hukuka aykırılık bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının çerçevesi ve kapsamı belirlenirken gerek pozitif hukuk kurallarına gerekse temel hak ve hürriyetlere ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı hâlinde hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2001 tarihli ve 2-2 sayılı kararında: “Hukuka aykırılık en başta milli hukuk sistemimiz içinde yürürlükteki tüm hukuk kurallarına aykırılık anlamına gelir. Bu çerçeve içinde, anayasaya, usulüne uygun olarak kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere, kanunlara, kanun hükmünde kararnamelere, tüzüklere, yönetmeliklere, içtihadı birleştirme kararlarına ve teamül hukukuna aykırı uygulamaların tümü hukuka aykırılık kavramı içinde yer alır. Bunun dışında, hukuk sistemimiz, hukukun genel ilkeleri adı verilen ve uygar dünyanın tüm medeni ülkelerinde uygulanan kuralları da hukuk kuralı olarak kabul etmektedir. Hukukun genel ilkelerinin neler olduğu konusunda bir belirsizlik olsa da, hukukun genel ilkelerinin hukuki bağlayıcılığı bulunduğu gerek uygulamada gerekse doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkememiz de birçok kararında, hukukun genel ilkelerinin varlığını kabul etmenin hukuk devletinin gereklerinden biri olduğunu ve bu ilkelerin yasa koyucu tarafından dahi yok edilemeyeceğini hükme bağlamıştır (Örneğin, E. 1985/31. K. 1986/1, KT. 17.3.1986, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S.22. s.115). Anayasa Mahkemesi’nin bu görüşleri çerçevesinde hukukun genel ilkeleri, yasalardan, hatta Anayasa’nın değiştirilebilir hükümlerinden de üstün bir konuma getirilmiştir” denilmektedir. Bu itibarla aramanın hukuka uygun olup olmadığı arama tedbirine başvurulma şartları ve uygulanmasıyla ilgili gerek pozitif hukuk kuralları gerekse evrensel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla belirlenmelidir. Hukuka aykırı olarak yapılan aramanın hem ceza muhakemesi hukuku, hem maddi ceza hukuku, hem de tazminat hukuku bakımından bir takım müeyyideleri ortaya çıkabilecektir. Aramanın hukuka aykırı olmasının ceza muhakemesi açısından sonucu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınamamasıdır. 5271 sayılı CMK7nın 119/4.maddesinde; Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde; "1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenlemeyle hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki, aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Hukuka aykırı aramanın maddi ceza hukuku bakımından yaptırımı ise eylemin suç teşkil etmesidir. 5237 sayılı TCK'nın "haksız arama" başlıklı 120. maddesinde hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisinin üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür. Nihayet, aramadaki hukuka aykırılıklar gerek Devletin, gerekse arama kararını veren veya uygulayan kamu görevlilerinin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilecektir. Bu kapsamda 5271 sayılı CMK'nın 141/1. maddesinde aramanın amacıyla orantılı olmayacak biçimde ölçüsüz gerçekleştirilmesi durumunda kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri öngörülmüştür. Bu açıklamalar ışığında; 13/07/2019 günü Cimer' e yapılan ihbarda ... market isimli iş yerinde ruhsatsız içki satıldığının bildirilmesi üzerine 22/07/2019 günü iş yerinde yapılan kontrolde iş yerinde TPDK belgesi olmaksızın alkol ve sigara satışı yapıldığı tespit edilerek çeşitli markalarda toplam 57 adet sigara ve 17 şişe alkolün muhafaza altına alması şeklindeki olayda; suçüstü hâlinin varlığından söz edilemeyeceği, bu suretle alınan ihbar üzerine 5271 sayılı CMK'nın 2/e, 1 61... sayılı PVSK'nın Ek 6. maddeleri uyarınca derhâl Cumhuriyet savcısına olayın haber verilip Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve CMK’nın 1 16... . maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri veya mahkemeden alınacak adli arama kararı uyarınca sanığın üzeri ve eşyası aranması gerekirken sanığın işyerinde bulunan suç eşyalara ilişkin gerçekleştirilen arama işleminin usulüne uygun verilmiş bir yazılı arama emri veya adli arama kararı bulunmaksızın gerçekleştirildiği, ayrıca bu aramanın 5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesine aykırı olarak iki işlem tanığı olmadan zapt altına alındığı, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğu, suç konusu kaçak sigarlara ve içkilerin hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde bulunması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası ve 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı, öte yandan yasak delilin uzak etkisi olarak bu delilden türeyen ikrarında karara etkisi olamayacağı gözetilerek sanığa atılı suçtan beraati gerekçesi ile sayın çoğunluğun kararlarına iştirak edilmemiştir.