Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2025/5386 E. , 2025/13348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/398 E., 2024/565 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kur
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2025/5386 E. , 2025/13348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/398 E., 2024/565 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61. maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurları dikkate alınması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz etmeyen fiilinin, teşdidi gerektirmediği halde, temel ceza belirlenirken teşdit uygulanması suretiyle hüküm tesis edilmesi, Kabule göre ise, 1.Suç tarihi, suçun işleniş biçimi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, sanığa atılı eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/5. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/5, ve 3/23. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetilerek, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/5. maddesi ile 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/5, 3/23. ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri yerine, sanık hakkında 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/5. maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra somut olaya tatbiki mümkün bulunmayan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesinin uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması, 2.7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı ve sanığın 22.12.2020 tarihinde kamu zararı kapsamında ödediği 4.437,00 TL' de gözetilerek, suça konu kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarından sanığın ödediği tutar da mahsup edilmek suretiyle, sanık tarafından hüküm verilinceye ödeme yapılması halinde 5607 sayılı Kanun'un 5/2. fıkrası uyarınca cezasında yarı oranında indirim yapılacağının ihtar edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3.Dosya arasında bulunan ve Gümrük İdaresi tarafından hesaplanan kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında suça konu eşyanın toplam CIF değerinin 4.000,00 TL, bilirkişi raporunda ise toplam CIF değerinin 4.295,00 TL olarak belirtildiği anlaşılmakla, suça konu eşya yönünden hesaplanan bu CIF değerlerine yönelik aradaki çelişki giderildikten sonra yeniden KEMT varakası alınması suretiyle sonucuna göre 5607 sayılı Kanun'un 3/23. ve 5/2. maddelerinin uygulanması hususunun değerlendirilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, 4.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3/5. maddesinde düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü..” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılam usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü " yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.11.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: 5607 sayılı Kanun'a muhalefetten bozma üzerine HAGB açıklanarak mahkumiyet ve müsadereye hükmedilmiş; sübut yerinde görülmüş ancak teşdit, karma kanun uygulaması, etkin pişmanlık, CIF değeri çelişkisi ve basit yargılama usulü yönlerinden aykırılık saptanmıştır.
Hukuki İlke: Vehamet arz etmeyen fiile teşdit uygulanamaz; suç tarihindeki 6455 sayılı değişik 5607 s. 3/5 ile sonraki değişikliklerin ayrı ayrı uygulanıp karşılaştırılması gerekir (karma uygulama yasağı); üst sınırı iki yıl olan suçta, Anayasa Mahkemesinin 2020/16 E. 2020/33 K. iptali sonrası CMK 251 basit yargılama usulü sanık lehine (dörtte bir indirim) değerlendirilmelidir.
Uygulama Sonucu: Bozma
Dava Strateji Notu: Üst sınırı iki yıl olan kaçakçılık suçlarında, AYM iptali sonrası kovuşturma aşamasına geçmiş dosyalarda dahi basit yargılama usulü (CMK 251, dörtte bir indirim) uygulanabilir; ayrıca farklı tarihli kanunların karma uygulanması yasaktır.