KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/1795 E., 2010/403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2010
Karar Metni
1.004 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 102 ada 122 parsel sayılı 3911,10 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü ... adına, 162 ada 100 parsel sayılı 7564,57 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise miras hakkına, paylaşmaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... ve ... adlarına paylı olarak tespit edilmiştir.
Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka, tapu kaydına, tapu dışı yolla satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dava konusu 102 ada 122 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 06.04.2004 tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli 296,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ve davalılar adına paylı olarak,
aynı haritada (B) harfi ile işaretli 1240,22 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına iştiraken, aynı haritada (E) harfi ile işaretli 2374,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün ... ... mirasçıları ile ... adlarına paylı olarak tapuya tesciline, 162 ada 100 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın ise reddi ile tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece dava ve temyize konu 102 ada 122 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişinin raporuna ekli haritada (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün ... oğlu ... mirasçıları adına, (B) harfi ile işaretlenen taşınmaz bölümünün ... ... mirasçıları adına, (E) harfi ile işaretlenen taşınmaz bölümünün ise ... ... mirasçıları ile ... adlarına paylı olarak tapuya tesciline, 162 ada 100 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı ...’un tutunduğu 04.04.1979 tarih 262 ve 263 sayılı tapu kayıtlarının dava konusu 102 ada 122 parsel sayılı taşınmaza uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu 04.04.1979 tarih 262 ve 263 sayılı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, taşınmazın tutunulan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
2- Davacı ...’un dava konusu 162 ada 100 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ... oğlu ...’dan kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Saptanan dava niteliği ile az yukarıda, vurgulanan, hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan, araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde,
taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği, yerel bilirkişi ve tanıklara sorularak olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli,
sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı,
gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/1795, K. 2010/403, 29 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama