KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3553 E., 2010/2686 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 242 ada 7 parsel sayılı 29426,72 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 242 ada 4, 5 ve 6 parsel sayılı sırasıyla 667.82 m², 616.88 m², 940.82 m² yüzölçümündeki taşınmazlar da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ayrı ayrı davacılar ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
Davacılar ..., ..., ..., ... ..., ... ... ve ... kadim yayla yolunun paftasında gösterilerek yeniden ihdas edilmesi gerektiğini öne sürerek ve 242 ada 7 parsel sayılı taşınmaza da miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında 141 ada 1, 2, 3 ve 142 ada 2 parsel sayılı taşınmaz malikleri ..., ..., ... ... ve ... davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece davacıların davasının kısmen kabul kısmen reddine, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, 242 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, dava konusu yolun uzman bilirkişiler ... ... ve ... ... tarafından düzenlenen 9.1.2009 günlü ek raporda gösterdikleri şekli ile paftasına işlenmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 242 ada 7 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümler üzerinde davalı ... lehine 3402 sayılı yasanın 14.maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğundan bahisle hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kadastroca yapılan tespiti sırasında herhangi bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında da taraflarca bir belgeye dayanılmamıştır. Hal böyle olunca uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuz olup zilyetlik olgusu mahkemece yeterince araştırılmadan hüküm kurulmuştur.
O halde; yeniden yapılacak keşifte dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de çekişmeli taşınmaz başında Usulün 259. maddesi hükmü uyarınca ayrı ayrı dinlenerek,
çelişki duraksamasız giderilmeli, ayrıca davacıların taleplerine konu olan yayla yolunun da kadim yol olup olmadığı sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişiler aracılığıyla yolun hangi taşınmazlardan geçtiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalıdır.
Yerel ve uzman bilirkişilerce tespit edilecek yolun davacılar adına tespit gören ve dava konusu da yapılmayan 242 ada 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığının belirlenmesi halinde bu taşınmazlar açısından dava açılmasında hukuki yararın olmadığı, hakimin HUMK'un 74. maddesi hükmüne göre istemle bağlı olup istem dışına çıkamayacağı hususlarını dikkate alarak buna göre karar vermesi gerekir.
Mahkemece aynı şekilde 141 ada 1, 2, 3 ve 142 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara usulüne uygun olarak dava açılmadığı halde adı geçen taşınmaz malikleri yargılama sırasında davaya dahil edilmiştir. Islah yolu ile hasım değiştirilemeyeceği gibi dahili dava yoluyla da değiştirilemez. Adı geçen taşınmaz maliklerinin pasif husumet ehliyetleri bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3553, K. 2010/2686, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama