KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/4169 E., 2010/2863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
Karar Metni
678 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 1106 ve 1210 parsel sayılı sırasıyla 7.750 m2 ve 16.500 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı ... Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Kadastro komisyonunca itirazı reddedilen davacı ... ... ve ... tapu kaydına miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Davacı ...’nın yargılama sırasında ölmesi üzerine mirasçıları ... ve paydaşları davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalı ... Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı tarafın tutunduğu 24.6.1953 tarih ve 54 sayılı tapu kaydının dava konusu 1106 ve 1210 parsel sayılı taşınmazlara uyduğu, taşınmazlar üzerinde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı tarafın tutunduğu Şevval 81 tarih ve 21 sayılı sicilden gelen 19.9.1936 tarih ve 21 sayılı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritası Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmemiş ve keşif mahallinde uygulanmamıştır.
Ayrıca kadastro tutanağı kesinleşmiş olduğu anlaşılan dava konusu 1210 parsel sayılı taşınmaz hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde görevsiz mahkemece tescil hükmü kurulmuştur.
Mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma yöntemine uygun şekilde yapılmadığı gibi, tutanağı kesinleşen dava konusu 1210 parsel sayılı taşınmaz yönünden de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
1-Dava konusu 1210 parsel sayılı taşınmazın askı ilanının 10.2.1981-12.3.1981 günleri arasında yapıldığı, davanın ise 21.12.1981 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davanın askı ilan süresinin dolmasından sonra açıldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca dava konusu 1210 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği kuşkusuzdur.
Bu durumda 1210 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunludur.
Mahkemece dava konusu 1210 parsel sayılı taşınmaz yönünden mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin reddine, tutanak aslının tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne dosyanın ise görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
2- Davacı ...'nın dava konusu 1106 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Sicil ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kaydına dayanan davacı tarafın kayıt maliki ile akdi ve irsi ilişkisi saptandığı takdirde tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik kadastro çap örneği ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın iki tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının saptanması halinde önceki günlü doğru temele dayanan hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceğinin düşünülmesi,
dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde ise zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/4169, K. 2010/2863, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama